3 Ekim 2013 Perşembe

Yeni dönem-İlk maç

Fatih Terim'in gönderilmesinden sonra ismi geçen hocalar arasında en yüksek profile sahip isim Roberto Mancini'ydi. Nitekim yönetimde birkaç alternatifi değerlendirdikten sonra Mancini isminde birleşti ve İtalyan hoca yeni antrenörümüz olarak Juventus maçına çıktı. Tabi ki Galatasaray'da normal bir hoca değişilkiği olmadı. İki sezon önce dibe vurmuş takıma eski gücünü hatırlatan ve son iki sezonu domine eden Fatih Terim yönetimle yaşadığı sorunlar nedeniyle tam anlamıyla kovuldu. Bu kadar güzel işleyen(saha içinde) bir düzeni sadece telefonlarıma çıkmadı bahanesini üretip Fatih Terim gibi bir hocayı işinden almak akıl alır gibi değildi. Umarım hoca bir gün tekrardan geri gelir, şimdi ki görevinde de çok başarılı olur.


                      
 
Dünkü maça dönecek olursak iki gün önce takımla ilk antremanına çıkmış Mancini takımı tek forvetli sistemde 5 orta sahayla sahaya sürdü. Geçtiğimiz sezonu sol bek olarak oynayan Riera ilk kez kendine önde yer buldu, fakat beklentilerin aksine sağ önde oynadı. Selçuk-Melo merkezinin önünde Sneijder solda Bruma ve ileride Drogba dizilişiyle maça başladık. Beklentilerimin üzerinde bir başlangıç yaptık. Belki net pozisyonlar üretemedik ama ayağa iyi paslarla çıkan topa sahip olabilen ve oyunu Juventus'a vermeyen bir takım görünümündeydik. Maç böyle giderken 36. dakikada savunmanın hatasını iyi değerlendiren Drogba takımını 1-0 öne geçiriyordu. Golden sonra 10 dakika baskı yesekte soyunma odasına 1-0 girmeyi başardık. İkinci yarı beklenildiği gibi Juventus'un baskılı oyununa sahne oldu fakat ne kadar baskı kursalarda defansta iyi yerleşmiş takım İtalyanlara çok fazla pozisyon imkanı vermedi. 78. dakikada saçma bir penaltı kararıyla 1-1'i bulan İtalyanlar 86. dakika da ise Pirlo'nun müthiş ortasında Quagliarella kafa vuruşuyla skoru 2-1'e getiriyordu tam maç böyle bitecek derken Drogba'nın indirdiği topta Umut akıllı bir vuruşla skoru 2-2'ye getiren golü buldu ve İtalya'dan 1 puanla dönmemizi sağladı.

               

İlk maça bakarak takımın daha ilk maçtan Mancini'nin oyun sistemini sağada gösterdiğini söyleyebiliriz. Özellikle öne geçtikten sonra müthiş bir dizilişle Juventus'a neredeyse pozisyon vermedik. Bunun ışığında öne geçeceğimiz maçlarda skoru koruma adına daha avantajlı olduğumuzu söyleyebiliriz. Bunun paralelinde artık önde basan atak üstüne atak yapan bir Galatasaray izlemeyeceğimizi söyleyebiliriz. Bu kadar bir yaşlı kadroya sahipken yeni geçilecek sistemin takıma daha uyun olduğunu söyleyebilirim. Özellikle Avrupa maçlarında arkada çok boşluk bırakan takım görüntüsünden çıkacağımızı düşünüyorum. Daha birbirine yakın oynayan, daha bekleyerek oynayan ve skoru bulduğunda skoru korumayı başarabilen bir takım, Mancini'den beklentilerim. Haftasonu Akhisar deplasmanında yabancı sınırı saçmalığıyla tanışacak olan Mancini'nin ligde nasıl bir kadroyla oynayacağını şimdiden merak ediyorum.

22 Eylül 2013 Pazar

Oh be !

Real Madrid maçı sonra girdiğimiz bunalımdan bugün deplasmanda Beşiktaş'ı yenerek çıktık. Bu sezon belki de ilk kez rahat bir oh çektik. Real Madrid maçından sonra ligde de Beşiktaş'ın 6 puan gerisindeyken galibiyetten başka bir sonuç bizim işimize yaramayacaktı ve takım kazanarak bir nevi kendine geldi.

