Şampiyonlar Ligi'nde ülkemizi temsil eden Galatasaray ve Avrupa Ligi'nde mücadele eden Fenerbahçe 5.maçlar ardından gruplarından istediğimiz yerdeler.
Galatasaray son haftaya 2. sırada giriyor ve son maçta grupta hiçbir şansı kalmayan Braga'yla oynayacaklar bu maçta avantajlı olmalarının yanında Cluj'de Manchester United deplasmanında olacak.Bir sürpriz olmadığı sürece Galatasaray 2.tura çıkacak gibi,aksi halde ise Avrupa Ligi'nde Avrupa yolculuğu devam edecek.İkinci hafta oynanan Braga maçından sonraki durumdan 3 haftada 7 puan alarak çıkan ve son maçta içeride Manchester United'ı yenmeyi başaran Galatasaray uzun süre sonra Şampiyonlar Ligi'nde gruptan çıkan Türk takımı olmaya çok yakın.Fatih Terim'de Galatasaray başında ilk kez bu heyecanı yaşamaya çok yaklaştı.Umarım son maçta da kazanarak diğer maçın sonucuna bakmadan ikinci tura çıkacaklar.
Fenerbahçe'ye baktığımız zaman ise gerçekten harika bir tablo çizdiklerini görüyoruz.İlk maçta Marsilya'ya şanssız bir şekilde verilen bir puandan sonra rakiplerine puan vermeyen Kanarya oynadığı dört maçta dört galibiyet almayı başardı üstelik bu maçların üçü deplasmann maçları.Ael Limasol'u çıkarırsak Marsilya ve Gladbach önünde alınan zaferler çok önemli.Bu maçlardan Almanya deplasmanını çıkarırsak Fenerbahçe'nin bu galibiyetleri iyi futbol oynamadan aldığını görüyoruz.Göze hoş gelmesede iyi bir taktik-disiplin içinde oynayan Fenerbahçe liderliği garantilemiş durumda.Bu kadroyla hedeflerin büyük olması lazım.İlerleyen turlarda başarılar Fenerbahçe...
23 Kasım 2012 Cuma
4 Kasım 2012 Pazar
Yılmaz Vural Heyecanı
Elazığspor bugün ligde ki ilk galibiyetini Gençlerbirliği deplasmanında aldı.Takımın başında üçüncü maçına çıkan Yılmaz Vural'ın ise takımı toparladığı görülüyor.Geldiğinden beri deplasmanda Orduspor ve içeride Eskişehirspor beraberliklerinden sonra bugün alınan galibiyetle Elazığspor nefes aldı.Özellikle bugün Aydın Karabulut'un oyunu dikkat çekiciydi.Ama en güzel kare 2.gol ve maçın bitiş düdüğünün ardından Yılmaz Hoca'nın sevinçleriydi.İyi bir başlangıç yapan hocanın ilerleyen dönemde başarılı olup olamayacağını merakla bekliyorum.
İşte o gol sevinci http://www.ligtv.com.tr/haber/altta-kalanin-cani-ciksin
İşte o gol sevinci http://www.ligtv.com.tr/haber/altta-kalanin-cani-ciksin
30 Ekim 2012 Salı
Süper Ligde 9.Hafta
Süper Ligde 9.Haftayı geride bıraktık.Birbirinden heyecanlı maçlara sahne olan haftaya bi göz atalım.
Hafta Cuma günü Beşiktaş'ın Kasımpaşa galibiyeti ile başladı.Özellikle bu maçta Kasımpaşa herkesin beklentilerinin altında kaldı.Sürpriz bir şekilde Metin Diyadin'i yollayıp Şota'yı takımın başına getiren Kasımpaşa'nın futbolunda inanılmaz bir gerileme var.Beşiktaş'a bakacak olursak Fernandes iyise Beşiktaş iyi diyebiliriz.Bu rahat galibiyet takıma özgüven kazandıracaktır.Oğuzhan'ın formuda Beşiktaş için sevindirici.

Lider Galatasaray,Kayserispor'u 3-0 gibi net bir skorla geçerek Ekim ayının ilk galibiyetini aldı.Özellikle ilk yarıda oynanan atak futbol skoru getirdi.Umut-Burak formuda Elmander'in yokluğunda Galatasaray için önemli.Kayserispor'da ise Prosinecki henüz istediği sistemi takıma oturtamamış güzüktü.

Trabzonspor-Bursaspor maçı beklentilerimin altında bir maçtı.Tempo oldukça düşüktü.Trabzonspor'un daha tempolu oynaması lazım.Batalla'nın tek golüyle kazanan Bursaspor ise sezon başı formundan uzak.

Antalyaspor'un deplasmanda Fenerbahçe'yi yenmesi ise haftanın sürprizi oldu.İsaac-Tita-Afellay-Diarra dörtlüsüyle ortalamanın üstünde bir hücum hattına sahip olan Antalyaspor bu dörtlünün yaratıcılığından faydalanarak Saraçoğlu'nda 3 gol bulmayı başardı.Fenerbahçe ise haftalardır kötü oynamanın cezasını bu maçta çekti.Sakatlıklarda etkili tabiki ama Fenerbahçe,Sow'un sırtına binmiş gidiyor görüntüsü içinde.Kuyt'un form düşüklüğü aşikar yine Krasic tanınmaz halde.Bu oyuncuların kendilerini toparlamasıyla sakatlıkların da dönmesiyle yine etkili bir takıma dönüşeceklerdir.

Oynanan diğer maçlarda ise Gaziantepspor'un Orduspor'u 3-0 yenmesi sürpriz oldu.Bu mağlubiyetle ligde namağlup takım kalmamış oldu.Gaziantep'te bu skorla biraz nefes almış oldu.Yine Akhisar'ın deplasmanda Sivasspor'un yenmesi büyük bir sürpriz oldu.Kadrosu bu ligin çok altında olan Akhisar için bu puanlar çok önemli.Gençlerbirliği ise Karabük'te savunmayı aşmayı başaramadı ve 1 puanla yetindi.Elazığspor ise Yılmaz Vural'ın gelişiyle beraberlik takımı havasına büründü ama bulundukları yerden çıkmaları için galibiyetlere ihtiyaçları var.Mersin İY ise iyi oyunlarını bu hafta aldıkları 3 puanla taçlandırdılar.
HAFTANIN TAKIMI:Antalyaspor
HAFTANIN GOLÜ:Fernandes(Beşiktaş)
Hafta Cuma günü Beşiktaş'ın Kasımpaşa galibiyeti ile başladı.Özellikle bu maçta Kasımpaşa herkesin beklentilerinin altında kaldı.Sürpriz bir şekilde Metin Diyadin'i yollayıp Şota'yı takımın başına getiren Kasımpaşa'nın futbolunda inanılmaz bir gerileme var.Beşiktaş'a bakacak olursak Fernandes iyise Beşiktaş iyi diyebiliriz.Bu rahat galibiyet takıma özgüven kazandıracaktır.Oğuzhan'ın formuda Beşiktaş için sevindirici.


Trabzonspor-Bursaspor maçı beklentilerimin altında bir maçtı.Tempo oldukça düşüktü.Trabzonspor'un daha tempolu oynaması lazım.Batalla'nın tek golüyle kazanan Bursaspor ise sezon başı formundan uzak.

Antalyaspor'un deplasmanda Fenerbahçe'yi yenmesi ise haftanın sürprizi oldu.İsaac-Tita-Afellay-Diarra dörtlüsüyle ortalamanın üstünde bir hücum hattına sahip olan Antalyaspor bu dörtlünün yaratıcılığından faydalanarak Saraçoğlu'nda 3 gol bulmayı başardı.Fenerbahçe ise haftalardır kötü oynamanın cezasını bu maçta çekti.Sakatlıklarda etkili tabiki ama Fenerbahçe,Sow'un sırtına binmiş gidiyor görüntüsü içinde.Kuyt'un form düşüklüğü aşikar yine Krasic tanınmaz halde.Bu oyuncuların kendilerini toparlamasıyla sakatlıkların da dönmesiyle yine etkili bir takıma dönüşeceklerdir.

Oynanan diğer maçlarda ise Gaziantepspor'un Orduspor'u 3-0 yenmesi sürpriz oldu.Bu mağlubiyetle ligde namağlup takım kalmamış oldu.Gaziantep'te bu skorla biraz nefes almış oldu.Yine Akhisar'ın deplasmanda Sivasspor'un yenmesi büyük bir sürpriz oldu.Kadrosu bu ligin çok altında olan Akhisar için bu puanlar çok önemli.Gençlerbirliği ise Karabük'te savunmayı aşmayı başaramadı ve 1 puanla yetindi.Elazığspor ise Yılmaz Vural'ın gelişiyle beraberlik takımı havasına büründü ama bulundukları yerden çıkmaları için galibiyetlere ihtiyaçları var.Mersin İY ise iyi oyunlarını bu hafta aldıkları 3 puanla taçlandırdılar.
HAFTANIN TAKIMI:Antalyaspor
HAFTANIN GOLÜ:Fernandes(Beşiktaş)
13 Ekim 2012 Cumartesi
Romanya Maçının Ardından
Milli Takımı'mız dün akşam Kadıköy'de Romanya'ya 1-0 mağlup oldu ve gruptan çıkma yolunda çok ağır bir yara aldı.Salı akşamı Macaristan ile deplasmanda karşılaşacak olan takımımızın durumuna bi göz atalım.

Dünkü maça baktığımızda herşeyden önde kaybedilen 3 puan çok önemli.Romanya puanını 9 yaptı ve biz Romanya deplasmanına gideceğiz.Aradaki 6 puanlık farkı kapatmak için eksta galibiyetlere ihtiyacımız olabilir,bunlardan biri de bence Salı akşamı Macaristan deplasmanı.Maça geçecek olursak başlıca sorunumuzun topu tempolu çeviremememiz olduğunu düşünüyorum.Top dönerken temposu çok düşük kalıyor ve topsuz oyunda oyuncularımızda çok statik kalıyor,daha hareketli olup boş alan yaratmaları lazım oysaki.Arda hareketlendirmeye çalışsada gerek Hamit gerek Sercan beklere gerekli boşluğu sağlayamadıkları için onlardan sıfıra inip tehlikeli ortalar izleyemedik.Yine Mehmet'e Emre'ye de şut imkanı sağlayamadık.Romanya gibi kapanan takımlara karşı topu daha hızlı çevirmemiz ve boşluklar yaratmamız lazım.Braga maçında Galatasaray'da aynı sıkıntıyı yaşadı.Zaten Romanya,Braga'ya benzer bir futbol ortaya koydu.Ben özellikle Nuri'nin kenarda fazla beklediğini düşünüyorum,Arda yaratıcılık konusunda fazla yanlız kaldı dün,özellikle Emre bu konuda beklentimin altında kaldı.Yine ilk milli maç heyecanı yaşayan Emre Çolak'ı sağ açığa hapsetmek yerine ortaya alıp orada onun yaratıcılık meziyetlerinden faydalanabilirdi Abdullah Hoca.

