21 Aralık 2014 Pazar

22 MAÇLIK KUSURSUZ SERİ

         Carlo Ancelotti geçen sezon Real Madrid'in başına geçtiğinde ne yapacağı çok merak edilen bir isimdi. İlk sezon sonunda takıma güzel bir futbol oynatarak Şampiyonlar Ligi'ni kazandırmayı başardı ve kulüpte takıntı haline gelen 10. Avrupa Şampiyonluğu'nu nihayet kucakladı. 12 yıl sonra kazanılan bu şampiyonlukla ''La Decima'' da tamamlanmış oluyordu. Bu başarının yanında ligde Atletico Madrid mucizesinin önüne geçemeyen Real Madrid Şampiyonlar Ligi finalinde mağlup ettiği rakibine ligde boyun eğiyordu. 



         Ancelotti ikinci sezonuna radikal transfer hamleleri yaparak başladı. Dünya Kupası'nda harika bir performans gösteren Kolombiyalı genç yıldız James Rodriguez'i kadrosuna katan Real, geçtiğimiz sezon takımın en formda isimlerinden biri olan Angel Di Maria'yı gözden çıkartıyordu. Yine Toni Kroos'u kadrosuna katıp Xabi Alonso'yu Bayern'e yollayan Ancelotti bu iki gönderdiği yıldızı yüzünden oldukça tepki çekti. Sezona Süper Kupa'yı Atletico'ya kaybederek başlayan Real Madrid ligde de üst üste aldığı Sociedad ve Atletico mağlubiyetleriyle eleştiri oklarının üstünde toplanmasına neden oldu. Bu iki mağlubiyetten sonra Şampiyonlar Ligi'nde ki ilk maçında Basel'i 5-1'lik skorla mağlup eden Real o gün inanılmaz bir galibiyet serisine başlıyordu. Dün gece kazandıkları Kulüpler Dünya Kupası finaliyle beraber üst üste 22. resmi maçından da galibiyetle çıkan Real Madrid akıl almaz bir form grafiği yakaladı. Bu 22 maçlık seride her gün daha da iyi bir futbol oynayan Ancelotti'nin öğrencileri önüne kim çıktıysa yendi. Üstüne üstlük son dönemde Bale, Modric , James gibi yıldız isimler sakatlıklarla boğuşmalarına rağmen. Bu yirmi iki maçta 81 gol atarak (maç başına 3.68) hücumda ne kadar kusursuz bir takım olduklarını kanıtladılar. Geçen sezonla kıyaslayacak olursak Ronaldo'nun sol açık yerine daha fazla Benzema'nın yanında bir ikinci forvet gibi oynadığını görüyoruz bu da attığı gollerin sayısından anlaşılıyor zaten. Yine Bale ve Benzema bu sezon çok daha faydalı oynuyor. James ve Kroos takıma deyim yerindeyse ''cuk'' diye oturdu. Modric'in kendini ne kadar geliştirdiğini zaten hepimiz biliyoruz ama o sakatlıktan sonra formayı kapan Isco'da ondan aşağı bir performans göstermedi. Geçtiğimiz sezonun en çok eleştirilen ismi Casillas'ta bu sezon eski günlerine dönüş sinyalleri veriyor.



        Real Madrid tarihi boyunca hep en yüksek seviye takımı olmuştur, olmak zorundadır ama bu takımın en iyi olup olamayacağı merakla beklenen bir soru. Bunu da bu formun ne kadar daha devam edeceği ve sezon sonu kazanılacak kupalar belli edecek. 

İşte o 22 maç

1) vs. Basel 5-1
2) @ Deportivo 8-2
3) vs. Elche 5-1
4) @ Villareal 2-0
5) @ Ludogorets 2-1
6) vs. Bilbao 5-0
7) @ Levante 5-0
8) @ Liverpool 3-0
9) vs Barcelona 3-1
10) @ Cornella 4-1
11) @ Granada 4-0
12) vs. Liverpool 1-0
13) vs. Vallecano 5-1
14) @ Eibar 4-0
15) @ Basel 1-0
16) @ Malaga 2-1
17) vs. Cornella 5-0
18) vs. Celta 3-0
19) vs. Ludogorets 4-0
20) @ Almeira 4-1
21) Cruz Azul 4-0
22) San Lorenzo 2-0

9 Aralık 2014 Salı

Kabus bitti !

Şampiyonlar Ligi bu sezon Galatasaray için tam anlamıyla bir kabus şeklinde geçti bu sezon ve bu kabus Arsenal maçıyla son buldu. Genel olarak baktığımızda hiçbir varlık gösteremediğimiz altı maçlık serüveni bu akşam aldığımız 4-1'lik yenilgiyle tamamladık.