             

Maç tabiki çıkan olaylar sebebiyle askıda kaldı ama adil şartlarda ve yönetmeliğe göre 3-0 hükmen galibiyetimizle sonuçlanacağı olması gereken senaryo, normal süreyi de 2-1 önde kapadığımız için bu akşam rahat rahat galip geldik diyebiliriz. Neyse saha içine dönelim maçın ilk on dakikasında önde baskılı başlayıp kontrölü elimize aldık fakat sonra Beşiktaş oyunu dengeleyip Almeida ile golü buldu, golden sonra bir kaç pozisyon daha bulan Beşiktaş farkı arttırma fırsatından faydalanamadı. İlk yarının sonunda Burak'ın kaçırdığı çok net pozisyonla beraberlik şansını kullanamadık. İlk yarıda istediğimiz baskıyı kuramadığımız 4-3-1-2 sistemi ikinci yarı Bruma'nın girmesiyle 4-2-3-1'e döndük. Bruma girdiği üçüncü maçta da etkili oldu ve attığımız ilk golde asisti yaptı. İkinci golde Burak'ın tartışmalı pozisyonda pasıyla Drogba ikinci golünü attı ve işi bitirdi. Attığı goller dışında Drogba yüreğini koyup maçı bizim için kazandırdı. Diğer oyuncularımızı değerlendirecek olursak defans hattının genel olarak hata yapmayıp vasat üstü bir performans gösterdiğini söyleyebiliriz, Sneijder ve Selçuk'ta daha derli toplu gözüktü bugün. Burak'ın da kendine gelmesi lazım artık çok rahat atabileceği golleri bu sene kaçırır oldu ve bunların sayısı bir hayli fazla.
             
            

Bruma'nın tam olarak hazır hale gelmesiyle birlikte ilk 11'e yazılacak ilk isimlerden biri olacağını düşünüyorum, Burak'ın da gol yollarında bu kadar formsuzken sağ kanatta oynamaya laf edebilme lüksü yok. Artık 4-3-1-2 sisteminin zorlanmaması lazım, bunu bu maçın ilk yarısında da gördük en az bir kanadımızda orijinal kanat oyuncularından birisi (Bruma-Amrabat) oynaması lazım. Hali hazırda beklerimiz formsuzken onların önünü boş bırakmak hem defansta hem ofansta bizi sıkıntıya düşürüyor. Bugün yediğimiz ilk golde de Hakan'ın kanadı baya boş kaldı ve gol bundan dolayı yendi. Bu sistemin değişmesinin bir nedeni de Selçuk'un bu sistemde rahat edememesi. Selçuk'un merkezde oynaması lazım, yaratıcılığını sağ veya sol içte kullanamıyor. Toparlarsak iyi bir galibiyetle haftayı noktaladık. Bu hafta içini hem hoca hem takım uzun süre sonra dinlenerek geçirecek, kafalar rahatlayacak.



17 Eylül 2013 Salı

Olmadı Beyler !

O kadar tuhaf bir maç oynadık ki bu akşam sanırım bu maçı unutamam. Aslında bakarsak maça çok iyi başlayan bir takım, net pozisyonlar yakalamasak ta topu iyi dolaştırmamız ayağa doğru paslarla çıkmamız, oyuna hakim olmamız yenilen gole kadar takıma çok pozitif olunmasına yol açtı. Fakat yediğimiz inanılmaz saçma golle beraber takım dağıldı. O dakikadan sonra ilk yarının 1-0 ile bitmesi bizim için şanstı. Sahada belki de yürek koyup maçı çevirecek tek adam olan Drogba'nın da ciddi şekilde sakatlanıp çıkması moralleri bozmuştu. Buna rağmen skor 1-0'dı ve ilk yarıda oynanan oyunla beraberliği yakalayabilecek durumdaydık.

İkinci yarıya da Burak'ın kaçırdığı pozisyonla başlamak iyice umutlandırıyordu. Fakat yediğimiz ikinci golle beraber takım maçı bıraktı. Bunu nasıl yazabiliyorum bilmiyorum ama takım gerçekten maçı bıraktı. Zaten yediğimiz son dört golün hiçbir anlamı yoktu. O maç 2-0 da bitse 6-1'de fikirlerim değişmeyecekti. Tabi ki keşke 6 gol yenmeseydi ama maçla alakası olmayan bazı oyuncuların kendini toparlaması için iyi bir tokat olur umarım bu maç. Real Madrid'e kaybetmekten doğal bişey olamaz farklı da yenilebilirsin ama bu kadar tuhaf şekilde yenilmek koyuyor insana. O kadar farklı ki gollerde hata yapan oyuncuları bile eleştiremiyorum.