Artık bu maç geride kaldı önümüzde ki Macaristan maçı çok kritik,kazanırsak bizim için harika olur ve bence bu maçı telafi etmiş oluruz,sadece 2.liği garantileme fırsatını kaçırmış oluruz.Burak,Selçuk ve Topal kadrodan çıkarıldı bugün.Selçuk'un sakat olduğu için çıkarıldığına inanmak istiyorum.Macaristan maçında Topal'ın yerine Nuri oynayacaktır.Bu ortada daha yaratıcı bir takım vaad etmekle beraber geri dönüşlerde sıkıntı yaratabilir.Yine Mevlüt'ün de 11'de başlayacağını düşünüyorum.Umut sağdan gelip forveti tamamlarken daha iyi oynuyor.En öenmlisi bu maçta 1 puan cepte oynamamız geriye düşersek korkunç bir senaryo yaşanabilir.O yüzden son dakikaya kadar sakin kalmamız lazım.Macaristan saldıracaktır illaki açık alanlar buluruz ve umarım kazanırız
Dünkü maça baktığımızda herşeyden önde kaybedilen 3 puan çok önemli.Romanya puanını 9 yaptı ve biz Romanya deplasmanına gideceğiz.Aradaki 6 puanlık farkı kapatmak için eksta galibiyetlere ihtiyacımız olabilir,bunlardan biri de bence Salı akşamı Macaristan deplasmanı.Maça geçecek olursak başlıca sorunumuzun topu tempolu çeviremememiz olduğunu düşünüyorum.Top dönerken temposu çok düşük kalıyor ve topsuz oyunda oyuncularımızda çok statik kalıyor,daha hareketli olup boş alan yaratmaları lazım oysaki.Arda hareketlendirmeye çalışsada gerek Hamit gerek Sercan beklere gerekli boşluğu sağlayamadıkları için onlardan sıfıra inip tehlikeli ortalar izleyemedik.Yine Mehmet'e Emre'ye de şut imkanı sağlayamadık.Romanya gibi kapanan takımlara karşı topu daha hızlı çevirmemiz ve boşluklar yaratmamız lazım.Braga maçında Galatasaray'da aynı sıkıntıyı yaşadı.Zaten Romanya,Braga'ya benzer bir futbol ortaya koydu.Ben özellikle Nuri'nin kenarda fazla beklediğini düşünüyorum,Arda yaratıcılık konusunda fazla yanlız kaldı dün,özellikle Emre bu konuda beklentimin altında kaldı.Yine ilk milli maç heyecanı yaşayan Emre Çolak'ı sağ açığa hapsetmek yerine ortaya alıp orada onun yaratıcılık meziyetlerinden faydalanabilirdi Abdullah Hoca.

Artık bu maç geride kaldı önümüzde ki Macaristan maçı çok kritik,kazanırsak bizim için harika olur ve bence bu maçı telafi etmiş oluruz,sadece 2.liği garantileme fırsatını kaçırmış oluruz.Burak,Selçuk ve Topal kadrodan çıkarıldı bugün.Selçuk'un sakat olduğu için çıkarıldığına inanmak istiyorum.Macaristan maçında Topal'ın yerine Nuri oynayacaktır.Bu ortada daha yaratıcı bir takım vaad etmekle beraber geri dönüşlerde sıkıntı yaratabilir.Yine Mevlüt'ün de 11'de başlayacağını düşünüyorum.Umut sağdan gelip forveti tamamlarken daha iyi oynuyor.En öenmlisi bu maçta 1 puan cepte oynamamız geriye düşersek korkunç bir senaryo yaşanabilir.O yüzden son dakikaya kadar sakin kalmamız lazım.Macaristan saldıracaktır illaki açık alanlar buluruz ve umarım kazanırız
4 Ekim 2012 Perşembe
''Alex'ten sonraki ilk maç'' Gladbach-Fenerbahçe Maç Önü Yazısı
Haftaiçinde Alex'in sözleşmesinin fesh edilmesinden sonra Fenerbahçe ilk maçına çıkıyor.Fenerbahçe ne kadar kaos içinde gibi gözüksede Gladbach'ta pek parlak durumda değil.Bundesliga'da 6 hafta geride kalırken sadece 6 puan alabilen Alman ekibi bu maça çıkış maçı olarak bakıyor.İlk maçlarında berabere kalan iki takım kozlarını bu gece 22.05'te paylaşıyor.

Alex'in takımdan olaylı bir şekilde ayrılmasının üstünden 3 gün geçmesinin ardından bu maça çıkacak olan Fenerbahçe'de Yobo ve Mehmet Topuz'un ufak sakatlıkları bulunuyor.İki oyuncuda ilk 11'de olmayacak.Fenerbahçe'nin sahaya Volkan,Gökhan-Bekir-Egemen-Hasan,Cristian-Mehmet Topal-Meireles,Kuyt-Caner-Sow 11'i ile çıkmasını bekliyoruz.Aykut Kocaman'ın bu zorlu maçta,Alex'ten sonra ki ilk maçta 4-3-3 sistemi ile sahaya çıktığını görüyoruz.Bu sistemde Kuyt bol bol Sow'un yanına gelip orayı çiftleyecektir.Skorun gidişine göre de Krasic'in orta üçlüden biri ile değişip,Kuyt'u direk forvete alıp 4-4-2'ye de dönülebilir.Fenerbahçe'nin artık 4-2-3-1 veya 4-4-1-1 oynamayacağı kesin.Bu yüzden yeni sistemin oturması zaman alabilir.Bu geceki maçta ise herkesin kafasında Spartak Moskova deplasmanında ki maç olsun.Ona benzer oynayacaktır sarı-lacivertliler.Gladbach'a bakacak olursak onlarda ne kadar formsuz olsalar da çok tehlikeli ve özellikle içeride çok etkili oynayan bir takımlar.Akşam çok keyifli bir maç bizleri bekliyor.
Alex'in takımdan olaylı bir şekilde ayrılmasının üstünden 3 gün geçmesinin ardından bu maça çıkacak olan Fenerbahçe'de Yobo ve Mehmet Topuz'un ufak sakatlıkları bulunuyor.İki oyuncuda ilk 11'de olmayacak.Fenerbahçe'nin sahaya Volkan,Gökhan-Bekir-Egemen-Hasan,Cristian-Mehmet Topal-Meireles,Kuyt-Caner-Sow 11'i ile çıkmasını bekliyoruz.Aykut Kocaman'ın bu zorlu maçta,Alex'ten sonra ki ilk maçta 4-3-3 sistemi ile sahaya çıktığını görüyoruz.Bu sistemde Kuyt bol bol Sow'un yanına gelip orayı çiftleyecektir.Skorun gidişine göre de Krasic'in orta üçlüden biri ile değişip,Kuyt'u direk forvete alıp 4-4-2'ye de dönülebilir.Fenerbahçe'nin artık 4-2-3-1 veya 4-4-1-1 oynamayacağı kesin.Bu yüzden yeni sistemin oturması zaman alabilir.Bu geceki maçta ise herkesin kafasında Spartak Moskova deplasmanında ki maç olsun.Ona benzer oynayacaktır sarı-lacivertliler.Gladbach'a bakacak olursak onlarda ne kadar formsuz olsalar da çok tehlikeli ve özellikle içeride çok etkili oynayan bir takımlar.Akşam çok keyifli bir maç bizleri bekliyor.
16 Eylül 2012 Pazar
‘‘Sezon Başlarken’’ TBL’ye mercek
Basketbolda ligimizin başlamasına çok az bir zaman kaldı.Takımlar kadrolarını yavaş yavaş tamamlıyor,hatta çoğu tamamladı diyebiliriz.Bo McCalebb,Henry Domercant,Jordan Farmar,Patrick Chiristopher,Sammy Meija gibi flaş isimler ligimize geldi.Ligimiz gerçekten Avrupa’nın beklide en iyi,en çekişmeli ligi oldu.Kısaca takımlarımıza bakalım.
Son şampiyon Beşiktaş’tan başlayacak olursak takım büyük bir değişime gitti.Milangaz’ın sponsorluktan çekilmesinden sonra koç Ergin Ataman’la yollar ayrıldı ve geçen seneki takımdan sadece Serhat Çetin,Barış Hersek,Kartal Özmızrak ve Can Akın kaldı.Takımın başına Erman Kunter geldi ve ilk transferi eski öğrencisi Patrick Chiristopher’ı almak oldu.Onun dışında kadrosunu Tutku Açık,Cevher Özer,Muratcan Güler,Gasper Vidmar,Damir Markota,Vladimir Dasic ve Curtis Jerrels ile güçlendirdi Beşiktaş.Özellikle geçen sene kazanılan 3 kupadan sonra bu yeni kurulmuş takımın neler yapacağı merak konusu.Erman Kunter’in atletik bir takım oluşturduğunu söyleyebiliriz.Vidmar’ın Türk statüsüne geçmesiyle bir yabancı daha kadroya katılacaktır,bu Carlos Arroyo olurmu bunu hep birlikte göreceğiz.
Geçen sezon paralosını şampiyonluk olarak koyan fakat yarı finalde Beşiktaş’a elenen Galatasaray Medical Park’ta Haziran başı olaylı bir şekilde Oktay Mahmuti ile yollar ayrıldı.Onun gidişinden sonra iki senedir takımın temelini oluşturan oyuncularda bir bir ayrıldı takımdan.Takımın başına Ergin Ataman getirildi.Geçen sene takımdan Ender,Göksenin,Furkan,Sertaç dışında kimse kalmadı.Engin Atsür,Cenk Akyol,Ersin Dağlı,Jamont Gordon,Milan Macvan,David Hawkins ve Henry Domercant,Boniface N’dong takımın yeni oyuncuları oldu.Gelen yabancılar gerçekten taraftarı heyecanlandırıyor.Fakat şüphesiz en büyük hayal kırıklığı geçen sezon harika işlere imza atılan Euroleague’e katılamamak ama ben Galatasaray’ın Eurocup’ta en az Final4 görecek güçte olduğuna inanıyorum.Hawkins ve Domercant gibi iki kazanmayı bilen liderleri olmaları en büyük avantajları olacak.
Sezonun en flaş transferini şüphesiz Fenerbahçe Ülker yaptı,Bo McCalebb’in bu kadar top noktadayken ülkemize gelmesi gerçekten büyük iş.Fenerbahçe yönetimini kutlamak lazım.Onun dışında kadro Barış Ermiş,Romain Sato,Mike Batiste,David Andersen ve İlkan Karaman’la güçlendirildi.Tabi kiradan dönen Can Mutaf’ı da unutmamak lazım.Yabancılar göz kamaştırsa da ben İlkan transferinin Fenerbahçe için büyük kazanç olacağı görüşündeyim.Yeni koç Pianigiani yönetiminde sezona başlacak F.Bahçe takım olabilmeyi başarırsa büyük işlere imza atabilir.Onlar için artık hedef Euroleague olmalı ve bu kadroyla en azından Final4 görülmeli buna başarabilirlermi,neden olmasın…
Anadolu Efes geçen sezonun hayal kırıklıklarından özellikle oynanan sıkıcı basketbol ve kadro-verimlilik olarak çok geride kalmaları onlar için can sıkıcıydı.Yeni sezona koç Oktay Mahmuti ile başlayacak Efes kadrosunu Birkan Batuk,Semih Erden,Jordan Farmar gibi üst düzey oyuncularla güçlendirdi.Oktay Hoca geçen seneki en büyük yardımcısı Jamon Gordon’u da Galatasaray’dan Efes’e getiriyordu.Kinsey ve Lafayette ile yollarını ayıra Efes’te Oktay Hoca’yla hedef şampiyonluk ve tabiî ki Euroleague’de başarı.Pick and roll’u çok seven Mahmuti’nin özellikle Barac’ı bu sezon parlatacağını düşünüyorum bunu yaparkende en büyük yardımcısı şüphesiz Kerem Tunçeri olacaktır.Yine Jordan Farmar tek başına maç alabilecek bir oyuncu.
Son senelerin yükselen değeri Banvit bu sezon artık elle tutulabilir başarı istiyor.Koç Orhun Ene’nin elinde oturmuş bir takım ve başarıya aç bir kadro var.Bu kadro Sammy Meija,Vladimir Stimac,Dusan Cantekin ve Tufan Önen ile güçlendi.Ligde ilk 4’te olmasını beklediğim takımlardan bir tanesi Banvit.Artık gediklisi oldukları Eurocup’ta da son 4 görmeleri onlar için tatmin edici olacaktır.
Bunun dışında ligimizde yapılan diğer dikkat çekici transferler Mert Shumpert(Aliağa),Sean Marshall(Erdemir),David Holston(Mersin),Mehmet Yapmur(Olin Edirne),Boby Dixon-Jon Diebler(Karşıyaka),Jovo Stanojevic(Ankara),Dee Brown(Türk Telekom).Umarım zevkli,çekişmeli güzel bir sezon olur.
3 Eylül 2012 Pazartesi
Son Dakika Transferleri
Bilindiği ligimizde transfer 5 Eylül günü kapanıyor fakat Avrupa Kupaları'nda oynayacak Galatasaray ve Fenerbahçe'nin kadrolarını bu geceye kadar vermeleri gerekiyordu.Galatasaray,Şampiyonlar Ligi kura çekimi esnasında Ujfalusi'den gelen haberle sarsılmış ve buraya stoper ihtiyacı ortaya çıkmıştı.Fenerbahçe'de ise sezon başından beri Emre'nin eksikliği göze çarpıyordu.