Prandelli'nin takımın başına gelmesinden sonra tam olarak takımı tanımadığını düşünüyorum ki bunun en büyük göstergesi de Şampiyonlar Ligi maçları. Ligte bir şekilde skorları bulup zirveye tutunduk belki ama Şampiyonlar Ligi serüveninde hiçbir şekilde ışık vermedi takım. İlk Anderlecht maçı zorluk derecesi olarak grubun en kolay geçmesi beklenen maçıydı ve Galatasaray o maçta bile rakibi boğup pozisyonlar üretemedi Chedjou o ekstra işleri yapıp Burak'ın boş kaleye attığı golün pasını vermese şu anda 0 çekmiştik. İngiltere'deki Arsenal maçı tam bir felaketti Melo'nun stoper Sneijder'in ön libero olduğu maçta Arsenal çokta iyi oynamadan 4-1 kazandı. İki Dortmund maçına bakacak olursak içeride ki maçta takımın zaten yenileceğiz düşüncesiyle sahaya çıktığını düşünüyorum, Dortmund ise istese o gün bir o kadar daha gol atabilecek görüntüde ayrıldı sahadan. Deplasmanda ki Dormund maçı Prandelli'nin oyun olarak tek doğru kadro çıkardığı maçtı. Plan ne kadar doğru gözükse de hücumda çok kısır kaldık ve yine farklı bir mağlubiyet aldık. Anderlecht maçında ise sahadan mağlup ayrılıp, doğru düzgün pozisyona bile giremeyişimizin bir açıklamasını bulamıyorum. Zaten o maçtan sonra da yönetim dayanamayıp tüm ekonomik zorluklara rağmen Prandelli ile yolları ayırdı.


Daha sonra Hamza Hamzaoğlu takımın başına geçti ve ilk iki maçında pozitif bir görüntü çizip iki galibiyet almayı başardı. Bu maçlardan sonra önünde geçmesi gereken bir Arsenal maçı vardı ve O bu maça bir kaç mevkide rotasyon yaparak başladı. Kalede sözleşmesi gereği (!) Sinan, sağ bekte Sabri'nin Uefa listesinde bulunmamasından dolayı Tarık ve stoperde rotasyon yapılarak Hakan Balta forma giydi. Son iki maçta iyi performans gösteren takımın 0-0 başlayan oyunda ne yapacağını göremeden Podolski henüz 3. dakikada harika bir golle takımını öne geçirdi daha sonra Ramsey attığı iki güzel golle devre skorunu 3-0 olarak belirledi. İkinci devre Hamit ve Yasin'in girmesiyle daha etkili ataklar yapsak ta bir golden fazlasını atamadık ve Podolski'nin son dakika golüyle maç 4-1 sonuçlandı. Bu maç özelinde takımı çok fazla eleştirmek istemiyorum çünkü böyle maçlara oyuncuları motive etmek çok zordur. Belki erken goller gelmese daha iyisini yapabilirlerdi fakat ikinci yarıda gösterilen çaba en azından stattakileri memnun etti.



Bu sezon Avrupa sahnesinde varlık gösteremedik ve kalp kırıcı şekilde veda ettik umuyorum seneye daha iyi bir planlamayla tekrar bu sahnede var oluruz ve başarılı bir sezon geçirip bu sezonu unuturuz.

5 Aralık 2014 Cuma

Galatasaray'lı Hamza

Buraya yazdığım son yazılara bakıyorum da hep yeni hocaları yorumlamışım. Bu yazıda yeni teknik direktörümüz Hamza Hamzaoğlu hakkında olacak. Hayal kırıklığı ile geçen Prandelli döneminin ardından Hamza Hamzaoğlu göreve getirildi.



Bu tercihte ki en önemli sebep olarak kısa dönem için uygunluğu ve az ile yetinmeyi bilmesi hocayı değerli kıldı yönetim için. Hocayı da herkes sempatiyle karşıladı ve genel olarak herkes kabullendi özellikle ilk maçtaki pozitif görüntüden sonra. Hamza Hamzaoğlu'nu herkes Akhisar'da geçirdiği iki başarılı sezon ile tanıdı. Burada başarının kıskatı herkesin ligden düşer gözüyle baktığı Akhisar'ı ilk sene ligde tutup ikinci sezonda iyi bir futbol oynatarak ligi 10. tamamlamasıydı. Aynı zamanda oyuncularla olan iyi iletişimi bitti denen Bilal gibi Ahmet Cebe gibi kaleci Oğuz gibi birçok isimle bu başarıları yakalaması Evren, Uğur, Niasse, Güray gibi birçok genç oyuncuyu parlatıp vitrine çıkarması pozitif yönlerindendi. Daha sonra Fatih Hoca'nın teklifi ile onun milli takımda ki yardımcısı olmayı seçti Hamza Hoca. Burada yaklaşık bir sene görev yapan Hamzaoğlu artık eskiden futbolcusu olduğu Galatasaray'ın teknik direktörü.



Sözleşmesi 6 ayda olsa yapacakları O'na bu kulüpte uzun yıllar çalışma imkanı verebilir. Taraftar onu sevmeye hazır ve şimdiden ona güveniyor. Hocanın öncelikle yapması gerekenler devre arasına kadar ligde iyi sonuçlar alması daha sonra devre arasında gereksiz oyuncularlı göndermesi tabi ki bu hocadan çok yönetimin işi ama bu oyuncuları seçecek olanda o. Başarılar Hamza hocam ben seni desteklemeye hazırım.