Bu gece çok sert bir darbe aldık ve bunun altından kalkmak istiyorsak birşeyleri değiştirmemiz lazım. Sezona hali hazırda çok kötü başlamışken herkes bu maçı düşünerek ağır eleştiri yapmaktan çekiniyordu, fakat bugün artık herşey ayyuka çıktı ve bazı şeylerin değişmesi lazım. Öncelikle hocanın artık kararını vermesi lazım artık bu belirsizlik bize zarar veriyor. En azından bugünkü bu ağır yenilgiyi bile direk hocanın milli takım işine bağlayanlar var hocanın bu kozu vermemesi lazım. Bu yüzden seçimini yapıp yola devam etmemiz lazım, umarım bir an önce netliğe kavuşur bu durum. Onun dışında ben artık umursamayan futbolcudan bıktım. Taraftar olarak sahada kavga eden, isyan eden oyuncu görmek istiyorum. Tıpkı 10-11 sezonunda ki Melo gibi, Engin gibi, Elmander gibi ve Ujfalusi gibi. Bugün takım 15 gol yese sahada laf etmeyecek adamlar var gibiydi. Sırf yabancı hayranlığından Semih'i beğenmeyen adamlar bugün Dany'i Chedjou'yu izlerken ne hissetti merak ediyorum. Eboue'de artık kendini yere atmaktan vazgeçsin son 2 sezonda kaç tane onun kendini yere bırakmasından gol yedik hatırlamıyorum. Selçuk ve Burak'ın kaçak dövüşmeleri de bıktırdı artık, takımın saha içi lideri Selçuk'sa hem kendini hem de Burak'ı toplaması lazım. Genel olarak takımın silkelenmesi lazım böyle giderse bu sezon bitmez. Maçtan çıkan oyuncuyu ıslıklamak çok yanlış, fakat o oyuncunun tribüne cevap vermesi daha da saçma(Burak) başını eğip çıkacaksın. Amrabat,Chedjou,Melo,Dany ve Sneijder her oyuncu için söylenecek sözler varda tutuyorum kendimi umarım hepsi kendini toparlar diyelim.

Neyse lafı çokta fazla uzatmadan en kısa çözüm yolu Beşiktaş'ı yenmek gibi gözüküyor. Bu maçı bir an önce unutup o maçta iyi bir galibiyet almak lazım. Eylül'ün 22'sinde sezonun finaline çıkıyor Galatasaray, hoca da biliyor ki bu maçı kazanmak demek belki de sezonu kazanmak demek. Unutulmamalı ki bu sezon güzel günler göreceksek yine bu oyuncularla göreceğiz bu yüzden eleştirirken seviyenin aşılmaması lazım.

30 Ağustos 2013 Cuma

Zor Grup

Dün Şampiyonlar Ligi'nde kuralar çekildi ve gruplar belli oldu. Galatasaray; Real Madrid, Juventus ve Kopenhag ile birlikte B Grubu'na gitti. İlk iki torbalardaki takımlar dağıldığı zaman en zor grup hangisi dense 10 kişiden 7-8 tanesi B Grubu'nu söylerdi sanırım, Figo bizi B Grubu'na gönderdiğinde pek hoş şeyler söylemediğimiz ortada. Fakat daha sonra 4. pottan Kopenhag'ın gelmesinin de etkisi olacak ki biraz rahatladık. Kura öncesi yapılan yorumlarda Juventus'un birinci torbadan kiminle eşleşirse eşleşsin birincilik için o takım kadar şansının olacağı konuşuluyordu bu bile grupta işimizin ne kadar zor olduğunu gösteriyor. Kopenhag'ın gelişiyle biraz olsun rahatladığımızı söylemiştim daha çok rahatlatan şey ise fikstür oldu. Bilmeyenler için Real Madrid, Juventus(D), Kopenhag, Kopenhag(D), Real Madrid(D), Juventus .