Galatasaray stoper arayışında en önemli kıstas olarak ''şampiyonlar ligi tecrübesi''ni baz alarak oyuncu arıyordu.Ve bunun paralelinde defansa kaptanlık yapacak,defansı toparlayacak bir oyuncu olacaktı bu adam.Bu doğrultuda Lyon'un istikrarlı Brezilyalısı Cris kadroya katıldı.Tam 8 sezon Lyon forması giyen Cris,23 kez de Brezilya milli takımında forma giydi.Genel olarak hava toplarındanda ki etkinliği ve sert yapısıyla tanınan Cris'in lakabı ''Polis''.Bu lakabını kısa sürede olsa polislik yapmasından alıyor.Maliyetinin düşük olması ve sözleşmesinin sadece 1 senelik olması ona olan eleştirileri azaltıyor.Bence bu dönemde alınabilecek en iyi transferlerden biridir Galatasaray için.

Fenerbahçe ise 10 milyon euro bonservis bedeli ödeyerek Chelsea'nin Portekizli yıldızı Raul Meireles'i 4 seneliğine kadrosuna kattı.Meireles tranferini Fenerbahçe için nokta atışı olsada neden bu transferin Şampiyonlar Ligi elemelerinden elenince yapıldığı tartışılacaktır sanırım.Ama herşey bi yana Meireles birinci sınıf bir orta saha oyuncusu ve Fenerbahçe'nin istediği çift yönlü orta saha oyuncusu.Buradaki tek soru O'nun partnerinin kim olacağı bunun kararını verecek olan Aykut Hoca'dır tabi ki ama bence Cristian'ın Meireles'le oynaması daha iyi olur,ama şu an ki durumda Mehmet Topal oynayacak gibi duruyor.Her iki transferde her iki takıma hayırlı olur ve iki takımda Avrupa'da başarılı olurlar umarım.

Galatasaray stoper arayışında en önemli kıstas olarak ''şampiyonlar ligi tecrübesi''ni baz alarak oyuncu arıyordu.Ve bunun paralelinde defansa kaptanlık yapacak,defansı toparlayacak bir oyuncu olacaktı bu adam.Bu doğrultuda Lyon'un istikrarlı Brezilyalısı Cris kadroya katıldı.Tam 8 sezon Lyon forması giyen Cris,23 kez de Brezilya milli takımında forma giydi.Genel olarak hava toplarındanda ki etkinliği ve sert yapısıyla tanınan Cris'in lakabı ''Polis''.Bu lakabını kısa sürede olsa polislik yapmasından alıyor.Maliyetinin düşük olması ve sözleşmesinin sadece 1 senelik olması ona olan eleştirileri azaltıyor.Bence bu dönemde alınabilecek en iyi transferlerden biridir Galatasaray için.

Fenerbahçe ise 10 milyon euro bonservis bedeli ödeyerek Chelsea'nin Portekizli yıldızı Raul Meireles'i 4 seneliğine kadrosuna kattı.Meireles tranferini Fenerbahçe için nokta atışı olsada neden bu transferin Şampiyonlar Ligi elemelerinden elenince yapıldığı tartışılacaktır sanırım.Ama herşey bi yana Meireles birinci sınıf bir orta saha oyuncusu ve Fenerbahçe'nin istediği çift yönlü orta saha oyuncusu.Buradaki tek soru O'nun partnerinin kim olacağı bunun kararını verecek olan Aykut Hoca'dır tabi ki ama bence Cristian'ın Meireles'le oynaması daha iyi olur,ama şu an ki durumda Mehmet Topal oynayacak gibi duruyor.Her iki transferde her iki takıma hayırlı olur ve iki takımda Avrupa'da başarılı olurlar umarım.
27 Ağustos 2012 Pazartesi
‘‘Bir Garip Derbi’’ Beşiktaş-Galatasaray
Tarihin en erken oynanan derbisinde Beşiktaş sahasında Galatasaray’ı ağırladı.Maç öncesinde Galatasaray’ın ağır bastığı aşikardı ama her şeyi abartmaya bayılan medyamız bu favoriliğide abartmış ve Beşiktaş’a bir anlamda saygısızlık yapmıştı.Maç öncesinde Almeida’dan gelen sakatlık haberiyle sarsılan Beşiktaş’ta onun yerine Galatasaray’ı çok seven Holosko oynuyordu,yeni transfer Escude stoperde yerini almış,Toraman’da orta sahaya kaydırılmıştı,bekler yine devşirme Uğur ve Hilbert’ti.Galatasaray ise geçen sezonki ideal kadrosunda sadece Engin’in yerine Hamit ve Necati’nin yerine Umut değişiklikleri yapmıştı,sakatlıktan dönen Semih Ujfa’nın partneriydi.Cezası biten Burak ilk kez kadrodaydı.
Maça beklenildiği gibi Galatasaray etkili başladı.Henüz yirminci saniyede Umut golü atsa belki maç farka gidecekti.Derken 10.dakikada Fernandes’in ortasında Melo ters vuruşla topu kendi ağlarına yolluyordu.On dakika sonra bu gole Elmander’le cevap veriyordu Galatasaray.Özellikle savunma arkasına atılan toplarla etkili olan Galatasaray savunmada anlaşmazlıktan kaynaklanan pozisyonda Holosko’nun golüyle maçta ikinci kez geri düşüyordu.Tam ilk yarı böyle bitecek derken 45’te Umut’un golüyle takımlar soyunma odasına 2-2 lik eşitlikle giriyordu.İkinci yarıya Melo’nun yerine Amrabat’ı alarak başlayan Fatih Terim çok büyük bir hata yapıyor ve orta saha üstünlüğünü Beşiktaş’a devrediyordu.Daha sonra Hamit-Aydın değişikliğiyle ortadaki boşluk ayyuka çıkıyordu.İkinci yarının başında öne geçen Beşiktaş birkaç net pozisyondan da faydalanamamıştı.Özellikle Fernandes topu ayağına aldığı yer pozisyonda Galatasaray kalesinde etkili bir pozisyon buluyordu Kartal.85.dakikada Burak’ın düşmesine penaltı çalan hakem kötü yönetiminin üstüne çileğide koyuyordu.Maç boyu sayısız hata yapan Bülent Yıldırım verdiği bu penaltıyla Galatasaray’ın beraberliği yakalamasını sağlıyordu.Selçuk topa çok sert ve Cenk’in çıkaramayacağı yere vuruyordu.Maç burada kopmuştu iki takımda disiplinden tamamen koptu ve uzatmalarla beraber son on dakika çok gergin geçti.Sezonun ilk derbisi 3-3 bitiyordu.Belki skora bakarak güzel maçtı diyebiliriz ama sahada ki oyun ve atılan gollerin kalitesine baktığımızda gerçekten standartların altında bir maçtı.
Galatasaray,belki hakemin hediye penaltısıyla maçı berabere bitirdi diyebiliriz ama ben sahada daha çok Beşiktaş lehine yanlış karar verildiğini gördüm.İlk yarıda Hamit’in düşürülmesinde Cenk’in ufak da olsa bir müdahalesi var eğer Hamit orda kendini yerde tutsa belki hakem ona penaltı çalacaktı,çalsa da kimse bir şey demezdi tahminimce.Daha neti ise ikinci yarıda Emre’nin ayak dışı şutunda Hilbert’in koluna çarpıp dışarı giden topu görmemesi.Bu pozisyonda Hilbert’in kolu net şekilde açık ve bence %100 penaltı.Ayrıca uzatmalarda İbrahim'in Aydın topa vurduktan sonra ayağına vurmasına Aydın'a sarı kart göstererek müdahale etti hakem.Kısacası hem futbol kalitesiyle hem de hakem kararlarıyla derbi sezonu iyi başlamadı.Fakat Beşiktaş ikinci yarı gösterdiği mücahadeleyi sezon boyu gösterirse sezonu ilk 3 içinde bitirebilir.Özellikle Veli'yi sola atıp Oğuzhan'ı ortaya çekmek mantıklı bir hamle olabilir,tabi Beşiktaş'ın en önemli sorunu forvet olacak gibi duruyor.Almeida şu an sakat ve büyük ihtimal takımdan ayrılacak,Mustafa da dünün ardından 6 ay sahalardan uzak kalacak bu durum Beşiktaş'ı bir forvet transferi yapmaya zorlayabilir.Galatasaray ise bir an önce defansta yaşanan sıkıntıları ve konsantrasyon kaybını atlatmalı.
24 Ağustos 2012 Cuma
Yeni Model Barcelona
Dün gece oynanan Barcelona-Real Madrid maçıyla iki takımı da görme şansımız oldu.Pep Guardiola'dan boşalan teknik direktörlük koltuğuna hiç düşünmeden Tito Vilanova'yı getirmişti Barcelona.Transferde ise Jordi Alba ve Alex Song ile kadrosunu güçlendirdi Katalanlar.Real Madrid ise hiçbir değişiklik yapmadan yeni sezona başlamıştı.İlk yarısı temposuz geçsede,ikinci yarısı tam bir futbol şöleni olarak geçen maçı Barça 3-2 kazanarak ilk maçta avantajı eline geçirdi.Bende bu yazımda sizler için Barcelona'da neler değiştiğini yazacağım.

Kadrosunda isim olarak olmasada oyununun içinde bazı değişikliklere gitmişti Tito.Maça Valdez,Alves-Pique-Mascherano-Adriano,Busquets-Xavi-İniesta,Sanchez-Messi-Pedro ilk 11'i ile başladı Barcelona.Geçen sezon çoğu maçta yedek kalan ve formasını gençlere kaptıran Pedro sezonun ikinci resmi maçında da 11'de idi.Yine geçen sezonu ileri üçlünün solunda oynayan İniesta orta üçlüde Xavi ve Busquets'in partneri olmuştu.Messi yine ortada serbest oynuyor Alexis Sanchez'de Messi'nin sağında maça başlıyordu.Lig maçında 11 başlayan yeni transfer Alba yerine Adriano oynuyordu,henüz takımla çalışma fırsatı bulamayan Alex Song ise kadroda değildi.En çok merak edilen savunma tandeminde yine Mascherano,Puyol'u yedek bırakıyordu.Kadro bu şekildeydi anlayış olarak ise Barcelona'nın ilk bakışta daha fazla dikine oynadığı gözüküyordu.dikine oynamaktan kastım topu alan oyuncunun direk savunmanın arasına dalması ve pasların sıklıkla ceza sahasında doğru atılmasıydı.Böyle oynanan oyun göze daha hoş geliyor ve özellikle geçen sene bazı maçlarda sıkıldığımız oyunun eskisi gibi gözümüze hoş gelmesini sağlıyordu.Fakat Barça en büyük silahını yine değiştirmemişti.Oyunu bir kanada doğru çekip burada paslaşarak rakip defansı burayı doğru çekip daha sonra bir anda uzun bir pasla oyunun yönünü değiştirip pozisyon bulmak Barça'nın kilit oyunlarından biri hala.Özellikle bunu Alves'le yaptılar dün 2-3 kez.Alba'nın da takıma girişiyle her iki kanatta da bunu rahatlıkla yapabileceklerdir.
Barcelona'nın yeni sezonda da en büyük artısı yine orta sahası olacaktır.Busquets-Xavi-İniesta üçlüsüyle başa çıkabilecek bir orta saha ve direk bir takım yok gibi.Bu üçlünün hem ofansı hemde defansı ne kadar rahatlattığı ortada.Dün atılan 3.golde de ''Xaviesta''nın gücünü gördük hepimiz.Bu ikili bozulmadıkça Barcelona'nın sırtı yere gelmez gibi.Herkes tarafından asıl beyin olarak gösterilen Tito Vilanova'dan umutluyum bence bu sezon büyük başarılan yakayacaklar.Oyununda geçtiğimiz sezonlara göre daha keyif vereceğinin sinyallerini aldık.

Kadrosunda isim olarak olmasada oyununun içinde bazı değişikliklere gitmişti Tito.Maça Valdez,Alves-Pique-Mascherano-Adriano,Busquets-Xavi-İniesta,Sanchez-Messi-Pedro ilk 11'i ile başladı Barcelona.Geçen sezon çoğu maçta yedek kalan ve formasını gençlere kaptıran Pedro sezonun ikinci resmi maçında da 11'de idi.Yine geçen sezonu ileri üçlünün solunda oynayan İniesta orta üçlüde Xavi ve Busquets'in partneri olmuştu.Messi yine ortada serbest oynuyor Alexis Sanchez'de Messi'nin sağında maça başlıyordu.Lig maçında 11 başlayan yeni transfer Alba yerine Adriano oynuyordu,henüz takımla çalışma fırsatı bulamayan Alex Song ise kadroda değildi.En çok merak edilen savunma tandeminde yine Mascherano,Puyol'u yedek bırakıyordu.Kadro bu şekildeydi anlayış olarak ise Barcelona'nın ilk bakışta daha fazla dikine oynadığı gözüküyordu.dikine oynamaktan kastım topu alan oyuncunun direk savunmanın arasına dalması ve pasların sıklıkla ceza sahasında doğru atılmasıydı.Böyle oynanan oyun göze daha hoş geliyor ve özellikle geçen sene bazı maçlarda sıkıldığımız oyunun eskisi gibi gözümüze hoş gelmesini sağlıyordu.Fakat Barça en büyük silahını yine değiştirmemişti.Oyunu bir kanada doğru çekip burada paslaşarak rakip defansı burayı doğru çekip daha sonra bir anda uzun bir pasla oyunun yönünü değiştirip pozisyon bulmak Barça'nın kilit oyunlarından biri hala.Özellikle bunu Alves'le yaptılar dün 2-3 kez.Alba'nın da takıma girişiyle her iki kanatta da bunu rahatlıkla yapabileceklerdir.
Barcelona'nın yeni sezonda da en büyük artısı yine orta sahası olacaktır.Busquets-Xavi-İniesta üçlüsüyle başa çıkabilecek bir orta saha ve direk bir takım yok gibi.Bu üçlünün hem ofansı hemde defansı ne kadar rahatlattığı ortada.Dün atılan 3.golde de ''Xaviesta''nın gücünü gördük hepimiz.Bu ikili bozulmadıkça Barcelona'nın sırtı yere gelmez gibi.Herkes tarafından asıl beyin olarak gösterilen Tito Vilanova'dan umutluyum bence bu sezon büyük başarılan yakayacaklar.Oyununda geçtiğimiz sezonlara göre daha keyif vereceğinin sinyallerini aldık.
16 Ağustos 2012 Perşembe
Yeni Sezon Başlarken
Spor Toto Süper Lig'de 2012-2013 sezonunun perdesi yarın açılıyor.Yorucu geçen senenin ardından dinlenen takımlar artık yeni sezona hazır.Bizde 4 büyükler ağırlıklı olmak üzere takımlara genel bir değerlendirme yapalım.

GALATASARAY
Geçen sezonun şampiyonu Galatasaray geçen sezonun kadrosunu korudu.Şampiyon kadronun üstüne Burak,Hamit,Amrabat,Dany,Umut gibi kilit oyuncular alan Galatasaray kadro derinliği kazanmış durumda.Özellikle hücum hattındaki zenginlik göze çarpıyor.Sezona Süper Kupa morali ile başlayacak takımda bu sezonda en önemli koz Selçuk İnan olacak.Ama Galatasaray'ın aslında en önemli avantajı Fatih Terim.Fatih Hoca'nın her oyuncudan maksimum katkı alabilme yeteneği geçen sezon Emre ve Semih'i takımın değişmezlerinden yaptı.Bu örneklere baktığımız zaman bu sezonda böyle sürpriz isimleri görebiliriz.Lige en hazır ve en sorunsuz girecek takım gibi gözüken Galatasaray'da geçen seneki gibi muhtemel 11'in bulunması önemli.
Muhtemel 11 (4-4-2) :Muslera-Eboue-Semih-Ujfalusi-Hakan-Hamit-Melo-Selçuk-Amrabat-Burak-Elmander

FENERBAHÇE
Geçen sezonun Kupa Şampiyonu ve deyim yerindeyse lig finalisti Fenerbahçe'de kadrosunu güçlendiren takımlardan.Ziegler,Emre,Dia gibi önemli oyuncuularla yollarını ayıran sarı-lacivertliler kadrosunu Hasan Ali,Egemen,Mehmet Topal,Krasic,Kuyt gibi oyuncularla güçlendirdi.Özellikle defans hattını milli oyuncularla güçlendiren Fenerbahçe yabancı kontenjanını ileride kullanacak ki bu büyük bir avantaj.İlk Vaslui maçında eleştirilse de ikinci maçta çok iyi bir performans gösteren Fenerbahçe lige zor maç oynamış olarak başlıyor.Süper Kupa'da oynanan futbol hayal kırıklığı yaratsa da ben Fenerbahçe'nin 1-2 haftada hazır hale geleceğini düşünüyorum.
Muhtemel 11 (4-2-3-1) :Volkan-Gökhan-Yobo-Egemen-Hasan Ali-M.Topal-Cristian-Krasic-Alex-Stoch-Kuyt

BEŞİKTAŞ
Kadrosunda büyük revizyona giden ve çoğu yabancı oyuncusuyla yollarını ayıran Beşiktaş yeni sezona üzerinde baskı olmadan başlıyor.Kartal lige ne kadar iddasız başlasa da ben onların sezon sonunda ilk dört içinde olabileceğini düşünüyorum.Oynadıkları hazırlık maçlarında git gide iyiye giden bir performans çizdiler.Avrupa'da oynamayacak olmalarıda onların az yorulacak olmasından dolayı bir avantaj.Kendine oynayan bireysel oyunculardan kurtulan Beşiktaş daha iyi takım oyunu oynamaya çalışıyor.Fernandes takımın lideri ve Samet Aybaba'nın en güvendiği isim.Maçlarını bu sezonda İnönü'de oynayacak olan Beşiktaş iyi bir kimya tutturabilirse beklenenden çok daha iyi yerlere gelebilirler.
Muhtemel 11(4-3-3) :McGregor-Hilbert-İbrahim-Escude-İsmail-Necip-Veli-Fernandes-Olcay-Mustafa-Almeida

TRABZONSPOR Geçen sezonun gol kralı Burak Yılmaz'ı kaybeden Trabzonspor'da yeni sezonda kadrosunu bu transfer dışında pek değiştirmedi.Genel hatlarıyla 4-2-3-1 sistemiyle oynayan Karadeniz ekibi oturmuş kadrosuyla şampiyonluk adayları arasında.Şenol Güneş'in takımın başında olması takımın en büyük avantajı diyebiliriz.Alınacak forvetle beraber daha etkili bir takım olacak olan Trabzonspor'un en önemli oyuncusu yine Colman olacak gibi duruyor.
Muhtemel 11(4-2-3-1) :Tolga-Serkan-Bamba-Giray-Ferhat-Zokora-Colman-Volkan-Alanzinho-Olcan-Henrique

Dört büyükler haricinde Bursaspor,Eskişehirspor,Sivasspor,Gaziantepspor gibi takımları en hazır takımlar olarak görüyorum.Özellikle Avrupa Ligi'nde mücadele eden Bursaspor ve Eskişehirspor'un kadroları daha oturmuş ve lige daha hazır görünüyorlar.Onların haricinde Hector Cuper'li Orduspor,Kayserispor,İstanbul BŞB ve Gençlerbirliği ligin sürpriz takımlarından olabilir.Kadrosunu koruyan ve çok fazla takviye yapmayan Akhisar Belediyespor'u gerçekten merak ediyorum.Umarım zevkli,çekişmeli bir lig olur ve zevkli maçlar seyrederiz.55.sezon hayırlı olsun...