Bu gruptan çıkmak gerçekten zor, bende bir taraftar olarak üçüncülüğe fitim diyebilirim ama gruptan çıkma şansımızı sonuna kadar zorlayacağımıza da güvenim tam. Özellikle geçen sezon bu kadro Şampiyonlar Ligi'nde ki çaylak sezonunda hiçte fena işler yapmadı ve kadro bu sezon çok daha tecrübeli. Gelelim bu gruptan çıkma şansımıza. Bizim için en önemlisi Kopenhag'tan iki maçta altı puan çıkartmak, bunun yanında beklentimiz iki Real Madrid-Juventus maçında da herhangi bir takımın iki maçıda kazanması olacak. Bunun yanında içeride alınacak Juventus galibiyeti şansımızı bir hayli arttıracaktır, bu maçın son maç olmasıda bizim için avantaj. Fakat bu gruptan çıkamasak ta üçüncü olup gidilecek Avrupa Ligi'nde final şansımızın olacağını düşünüyorum. Son olarak zor grup takım üzerinde ki baskıyı azaltacağı gibi oyuncuların maçlara daha iyi motive olmasını sağlayacaktır, hocam zoru sever.

13 Ağustos 2013 Salı

Süper Gala !

Sezonun ilk resmi maçında lig şampiyonu Galatasaray ile Türkiye Kupası'nı kazanan Fenerbahçe Kayseri'de Süper Kupa maçında karşı karşıya geldi. Galatasaray maça Muslera,Eboue-Gökhan-Semih-Hakan,Hamit-Selçuk-Melo-Amrabat,Sneijder,Drogba , Fenerbahçe ise Mert,M.Topuz-Bekir-Alves-Hasan,Emre-M.Topal-Cristian,Kuyt-Webo-Sow 11'i ile çıktı. Galatasaray'da Amrabat'a yer açmak için Gökhan'ın Chedjou'nun yerine oynaması Fenerbahçe'de ise Kadlec'in yedek kalıp sahaya beş yabancı ile çıkılması gecenin sürprizleriydi.


          

Maçın ilk yarısı karşılıklı pozisyonlarla geçildi. Galatasaray Drogba ve Amrabat'la fırsatlardan yararlanamazken Fenerbahçe'de Sow musait pozisyonda golü yapamadı, iki takım uzaktan şutlarla da etkili oldu. İkinci yarıya ise Galatasaray çok etkili başladı. Oyunu rakip yarı sahaya yıkmayı başaran sarı-kırmızılılar ne kadar baskı kursa da golü bir şekilde bulamadılar. 63'te Alves'in ikinci sarıdan atılmasıyla iyice yarı sahasına hapsolan Fenerbahçe Mert ve oyuna sonradan giren Kadlec'in kritik müdahaleleriyle 90 dakikayı 0-0 bitirmeyi başardılar. Uzatmalarda oyunda değişen birşey yoktu. 99. dakikada Hakan Balta'nın müthiş ortasında(pasta denebilir) Drogba şık kafa vuruşuyla skoru 1-0 yapmayı başardı. Son 20 dakika Fenerbahçe rakip kaleyi ablukaya alsada Nando Muslera yaptığı kurtarişlarla skorun değişmesine izin vermedi ve maç 1-0 sonuçlandı, Galatasaray üst üste 2. Süper Kupa zaferini yaşadı.

         

Sezon başı bu maçla futbolu özleyen bizler futbola -en azından heyecana- doyduk diyebiliriz. Maçın içine girersek Galatasaray ne kadar etkili oynasa da tehlikeli pozisyonların çoğu ceza sahasının dışından atılan şutlarla yakaladı, ceza sahasında etkinlik için Burak şart. Bu maçta neden oynadılmadığını Fatih Hoca bilir tabii ama ikinci yarı tam Burak'lık maçtı esasında. Hocanın bu maçlardan bağımsız hazırlık maçlarında tek forvetli sistemi çok denediğini gördük. Merak ettiğim sezona böyle mi başlanacağı yoksa tekrardan geçen sezon şampiyonluğu getiren kapalı baklava sistemine geri mi dönüleceği. Sanırım bunu transfer sezonu bitince daha iyi anlayacağız çünkü henüz Burak'ın kalıp kalmayacağı kesin değil.