GALATASARAY
Geçen sezonun şampiyonu Galatasaray geçen sezonun kadrosunu korudu.Şampiyon kadronun üstüne Burak,Hamit,Amrabat,Dany,Umut gibi kilit oyuncular alan Galatasaray kadro derinliği kazanmış durumda.Özellikle hücum hattındaki zenginlik göze çarpıyor.Sezona Süper Kupa morali ile başlayacak takımda bu sezonda en önemli koz Selçuk İnan olacak.Ama Galatasaray'ın aslında en önemli avantajı Fatih Terim.Fatih Hoca'nın her oyuncudan maksimum katkı alabilme yeteneği geçen sezon Emre ve Semih'i takımın değişmezlerinden yaptı.Bu örneklere baktığımız zaman bu sezonda böyle sürpriz isimleri görebiliriz.Lige en hazır ve en sorunsuz girecek takım gibi gözüken Galatasaray'da geçen seneki gibi muhtemel 11'in bulunması önemli.
Muhtemel 11 (4-4-2) :Muslera-Eboue-Semih-Ujfalusi-Hakan-Hamit-Melo-Selçuk-Amrabat-Burak-Elmander

FENERBAHÇE
Geçen sezonun Kupa Şampiyonu ve deyim yerindeyse lig finalisti Fenerbahçe'de kadrosunu güçlendiren takımlardan.Ziegler,Emre,Dia gibi önemli oyuncuularla yollarını ayıran sarı-lacivertliler kadrosunu Hasan Ali,Egemen,Mehmet Topal,Krasic,Kuyt gibi oyuncularla güçlendirdi.Özellikle defans hattını milli oyuncularla güçlendiren Fenerbahçe yabancı kontenjanını ileride kullanacak ki bu büyük bir avantaj.İlk Vaslui maçında eleştirilse de ikinci maçta çok iyi bir performans gösteren Fenerbahçe lige zor maç oynamış olarak başlıyor.Süper Kupa'da oynanan futbol hayal kırıklığı yaratsa da ben Fenerbahçe'nin 1-2 haftada hazır hale geleceğini düşünüyorum.
Muhtemel 11 (4-2-3-1) :Volkan-Gökhan-Yobo-Egemen-Hasan Ali-M.Topal-Cristian-Krasic-Alex-Stoch-Kuyt

BEŞİKTAŞ
Kadrosunda büyük revizyona giden ve çoğu yabancı oyuncusuyla yollarını ayıran Beşiktaş yeni sezona üzerinde baskı olmadan başlıyor.Kartal lige ne kadar iddasız başlasa da ben onların sezon sonunda ilk dört içinde olabileceğini düşünüyorum.Oynadıkları hazırlık maçlarında git gide iyiye giden bir performans çizdiler.Avrupa'da oynamayacak olmalarıda onların az yorulacak olmasından dolayı bir avantaj.Kendine oynayan bireysel oyunculardan kurtulan Beşiktaş daha iyi takım oyunu oynamaya çalışıyor.Fernandes takımın lideri ve Samet Aybaba'nın en güvendiği isim.Maçlarını bu sezonda İnönü'de oynayacak olan Beşiktaş iyi bir kimya tutturabilirse beklenenden çok daha iyi yerlere gelebilirler.
Muhtemel 11(4-3-3) :McGregor-Hilbert-İbrahim-Escude-İsmail-Necip-Veli-Fernandes-Olcay-Mustafa-Almeida

TRABZONSPOR Geçen sezonun gol kralı Burak Yılmaz'ı kaybeden Trabzonspor'da yeni sezonda kadrosunu bu transfer dışında pek değiştirmedi.Genel hatlarıyla 4-2-3-1 sistemiyle oynayan Karadeniz ekibi oturmuş kadrosuyla şampiyonluk adayları arasında.Şenol Güneş'in takımın başında olması takımın en büyük avantajı diyebiliriz.Alınacak forvetle beraber daha etkili bir takım olacak olan Trabzonspor'un en önemli oyuncusu yine Colman olacak gibi duruyor.
Muhtemel 11(4-2-3-1) :Tolga-Serkan-Bamba-Giray-Ferhat-Zokora-Colman-Volkan-Alanzinho-Olcan-Henrique

Dört büyükler haricinde Bursaspor,Eskişehirspor,Sivasspor,Gaziantepspor gibi takımları en hazır takımlar olarak görüyorum.Özellikle Avrupa Ligi'nde mücadele eden Bursaspor ve Eskişehirspor'un kadroları daha oturmuş ve lige daha hazır görünüyorlar.Onların haricinde Hector Cuper'li Orduspor,Kayserispor,İstanbul BŞB ve Gençlerbirliği ligin sürpriz takımlarından olabilir.Kadrosunu koruyan ve çok fazla takviye yapmayan Akhisar Belediyespor'u gerçekten merak ediyorum.Umarım zevkli,çekişmeli bir lig olur ve zevkli maçlar seyrederiz.55.sezon hayırlı olsun...
15 Ağustos 2012 Çarşamba
''Maestro'' Selçuk İnan
Türk futbolunun son dönemde parlayan incisi O.Attığı gollerle,yaptığı asistlerle,verdiği akıl dolu paslarla son 2-3 senenin en çok konuşulan oyuncusu oldu Selçuk İnan.Geçen sene Galatasaray'a gelip şampiyonluğun belki de en önemli ismi olmayı başardı Selçuk İnan.

10 Şubat 1985'de Hatay'da doğdu Selçuk,futbola da şehrin amatör takımlarından Karaağaç Belediyespor'da başladı.Daha sonra Çanakkale Dardenelspor'a önerildi ve seçmelerine gitti.Burada beğenilen Selçuk artık Çanakkale Dardanelspor oyuncusuydu.Bir süre reserv takımda oynadıktan sonra takımın başına Metin Tekin'in gelmesiyle A takıma yükseldi Selçuk.Burada formayı kapan ve sürekli oynayan Selçuk için artık Süper Lig zamanıydı.2005-2006 sezonunun devre arasında Ersun Yanal'ın çalıştırdığı Manisaspor'a transfer oldu Selçuk ve kısa sürede kalitesini konuşturdu ve takımın değişilmezlerinden oldu.Özellikle Ali Sami Yen'de oynanan Galatasaray maçında attığı iki şık golle adını duyuran Selçuk Manisaspor'un 2008'de küme düşmesinin ardından yine Ersun Yanal'la buluşuyordu.O'nu Manisaspor'a alan Ersun Hoca,O'nu Trabzonspor'a kazandırıyordu.Trabzon kariyerine de iyi başlangıç yapan Selçuk ilk oynadığı maçta fileleri sarsıyordu.Daha sonra düşüş dönemleri yaşayan Selçuk,takımın başına Şenol güneş'in gelmesiyle tam anlamıyla formayı garantiliyordu.2010'da Türkiye Kupası'nı kazanan kadronun en önemli oyuncularından biri haline gelmişti Selçuk.2010-2011 sezonunda Selçuk kalitesini daha da artırıyor ve Avrupa takımlarının transfer listesine giriyordu.Özellikle orta sahada Colman'la yakaladığı uyumu sezon boyu sürdüren ileride oynayan Burak'la harika bir uyum yakalayan Selçuk artık milli takımında değişilmezlerindendi.

O sene sonu sözleşmesi bitiyordu Selçuk'un.Trabzonspor'un sezon boyu baskılarına rağmen sözleşmesini uzatmayan Selçuk'un nereye gideceği gündeme oturmuştu.Herkes O'nun Avrupa'ya gideceğini konuşuyordu.Galatasaray ve Fenerbahçe'de devreye girmişti Selçuk için ve bu savaşı kazanan Fatih Terim'in de etkisiyle Galatasaray oluyordu.Selçuk artık 5 sezon boyunca Galatasaray forması giyecekti.Colman'la harika bi uyum yakalayan Selçuk'un partneri Ağustos ayında belli olmuştu;Felipe Melo.Melo,Colman'a göre daha defansif bir oyuncuydu bu da Selçuk'a daha fazla ileri çıkma şansı doğuruyordu.Nitekim öyle de oldu,sezonu 13 gol-14 asist gibi inanılmaz bir performansla kağatan Selçuk kariyerinin zirvesine çıkmıştı.Sezon sonu yaşanan şampiyonlukta takımın en önemli oyuncusu olarak seçiliyordu taraftarları tarafından.
Bu sezona da harika bir giriş yapan Selçuk,oynanan Süper Kupa'da takımın galibiyetinde başrolü oynuyordu.Umut'a verdiği iki şahane pasla iki asist yapan Selçuk,90'da kazanılan penaltıyı da rahat bir şekilde ağlarla buluşturuyordu.Bu sezon takıma Burak gibi Umut gibi onun yakından tanıdığı oyuncuların takıma katıldığını düşünürsek Selçuk'un performansının daha da artacağını tahmin edebiliriz sanırım.O'nun için en güzel sözü ise Mehmet Demirkol sözledi sanırım:''O kimdeyse o kazanır.''
13 Ağustos 2012 Pazartesi
''Süper Kupa Süper Maç'' Galatasaray-Fenerbahçe
Bir yanda Şampiyon Galatasaray diğer yanda Türkiye Kupası'nı müzesine götüren Fenerbahçe.Sezon başlarken kamuoyunda bu iki takımın bu sezonu sürklase edeceği konuşuluyordu ve bu maçta güzel futbolla beraber kıran kırana güzel bir mücadele vaat ediyordu.Galatasaray maça geçen sene onlara şampiyonluğu getiren şablonu bozmadan sahaya çıkıyordu.Melo'nun yerini Engin dolduruyordu.Fenerbahçe'de tahmin ettiğimiz şekilde son Vaslui maçındaki 11'ini koruyordu.Tribünlerde maç başlarken güzel görüntüler vardı,stat yarı yarıyaydı ve full doluydu.

Maça Galatasaray çok hızlı başladı üst üste ataklar geliştiren sarı-kırmızılılar maçı ilk dakikalardan kontrolü altına almayı başarmıştı.Fenerbahçe için kötü haberse ilk yarının ortalarında Volkan'dan geliyordu.Bir pozisyonda kolu vücudunun altında kalan Volkan'ın omuzu çıkıyor ve yerine Mert'e bırakmak zorunda kalıyordu.Mert ne kadar yetenekli bir kaleci olsa da büyük maç oynama tecrübesi yeterli olmadığı için kafalarda soru işareti bırakıyordu.Nitekim yenen ilk golde de Bekir'le anlaşmazlığını Umut cezalandırıyordu.Bu golden sonra üst üste net fırsatlardan yararlanamayan sarı-kırmızılılar Alex'in uzatmada gelen golüne engel olamıyordu.Şanssız bir şekilde baraja çarpan top Muslera'yı yanıltıyor ve ağlara gidiyordu.Takımlar soyunma odasına giderken 1-1'lik eşitlik vardı.İkinci yarı başlarken tempo biraz daha düşüktü.Selçuk'un nefis pasında Umut şık bir vuruşla Galatasaray'ı ikinci kez öne geçiriyordu.Bu golde Fenerbahçe savunmasının bariz hatası göze çarpıyordu.Çok geçmedi ki Fenerbahçe sarı-lacivertliler adına sahanın en iyisi olan Kuyt'un kafa golüyle skoru 2'de eşitliyordu.Bu pozisyonda hakemin yakasına sarılan Engin'de kırmızı kartla takımını 10 kişi bırakıyordu.Fatih Hoca buna rağmen oyuna Amrabat ve Aydın'ı alarak takımına geri çekilmeyin mesajını veriyor,takım da buna uyup 10 kişi kaldığında da oyunu kontrol ediyordu.90'da kazanılan penaltıyı gecenin yıldızı Selçuk ağlara yolluyor ve kupa bizim diyordu.

Bu maçta belki de en büyük fark hocaların sahaya yaptıkları hamlelerdi.Fatih Hoca galibiyeti direk etkilerken,rakip 10 kişi kaldıktan sonra orta sahasını boşaltan Aykut Kocaman'da Galatasaray'ın ekmeğine yağ sürüyordu.Hazır olmayan Krasic yerine Stoch düşünülebilirdi veya Sow'la forvet çiftlenebilirdi.Fakat Aykut Hoca Hollandalı'lar gibi sisteminden hiç taviz vermiyor ve sistemi değiştirmiyor.Bu maçta görüldü ki Fenerbahçe Emre'yi çok arıyor oraya mutlaka bir adam alınmalı veya takım Topal-Cristian ikilisine alışmalı.

Galatasaray ise bildiğimiz gibi,tempolu hep hücumu düşünen presle rakibini bunaltan bir takım.Bu takıma daha Ujfalusi'nin,Burak'ın ve en önemlisi Melo'nun gireceğini düşünürsek bu sezona damga vurabilirler.Yenilerden Dany,Amrabat'ı beğendim Umut'a söylenecek söz yok tam bir profosyonel.Hamit ise takıma ruhsal olarak kattıkları ile işi götürüyor şu an henüz takıma ısınamamış gibi.Her şeye rağmen güzel bir maçtı ve sanırım artık bizimde bir El-Clasico'muz var
5 Ağustos 2012 Pazar
Yeni Transferler,Yeni Fenerbahçe
Transferin hızlı takımlarından Fenerbahçe transfere Bucaspor'un genç oyuncusu Salih Uçan'ı renklerine katarak başladı.Daha sonra Liverpool'dan Dirk Kuyt'u renklerine bağlayan Fenerbahçe,Hasan Ali Kaldırım,Mehmet Topal ve son olarak Beşiktaş'la sözleşmesini fesh eden Egemen Korkmaz'la anlaşarak Türk rotasyonunu bu üç milli oyuncuyla güçlendirdi.Son olarak Juventus'tan Milos Krasic ve takımda iki senedir kiralık oynayan Yobo ile anlaşan Fenerbahçe Bekir İrtegün,Miroslav Stoch ve Mert Günok ile de sözleşme yeniledi.Emre Belözoğlu,Issiar Dia ve Fabio Bilica ile yollar ayrıldı.Bu değişen oyuncu kadrosuyla Vaslui karşısına çıkan Fenerbahçe'de Egemen,Hasan Ali,Mehmet Topal,Kuyt ilk 11'de yerlerini almışlardı.O maça eksiksiz çıkan Fenerbahçe'de forvet dışında muhtemel kadro yavaş yavaş oluşmaya başladı.Tabi şimdi Krasic ve Yobo'nun gelişiyle daha da çeşitlilik geldi.Şöyle bi bakacak olursak Aykut Kocaman,Alex olduğu sürece ondan vazgeçemez.Alex varkende Fenerbahçe 4-2-3-1'den başka bir sistemde oynayamaz bende buna göre size bir kadro yapmaya çalışacağım.Fenerbahçe'de kale yine Volkan'a emanet.Defans hattını Gökhan-Yobo-Egemen-Hasan Ali'nin oluşturmasını bekliyorum.Orta sahada şu an için Mehmet Topal-Cristian Baroni ikilisi gözüküyor fakat oraya oyuncu alınması gündemde eğer alınırsa bu ikiliden birisi yedek kalır.Bu isimde yabancı sınırlamasını da düşünürsek Cristian olur.Fenerbahçe'de en kritik soru sağ kanatta kimin oynayacağı geçen senenin en iyi oyuncularından biri olan Mehmet Topuz'un kanadına Kuyt ve Krasic gibi iki yıldız alındı.Solda Stoch ve Caner ikilisi var yani Aykut Hoca'nın kanatlarda kullanabileceği 5 iyi oyuncusu var.Kanatları tahmin etmek çok zor fakat Krasic sola kaydırılarak Kuyt-Alex-Krasic üçlüsü olabilir.İleride Sow'un ne kadar kötü bir kamp geçirsede oynayacağını düşünüyorum.Onun yokluğunda veya form düşüklüğünde Kuyt buraya kaydırılabilir.Aynı şekilde Bienvenu ve Semih'te forma rekabetinde olacaklar.Aykut Hoca'nın Vaslui maçına Semih'le başlaması da önemli bir hamleydi bence.

Kısaca Fenerbahçe'nin oldukça alternatifli bir kadrosu var.Avrupa kupalarında özellikle iyi işler yapabilirler ön elemeleri geçebilirlerse tabi.Fenerbahçe'nin bundan sonra transfer yapacağına pek ihtimal vermiyorum fakat olursa da orta sahanın göbeğine bir takviye gelir.
29 Temmuz 2012 Pazar
Bi fikriniz olsun
Fenerbahçe,Şampiyonlar Ligi 3. Ön Eleme Turu'nda Romanya'nın Vaslui takımıyla eşleşti.Kabaca baktığımızda Fenerbahçe'nin kadro değerinin Vaslui'den 100 milyon euro daha değerli olduğunu görüyoruz.Bu bile temsilcimizin ne derece favori olduğunu gösteriyor.Ancak Vaslui sıkıntı yaratabilecek bir takım.Çok disiplinli ve sert bir takım olan Vaslui geçen sene Romanya Ligi'ni Cluj'ün 1 puanla gerisinde kalmış ve sezonu ikinci bitirmişti.Fenerbahçe için önemli gelişmelerden bir gelişme takımın en önemli oyuncusu olan Wesley'in geçtiğimiz hafta takımdan ayrılmış olması.Bu sezona tam 10 yeni transferle başlayan Vaslui için Wesley'in yokluğu gerçekten büyük kayıp.Bu 10 transfer içinden en dikkat çeken iki isim Caue ve Niculae.Marius Sumudica'nın çalıştırdığı Vaslui lige bir beraberlik bir galibiyetle başladı.Evinde çok başarılı maçlar çıkaran Vaslui'ye karşı Fenerbahçe'nin Kadıköy'de işi bitirmesi lazım.Bursaspor'da Avrupa Ligi 3. Ön Eleme Turu'nda Finlandiya'nın Kuopion takımıyla eşleşti.Bir önceki turda Maccabi Netanya'yı eleyen Kuopion'u 50 yaşındaki Esa Pekonen çalıştırıyor.Takımın en önemli oyuncusu forvet Ilo Miikka diyebiliriz.12 takımlı Finlandiya Ligi'nde 18 maç sonunda son sırada bulunan Kuopion'a Bursaspor karşısında şans tanımıyorum.Temsilcimiz iki maçı da kazanabilecek nitelikte.

2.Ön Eleme Turu'nda St.Johnston'ı eleyen Eskişehirspor 3.Turda Fransa'nın köklü takımlarından Marsilya ile eşleşti.Didier Deschamps'ın Fransa Milli Takımı'nın başına geçmesinin ardından takımın başına getirilen 57 yaşındaki Elie Baup kariyeri boyunca Fransa'da çalışmış bir antrönör.Takımında birbirinden önemli yıldızları olan Marsilya'nın en önemli oyuncuları kalecileri Mandanda,Andre Ayew ve forvet Loic Remy.Ne kadar önemli oyuncusu olsa da eski gücünde olmayan Marsilya'nın en önemli artısı Avrupa tecrübesi.
22 Temmuz 2012 Pazar
En tatlı çilek O olur
Yıllar sonra dönüp bakıldığında 2011-2012 yılını hatırladığımızda aklımıza Galatasaray'ın şampiyonluğu kadar Felipe Melo'nun yaptığı ''pitbull' sevinci gelecek.Galatasaray adına geçtiğimiz sezonu ele alırsak.Selçuk İnan'ı sezonun MVP'si seçebiliriz.Bunun dışında Muslera,Elmander,Ujfalusi,Hakan sezonun yıldızları olduğunu Engin,Semih,Emre,Eboue,Necati,Aydın gibi isimlerinde beklenenin çok üstünde katkı verdiğini söyleyebiliriz fakat o kadronun içinde bir isim varki takımın kalbi diyebileceğimiz,o isim Felipe Melo...Felipe Melo,Galatasaray'a transfer olduktan sonra verdiği ilk röportajda şu sözleri kullanmıştı:''Sonuna kadar koşarım,mücadele ederim,rakibi ısırırım.Bana pitbull diyebilirsiniz,pitbull geldi!''Galatasaray taraftarının belki de Uefa Kupası'nı kazanan o altın kadrodan(Okan,Emre,Tugay,Suat) beri özlemini çektiği orta saha gelmişmiydi?Son iki sezondur BAM(Barış Özbek-Ayhan Akman-Mustafa Sarp) orta sahasına katlanmak zorunda kalan taraftara Melo gibi tanınmış Brezilya Milli Takımı'yla bir sene önce Dünya Kupası'nda boy göstermiş bir oyuncu hediye ediyordu Ünal Aysal.Melo isminin açıklanmadan önce hiç duyulmaması da bizleri şaşırtmasının bir başka nedeniydi.Kariyeri boyunca Flamengo,Cruzeiro,Mallorca,Racing Santander,Almeira,Fiorentina ve en son ''Altın Bidon'' seçildiği Juventus'ta forma giyen Melo'nun yeni durağı Türkiye oluyordu.Son sezonunda çok kötü bir sezon geçirmesine rağmen düşüşteki oyuncuları tekrar parlatmasıyla ünlü olan Fatih Hoca Melo'yu Galatasaray'a aldırıyordu.
Felipe Melo yeniden futbol oynamak için hevesliydi.İlk maçına İstanbul'da Liverpool'a karşı çıkan Melo,daha o maçta taraftarın gönlünü kazanıyordu.Orta sahada sürekli oyunun yönünü değiştiren,insiyatif alan,rakip kaleye doğru dikine giden,duran toplarda tehlike yaratan bir oyuncu olduğunu gösterdi bize.Daha önce izlediğimiz Melo'dan farklı olarak daha fazla hücuma çıkan sürekli poozisyonların içinde olan bir oyuncuya dönüşmüştü.Sezon başında Juventus'tan kiralanan Brezilyalı attığı 12 golle rekorunu kırıyordu.Ve ''bana verdikleri destekle tekmeye kafa atasım,çimi ısırasım,yiyesim geliyor'' sözünü gerçeğe çevirdi.Sezonun sonunda Riera ile yaşadığı kavga bu harika sezonuna gölge düşürsede Melo'nun şampiyonluğun en kilit oyuncuları arasına girmesini etkilemiyordu.