 
              

Fenerbahçe'de ise henüz -doğal olarak- ideal orta saha üçlüsü bulunamamış durumda biraz da bunun sancılarını çektiklerini düşünüyorum. Hala Holmen'e lisans çıkmadı ki Holmen bu ligin en efektif orta sahalarından biri. Yine Salih'i henüz oynarken görmedik. Ersun Hoca mutlaka orada ideal üçlüyü ilerleyen haftalarda yakalayacaktır. Yine Gökhan Gönül'ün sezon açılışını kaçıracağı Mayıs ayında belliyken oraya transfer yapılmaması ve eldeki tek alternatif olan Orhan Şam'ın da Kasımpaşa'ya yollanması bence yanlıştı Mehmet Topuz orada oynayamıyor bu derbide de Salzburg maçlarında da açık şekilde görüldü. Artıları ise müthiş bir hücum hattına sahip olmaları Kuyt-Webo-Sow birbirlerini çok iyi tamamlıyor. İşin tuhaf tarafı Emenike'nin Webo'nun yerine alındığı konuşuluyor en azından onun yerine 11'e girmesi tahmin ediliyor fakat Webo şu an belki de takımın en formda oyuncusu. Bu arada Mert'i de tebrik etmek lazım çok başarılı bir maç çıkardı.

 

 
 

10 Ağustos 2013 Cumartesi

Yeni Sezon Formaları

Ligin başlamasına bir hafta kala takımlar yeni formalarını görücüye çıkardı, kimi beğenildi kimi ise yetersiz bulundu. Sizler için toplamaya çalıştım, yorum sizin.

Galatasaray

   

Fenerbahçe




Beşiktaş

 


Trabzonspor



 

Bursaspor




Eskişehirspor




Elazığspor




Gaziantepspor




Çaykur Rizespor




Kayserispor




Gençlerbirliği




Akhisar Belediye




Kasımpaşa




NOT: Burada olmayan takımlar ya henüz formalarını tanıtmadılar veya internette formalarının resmi bulunmuyor.




 
 

19 Temmuz 2013 Cuma

Fransızlar Çıldırmış Olmalı

Transfer sezonunun şüphesiz en hareketli yaşandığı ülke Fransa. Zengin iş adamların satın aldığı PSG ve Monaco transfere servet ödemeye devam ediyor.

                          

PSG ile başlayalım, zaten iyi bir kadroya ve İbrahimovic gibi bir forvete sahip olan takıma transfer piyasasındaki en gözde forvet olan Edinson Cavani'yi ekleyen kulüp, sol beke ise u20 Dünya Kupası'nda yıldızını iyice parlatan Lucas Digne'yi transfer etti. PSG, son olarakta Roma'nın genç stoperi Marquinhos'u kadrosuna kattı. Thiago Silva'yı istediğini her zaman belli eden Barcelona'nın bu niyetine ''bizde Messi'yi alırız'' diyerek cevap veren Al-Khelaifi'nin takıma yeni yıldızlar getirmesi kimseyi şaşırtmaz. Cavani-Digne ikilisine 80 milyon Euro bonservis bedeli ödeyen PSG'nin,  Marquinhos'a 35 milyon Euro ödemesi bekleniyor.

                            

Lige bu sene çıkan Monaco'da Rademel Falcao'yu 60 milyon Euro ödeyerek kadrosuna kattı. Daha sonra Porto'ya James Rodriguez ve Joao Moutinho ikilisi için 70 milyon Euro ödedi Monaco. Aynı zamanda Malaga'dan tecrübeli Fransız Jeremy Toulalan'ı kadroya kazandırdılar. Onların ligde söz sahibi olabilmesi için biraz daha zamana ihtiyaçları var gibi ama yarışın içinde olacakları su götürmez bir gerçek.

16 Temmuz 2013 Salı

Galatasaray Hazırlanıyor

Yeni sezonun başlamasına bir ay kala Galatasaray'da moraller yerinde. Bu akşam oynanacak Notts Country maçıyla son bulacak olan Birmingham kampı Aslan için faydalı geçti diyebiliriz. Özellikle kamp yapılan merkezin çok güzel olması da kampın verimini arttırdı. İngiltere'de takıma katılan as oyuncularında çalışmaları izleyenleri mutlu etti, özellikle Sneijder'in isteği ve çalışmalarda ki performansı yeni sezon öncesi umut verici.