Melo şu an ailesiyle tatilde ve bir an önce transferinin bitmesini bekliyor.Galatasaray'lı yöneticilerde şu an tüm güçlerini bu transferi bitirmek için harcıyor.Melo 4-5 gün önce twitter hesabından Galatasaray ile anlaştığını açıkladı ve topu artık yönetime attı.Galatasaray yönetimininde Fatih Hoca'nın gözdesi olan Melo'yu mutlaka alması gerekiyor.Alınması planlanan ''Çilek'' Melo değil belki ama Galatasaray için en iyi transfer kesinlikle Melo olur.Ve olur da alınamazsa Melo'nun boşluğu zor dolar gibi gözüküyor.
17 Temmuz 2012 Salı
''Altın Türk'' Hamit Altıntop
Göçmenlerimizin başına gelenlerden ötürü ne acıdır ki senede en az bir kez duyarız Gelsenkirchen'in adını.Ya evi yanan gurbetçiler ya da bir töre cinayeti haberi her an gelebilir oralardan.Şimdi tüm bu olumsuzlukları unutmak için belki de elimize bir fırsat geçti.40 yıl önce Altıntop Ailesi Malatya'dan Almanya'ya göç edip Gelsenkirchen'e yerleşti.10 yıl sonra Altıntop Ailesi 5 kişiyken 7 kişiye çıkacak,8 Aralık 1982'de aileye 3 kızın ardından 2 tane de erkek kardeş katılacaktı.İsimleri Hamit ve Halil konuldu.Hamit,Halil'den on dakika önce doğduğu için abi konumundaydı.Yıllar sonra Hamit doğumda ikiziyle aralarındaki 10 dakikalık farkı şöyle anlattı:''Halil benden 10 dakika daha küçük.Bu nedenle tüm konularda o kendisini geri tuttu,sorumluluğu bana bıraktı...''Hamit daha duygusal,Halil daha mantıklıydı.Hamit verdiği bir röportajında hiç yemek yapmadığını eve geldiğinde her şeyi hazır görmek istediğini söylemiştir.

İkizlerin çocukluk yılları kolay geçmedi.Henüz 2 yaşındayken kanserden babalarını kaybettiler.Bundan sonra ailenin erkekleri bu ikizlerdi .Anneleri bir metal fabrikasında tüm gün işe girdiğinde,Almanca'yı anlıyor ama konuşamıyordu.Eve resmi kağıt geldiğinde onu Türkçe'ye çevirmek yakınlarına düşüyordu.İkizler ise küçük yaşlarda başlamışlardı mahallede top peşinde koşmaya.İleride profosyonel olduklarında anneleri ikizlerinin birbirine karşı oynadıkları hiçbir maçı izlemedi.Bir Alman gazetesine verdikleri röportajlarında annelerine ne kadar düşkün olduklarını anlatırlarken ''Babanızı özlüyor musunuz?'' sorusuna Hamit ''Tanımadığımız birisini özleyemeyiz'' yanıtını vermiştir.Babalarının yokluklarını amcaları kapatmaya çalışmıştır.İkizlerin elinden tutarak DJK Gelsenkirchen-Süd takımında futbola başlattı.11 yaşına geldiklerinde daha ciddi eğitim almaya başladılar ve Altıntop kardeşlerin ünü,bir süre sonra Bölgesel Lig seviyelerini aşmıştı.2003 yılında Hamit Schalke 04'e forvet kardeşi Halil'de Kaiserslautern'e transfer oldu.
Hamit Schalke 04'e transferi gerçekleştiğinde kulübün kasasından 1.8 milyon euro çıkarken teknik direktör Jupp Heynckes'in ağzından da ''Karakteri kusursuz ve Lothar Matthaus'un gençliğine benziyor.'' cümlesi çıkacaktı.Hamit artık Avrupa çapında tanınan bir oyuncu haline geliyordu.Zaman geçti ve Hamit'in karşısına da her gurbetçimizin karşısına çıktığı gibi o soru çıktı,''Hangi milli takım için oynayacaksın?''Türkiye için 18 ve 20 yaş altı milli takımlarında forma giydikten sonra 21 yaş altına çıkmıştı.Ama hala bir seçim yapabilecek durumdaydı.Gelecekte büyük başarılar yakalayacağı ve kaptanlığını yapacağı ay-yıldızlı milli formayı seçecekti aynı kardeşi gibi Hamit.Ve ilerleyen zamanlarda da ''Çılgın Türk'' lakabını alacaktı.2007 senesinde Almanya'nın en meşhur kulübü Bayern Münih'e transfer oluyordu Hamit.Burada birbirinden başarılı 4 sezon geçirecekti ve Yıldıray Baştürk'ten sonra Şampiyonlar Ligi Finali'nde oynayan 2.Türk olacaktı.Tabi sayısız kupayı da müzesine götürmesinde yardımcı olacaktı takımına.2008'de yapılan Avrupa Futbol Şampiyonası'nda yarı finalde Almanya'ya elenip turnuvaya veda eden milli takımımızda da forma giyen Hamit.Turnuvanın sonunda altın 11'e de seçiliyordu.UEFA Hamit'i mevkisinin en iyi 3 oyuncusundan biri seçtiğinde böyle şeylerin hoş ama boş olduğununun altını çizdi.Belki çok fazla oynama şansı bulmasa da Real Madrid'e kadar yükseliyordu Hamit.Burada geçirdiği bir sezonun ardından yolü Türkiye'ye düşüyordu.
Bu yaz döneminde yerli transferde büyük takımların gözdesi olan Hamit,tercihini çok sevdiği eski hocası Fatih Terim'den yana kullanıyor ve Galatasaray'a geliyordu.Galatasaray'da kaptan olacağı konuşulan Hamit'in transferiyle rakiplerine büyük bir çalım atmış gözüküyor.Çünkü Hamit bir futbolcudan fazlası,doğuştan bir lider ve Avrupa deneyşmi üst düzey olan bir oyuncu.Hayatında sayısız zorlukları yenmiş ve sayısız başarılan elde etmiş Hamit Altıntop 30 yaşına merdiven dayadığı bu dönemde kardeşiyle yine aynı ligde buluştular...
İkizlerin çocukluk yılları kolay geçmedi.Henüz 2 yaşındayken kanserden babalarını kaybettiler.Bundan sonra ailenin erkekleri bu ikizlerdi .Anneleri bir metal fabrikasında tüm gün işe girdiğinde,Almanca'yı anlıyor ama konuşamıyordu.Eve resmi kağıt geldiğinde onu Türkçe'ye çevirmek yakınlarına düşüyordu.İkizler ise küçük yaşlarda başlamışlardı mahallede top peşinde koşmaya.İleride profosyonel olduklarında anneleri ikizlerinin birbirine karşı oynadıkları hiçbir maçı izlemedi.Bir Alman gazetesine verdikleri röportajlarında annelerine ne kadar düşkün olduklarını anlatırlarken ''Babanızı özlüyor musunuz?'' sorusuna Hamit ''Tanımadığımız birisini özleyemeyiz'' yanıtını vermiştir.Babalarının yokluklarını amcaları kapatmaya çalışmıştır.İkizlerin elinden tutarak DJK Gelsenkirchen-Süd takımında futbola başlattı.11 yaşına geldiklerinde daha ciddi eğitim almaya başladılar ve Altıntop kardeşlerin ünü,bir süre sonra Bölgesel Lig seviyelerini aşmıştı.2003 yılında Hamit Schalke 04'e forvet kardeşi Halil'de Kaiserslautern'e transfer oldu.
Hamit Schalke 04'e transferi gerçekleştiğinde kulübün kasasından 1.8 milyon euro çıkarken teknik direktör Jupp Heynckes'in ağzından da ''Karakteri kusursuz ve Lothar Matthaus'un gençliğine benziyor.'' cümlesi çıkacaktı.Hamit artık Avrupa çapında tanınan bir oyuncu haline geliyordu.Zaman geçti ve Hamit'in karşısına da her gurbetçimizin karşısına çıktığı gibi o soru çıktı,''Hangi milli takım için oynayacaksın?''Türkiye için 18 ve 20 yaş altı milli takımlarında forma giydikten sonra 21 yaş altına çıkmıştı.Ama hala bir seçim yapabilecek durumdaydı.Gelecekte büyük başarılar yakalayacağı ve kaptanlığını yapacağı ay-yıldızlı milli formayı seçecekti aynı kardeşi gibi Hamit.Ve ilerleyen zamanlarda da ''Çılgın Türk'' lakabını alacaktı.2007 senesinde Almanya'nın en meşhur kulübü Bayern Münih'e transfer oluyordu Hamit.Burada birbirinden başarılı 4 sezon geçirecekti ve Yıldıray Baştürk'ten sonra Şampiyonlar Ligi Finali'nde oynayan 2.Türk olacaktı.Tabi sayısız kupayı da müzesine götürmesinde yardımcı olacaktı takımına.2008'de yapılan Avrupa Futbol Şampiyonası'nda yarı finalde Almanya'ya elenip turnuvaya veda eden milli takımımızda da forma giyen Hamit.Turnuvanın sonunda altın 11'e de seçiliyordu.UEFA Hamit'i mevkisinin en iyi 3 oyuncusundan biri seçtiğinde böyle şeylerin hoş ama boş olduğununun altını çizdi.Belki çok fazla oynama şansı bulmasa da Real Madrid'e kadar yükseliyordu Hamit.Burada geçirdiği bir sezonun ardından yolü Türkiye'ye düşüyordu.Bu yaz döneminde yerli transferde büyük takımların gözdesi olan Hamit,tercihini çok sevdiği eski hocası Fatih Terim'den yana kullanıyor ve Galatasaray'a geliyordu.Galatasaray'da kaptan olacağı konuşulan Hamit'in transferiyle rakiplerine büyük bir çalım atmış gözüküyor.Çünkü Hamit bir futbolcudan fazlası,doğuştan bir lider ve Avrupa deneyşmi üst düzey olan bir oyuncu.Hayatında sayısız zorlukları yenmiş ve sayısız başarılan elde etmiş Hamit Altıntop 30 yaşına merdiven dayadığı bu dönemde kardeşiyle yine aynı ligde buluştular...
10 Temmuz 2012 Salı
Dolmabahçe Problemi
Tarihinin zor dönemlerinden birini yaşayan Beşiktaş'ta problemler bitmek bilmiyor.Şubat'ta Yıldırım Demirören'in Türkiye Futbol Federasyonu başkanlığına seçilmesinin ardından kulübün yeni başkanı olan Fikret Orman göreve geldiğinden bu yana çeşitli sıkıntılarla boğuşuyor.Bunların en önemlisi olarak finansal borçlardan dolayı UEFA Avrupa Ligi'ne katılamamasını gösterebiliriz.En son geçtiğimiz hafta CAS'a yapılan itirazdan da sonuç çıkmadı ve Beşiktaş'ın önümüzdeki sezon Avrupa'ya gidemeyeceği kesinleşti.Bir diğer büyük sorunda Beşiktaş'ın önümüzdeki sezon maçlarını oynayacağı stad bilmecesiydi.
![]()
Senelerdir yenilenmesi gündeme gelen İnönü Stadı'nın bu sezon kesin olarak yeniden yapılacağı konuşuluyordu.Bir semt takımı olarak 109 yıldır varlığını sürdüren Beşiktaş'ın maçlarını Kazlıçeşme'de yapılacak yeni bir statta oynaması Kültür Bakanı Ertuğrul Günay tarafından gündeme getirildi.Beşiktaş'ın stadını yenilerken maçlarını oynayacak stad ihtiyacı doğdu.Yönetim başından beri maçlarını Türk Telekom Arena'da oynamak istiyordu.Fakat Galatasaray yönetimi ve taraftarı Beşiktaş ile stadını paylaşmak istemiyor ve bunu açık açık dile getiriyorlardı.Yönetim kanadından bu fikrin en önemli savunucusu Adnan Öztürk olmuştu.Beşiktaş taraftar grubu Çarşı Grubu'nun başı Alen Markaryan'ın maçlarımızı Kasımpaşa'nın Stadı'nında oynamak istiyoruz açıklamasına karşın Beşiktaş Yönetimi o stada çok soğuk bakıyordu.Olimpiyat Stadı'da gündeme geldi tabi ki fakat Spor Bakanı Suat Kılıç bu sezon Olimpiyat Stadı'nın bakıma alınacağını ve o statta maç oynanmayacağını açıkladı.Tek ihtimal Türk Telekom Arena kalmıştı ki yönetim İnönü'yü bakıma alma işini askıya aldı ve bu sezonda maçlarımızı kendi stadımızda oynaayacağız dedi.
![]()
Bence de bu kadar zorlukla boğuşan Beşiktaş için en doğru stat kendi statlarıdır.Zaten zor durumda olan kulübün başka statta oynaması ne kadar doğru olurdu tartışılır.Zaten Fikret Orman'da henüz statı yenilemek için izinlerin tamamlanmadığını açıklamıştı.Özellikle genç oyuncuların ağırlıklı olduğu takımda bu oyuncuların İnönü atmosferine ihtiyacı olduğunu düşünüyorum.
Senelerdir yenilenmesi gündeme gelen İnönü Stadı'nın bu sezon kesin olarak yeniden yapılacağı konuşuluyordu.Bir semt takımı olarak 109 yıldır varlığını sürdüren Beşiktaş'ın maçlarını Kazlıçeşme'de yapılacak yeni bir statta oynaması Kültür Bakanı Ertuğrul Günay tarafından gündeme getirildi.Beşiktaş'ın stadını yenilerken maçlarını oynayacak stad ihtiyacı doğdu.Yönetim başından beri maçlarını Türk Telekom Arena'da oynamak istiyordu.Fakat Galatasaray yönetimi ve taraftarı Beşiktaş ile stadını paylaşmak istemiyor ve bunu açık açık dile getiriyorlardı.Yönetim kanadından bu fikrin en önemli savunucusu Adnan Öztürk olmuştu.Beşiktaş taraftar grubu Çarşı Grubu'nun başı Alen Markaryan'ın maçlarımızı Kasımpaşa'nın Stadı'nında oynamak istiyoruz açıklamasına karşın Beşiktaş Yönetimi o stada çok soğuk bakıyordu.Olimpiyat Stadı'da gündeme geldi tabi ki fakat Spor Bakanı Suat Kılıç bu sezon Olimpiyat Stadı'nın bakıma alınacağını ve o statta maç oynanmayacağını açıkladı.Tek ihtimal Türk Telekom Arena kalmıştı ki yönetim İnönü'yü bakıma alma işini askıya aldı ve bu sezonda maçlarımızı kendi stadımızda oynaayacağız dedi.
Bence de bu kadar zorlukla boğuşan Beşiktaş için en doğru stat kendi statlarıdır.Zaten zor durumda olan kulübün başka statta oynaması ne kadar doğru olurdu tartışılır.Zaten Fikret Orman'da henüz statı yenilemek için izinlerin tamamlanmadığını açıklamıştı.Özellikle genç oyuncuların ağırlıklı olduğu takımda bu oyuncuların İnönü atmosferine ihtiyacı olduğunu düşünüyorum.
3 Temmuz 2012 Salı
Beşiktaş'ta neler oluyor?
Geçen sezon herşey iyi giderken UEFA Avrupa Ligi'nde çeyrek finalin kapısından dönülmüşken bir anda Quaresma'nın sakatlığıyla başlayan kötü dönem Carvalhal'ın gidişiyle devam etti.Bu sırada Yıldırım Demirören'in kulübü bırakıp Türkiye Futbol Fedarasyonu'nun başına geçmesiyle boşalan başkanlık koltuğuna büüyk bir farkla Fikret Orman seçildi.Carvalhal'i gönderen Orman,göreve tekrar özgürlüğüne kavuşan Tayfut Havutçu'yu getirdi.Fakat Tayfur Hoca'da takımı toparlayamadı.Süper Final'de sadece 1 maç kazanabilen Beşiktaş'ta sezon sonu kaptanında bileti kesiliyordu.

Yeni sezonda 10'u aşkın hoca adayıyla adı anılan Beşiktaş sürpriz bir şekilde Samet Aybaba'yla anlaşmaya vardı.Yeni sezon hazırlıklarına yeni başlayan Beşiktaş'ta gelenlere gidenlere bi göz atalım.Transferde Gençlerbirliği'nden Mehmet Akgün,Sakaryaspor'dan Berat Çetinkaya,Arsenal'dan Oğuzhan Özyakup,Kaiserslautern'den Olcay Şahan'ı kadrosuna katan Beşiktaş,Ersan Adem Gülüm'le de sözleşme yeniledi.Korcan Çelikay Sivasspor'a satılıp,Ekrem Dağ ve Egemen Korkmaz'la da yollar kesin olarak ayrıldı.Bana göre takımın en önemli oyuncusu olan Egemen'in takımda tutulamaması tam bir fiyaskodur.Üstelik Egemen için bir bonservis bedeli de alamayacak Beşiktaş.Onun haricinde Ekrem'in gidişinin bir etkisi olmayacaktır.Gelen oyunculara bakacak olursak Mehmet süper lig deneyimi olan bir oyuncu,Berat Sakaryaspor altyapısından çıkmış gelecek vaad eden bir genç,Oğuzhan önemli bir transfer bana göre bu sezon onu birçok kez ilk 11'de izleyeceğimizi düşünüyorum.Olcay'ı tanımıyorum ama senelik aldığı 1 milyon euro çok gözüme battı.Bunlar kesin olarak olan transferler onun dışında Samet Hoca şu anda Portekizlileri takımda istemediğini belli etti.Eğer alıcı bulunursa başta Quaresma olmak üzere Simao ve Almeida'nın da takımdan ayrılacağını düşünüyorum.Fernandes'i hoca istiyor ama bu isimler arasında fiyatı en yüksek olan adam Fernandes eğer ona da ciddi bir teklif gelirse satılabilir.Ernst,Rüştü ve Sivok'un durumları da muamma.

Şu an ki kadro yetersiz ve transfere ihtiyaç var.Beşiktaş Avrupa'ya gidemediği için şikayet etsede belki bu onlar için hayırlı olmuştur.Bu kadro ile Avrupa'ya gidilse bir hüsran yaşanabilirdi.Beşiktaş zor bir dönemden geçiyor daha yeni sezonda oynayacakları stad bile belli değil.Çoğu oyuncuyla yol ayrımına gelinmiş durumda ve takımda müthiş bir belirsizlik var.Benim şahsi fikrim bu sezonu tamamen Türk oyuncular ve 3-4 tane Hilbert gibi özverili ve takımı sahiplenecek yabancı oyuncularla yola çıkılması...

Yeni sezonda 10'u aşkın hoca adayıyla adı anılan Beşiktaş sürpriz bir şekilde Samet Aybaba'yla anlaşmaya vardı.Yeni sezon hazırlıklarına yeni başlayan Beşiktaş'ta gelenlere gidenlere bi göz atalım.Transferde Gençlerbirliği'nden Mehmet Akgün,Sakaryaspor'dan Berat Çetinkaya,Arsenal'dan Oğuzhan Özyakup,Kaiserslautern'den Olcay Şahan'ı kadrosuna katan Beşiktaş,Ersan Adem Gülüm'le de sözleşme yeniledi.Korcan Çelikay Sivasspor'a satılıp,Ekrem Dağ ve Egemen Korkmaz'la da yollar kesin olarak ayrıldı.Bana göre takımın en önemli oyuncusu olan Egemen'in takımda tutulamaması tam bir fiyaskodur.Üstelik Egemen için bir bonservis bedeli de alamayacak Beşiktaş.Onun haricinde Ekrem'in gidişinin bir etkisi olmayacaktır.Gelen oyunculara bakacak olursak Mehmet süper lig deneyimi olan bir oyuncu,Berat Sakaryaspor altyapısından çıkmış gelecek vaad eden bir genç,Oğuzhan önemli bir transfer bana göre bu sezon onu birçok kez ilk 11'de izleyeceğimizi düşünüyorum.Olcay'ı tanımıyorum ama senelik aldığı 1 milyon euro çok gözüme battı.Bunlar kesin olarak olan transferler onun dışında Samet Hoca şu anda Portekizlileri takımda istemediğini belli etti.Eğer alıcı bulunursa başta Quaresma olmak üzere Simao ve Almeida'nın da takımdan ayrılacağını düşünüyorum.Fernandes'i hoca istiyor ama bu isimler arasında fiyatı en yüksek olan adam Fernandes eğer ona da ciddi bir teklif gelirse satılabilir.Ernst,Rüştü ve Sivok'un durumları da muamma.

Şu an ki kadro yetersiz ve transfere ihtiyaç var.Beşiktaş Avrupa'ya gidemediği için şikayet etsede belki bu onlar için hayırlı olmuştur.Bu kadro ile Avrupa'ya gidilse bir hüsran yaşanabilirdi.Beşiktaş zor bir dönemden geçiyor daha yeni sezonda oynayacakları stad bile belli değil.Çoğu oyuncuyla yol ayrımına gelinmiş durumda ve takımda müthiş bir belirsizlik var.Benim şahsi fikrim bu sezonu tamamen Türk oyuncular ve 3-4 tane Hilbert gibi özverili ve takımı sahiplenecek yabancı oyuncularla yola çıkılması...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)