Biraz da transferlerle beraber yeni sezonda nasıl bir Galatasaray izleyeceğimize bakalım. Elindeki kadrosunu koruyan Cimbom Lille'den Chedjou, Sivasspor'dan Erman Kılıç ve kiralık sözleşmesi biten Umut Bulut'u Toulouse'dan bu kez bonservisiyle kadrosuna kattı, Felipe Melo'nun tekrar kiralanması için görüşmelerin başladığı açıklandı. Geçen sezon Schalke maçıyla geçilen 4-1-3-2 sistemi(kapalı baklava) geçtiğimiz sene çok başarılı olmuştu. Bu sezonda Sneijder,Burak ve Drogba'nın takımda olduğunu düşünürsek birazda bu sistemin mecburen devam edeceğini düşünebiliriz. Hücumda bir şekilde üreten Galatasaray için önemli nokta defansın ne durumda olacağı bu düşünceyle Chedjou kadroya katıldı ve büyük ihtimal yeni sezonda tandem Semih-Chedjou olacak. Sağ bek yine Eboue'nin olacak gibi sol bekte ise ligde Hakan Balta'yı izlememiz olası çünkü Riera veya oraya alınacak yeni sol bek kontenjana takılıyor. Orta saha ise yine Melo, Hamit, Selçuk'un fakat geçen sezon istenilen performansı çoğu maçta ortaya koyamayan Hamit'i bu sezon bazı maçlarda kulubüde de görebiliriz. Orada Engin, Yekta, Erman ve Emre gibi alternatiflere sahip Fatih Terim. Fakat genel hatlarıyla kadro yine geçen seneki gibi olacak.
                    
                       

Melo bu sezonda geç kaldı ve büyük ihtimal geçen sezon başı olduğu gibi form tutması zaman alacak bu yüzden orada bir sıkıntı yaşanabilir. Bence Melo'nun şu kadroda tek alternatifi Ceyhun Gülselam'dır. Ne Yekta ne de Engin tek ön liberoyu oynayamaz. Geçen sezon yaptıklarını göz önünde tutarsak Ceyhun'un bu sezon rotasyonda olmasını bekliyorum. Şampiyonlar Ligi'nde ise çok farklı bir takım izleyebiliriz. Cimbom çoğu maça 7 veya 8 yabancı ile çıkacaktır. Özellikle geçen sezon çok iyi bir performans ortaya koyan Dany ve Riera'nın ilk 11 çıkacağını düşünüyorum. Yabancı sınırlaması ne kadar Galatasaray'ı zorlasa da aslında çokta değişen bir şey yok. Türk oyuncu zenginliğiyle ligi rahat bir şekilde götürebilir. Burada sorun dışarıda kalacak yabancıların Şampiyonlar Ligi'ne kendini nasıl hazırlayacağı. Onun haricinde Galatasaray geçen sezon olduğu gibi lige en hazır ve sistemi en oturmuş takım konumunda. Umarım yeni sezon da başarılı ve bol kupalı olur.
 

 

24 Haziran 2013 Pazartesi

Arena'da İkinci Maçlar

Bugün Fransa-ABD ve İspanya-Gana maçlarını tribünden takip ettim. Öncelikle turnuvanın başından beri tribünlerin boş kalması büyük hayal kırıklığı. Umarım artık herkes bu ülkede futbolun fanatiklik üzerinden sevilen bir spor olduğunu anlamıştır, malesef.

                        

Fransa gerçekten fizik olarak turnuvanın en iyi takımlarından biri. Maç başlamadan takımları tanımayan bir kişi bile Pogba ve Sanago'nun hemen dikkat çektiğini anlar. Pogba müthiş bir oyuncu gerçekten bunu çıplak gözle izleyince daha iyi anlıyorsunuz. Sanago'nun da fiziği muhteşem gerçekten, topu ilk alışları çok başarılı, son vuruşlarını geliştirirse çok iyi yerlere gidebilir. Bu iki oyuncu dışında sağ bek  Foulquier'de dikkat çekici bir kaç kez ileri çıkışlarda tehlike yarattı ve oyun görüşü vasat üstü. Rennes forması giyen Foulquier 93 doğumlu ve geçen sene ligde 15 maçta forma giydi, piyasa değeri 1 milyon Euro ve ligimizde ki takımların ilgilenmesi gereken bir isim. Son olarak ta Geoffrey Kondogbia dikkat çekici bir oyuncu. Fizik olarak Pogba'ya benzese de tekniği o kadar iyi değil ama vücut dengesi iyi bir oyuncu bu maçta silik gözükse de benim beğendiğim bir oyuncu. ABD ise tamamen takım olarak üretebilen bir takım görünümünde, bu maçta en dikkat çeken oyuncuları kaleci Cody Cropper'dı sanırım.


İspanya-Gana maçına geçecek olursak öncelikle tribünlerin bu maçta canladığını söylemek zor değil. İspanya'nın ilk maçta oynadığı oyun göz doldurmuştu bu maçta bu kadar efektif olamadıklarını söyleyebilirim. Gana takım oyununu iyi oynayan ve ileri çıkışarı iyi olan bir takım. Onun dışında   Yiadom Boakye fena oyuncu değil gibi, biraz daha izlememiz lazım. İspanya'ya gelecek olursak takımda kötü diyebileceğimiz oyuncu yok. Bu maçta Oliver'i çok beğendim orta sahada boşa çıkıp topu alma ve topu kullanma anlamında çok üst düzey bu sene Atletico'da daha sık izleyebiliriz.Yine Deulofeu'da bir sezon kiralık giderse Barça'da rotasyona dahil olabilir. Onun dışında İspanya gruptan çıkmayı garantiledi bu akşam aldığı galibiyetle, son söz umarım yarın milli takımımız da ikinci galibiyetini alır.
 

 

13 Mayıs 2013 Pazartesi

Utanç!

Dün oynanan derbiden sonra ilk kez bir maç keşke hiç oynanmasaydı dedim.Eskiden derbilerden önce tansiyon artınca saha içine bakın oyuncuların hepsi dost şeklinde şeyler söylenirdi.Dünkü maçta kendi takımımdaki oyunculardan utandım.Şampiyon gittiğimiz statta daha sakin kalıp sahada kutlama yapmadan içeriye girilmesini beklerdim.Kimin kimi proveke ettiği benim umrumda değil.Bizimkilerden büyüklük gösterip sakin kalmalarını beklerdim,malasef olmadı.Bu arada maçın başlamasına iki gün kala yine rahat duramayıp ortamı geren yöneticilerde olayları başlatanlardır benim için.

Fenerbahçe'li taraftarların bu maçı kazanma hırsını anlarım çokta doğaldır fakat orada birkaç kendini bilmezin stada muz sokup oyuncularımıza göstermesi,sahaya atılan yabancı maddeleri gerektirecek ne yaptı bu takım onu merak ediyorum.Ki geçen sene son maça bırakılan şampiyonluk maçında bile bunlar yaşanmamıştı.Irkçılık olayı tamamen kişiseldir, Fenerbahçe yönetimine sadece o kişiyi bulup cezasını vermek düşer katiyen tüm taraftara bağlanamaz.Tıpkı dün gece yaşanan cinayetin tüm Galatasaray taraftarına bağlanamayacağı gibi.O olay ise gerçekten çok can sıkıcı.Artık futbolda şiddetin geldiği son nokta.Hangi can bir takımdan önemli ki ?Bunu yapanları anlamak gerçekten çok güç umarım bunu yapanlar yakalanır ve cezaları verilir.Ölen arkadaşımıza bir kez daha Allah'tan rahmet diliyorum.

Bu yazımda saha içini değerlendirmek içimden gelmiyor.Her olaydan sonra yazdığımız gibi umarım bu olaylar son olur ve bir daha böyle birşey yaşanmaz.

25 Nisan 2013 Perşembe

Tebrikler Fenerbahçe !

Fenerbahçe tarihinin en önemli iki maçından ilkine bu akşam çıktı.Rakip 6 aydır yenilmeyen güçlü bir hücum hattına sahip olan Benfica'ydı.Maç düşük tempoda başladı.İlk atak 5.dakikada gerçekleşti, Cardozo'nun araya attığı topta Salvio, Volkan'ı geçemedi.Daha sonra oyunun kontrolünü eline alan Fenerbahçe üst üste pozisyonlar bulmaya başladı.Önce 17.dakikada Webo'nun ortaya çıkardığı topta Sow'un vuruşu dışarı gitti.Bu pozisyondan sadece bir dakika sonra Kuyt'un sağdan kestiği güzel ortaya kafayı vuran Sow direğe takıldı.45.dakikada Ola John'un, Gökhan Gönül'e arkadan yaptığı hareketi hakem gördü ve penaltı noktasını gösterdi.Topun başına geçen Cristian topu direğe nişanladı.Cristian'ın kaçırdığı penaltıdan sonra ağlaması da takımın bu maçı ne kadar istediğinin göstergesiydi.İlk yarı sonunda daha iyi oynayan taraf Fenerbahçe'ydi.

                

Benfica ikinci yarıya sürpriz bi şekilde yedek kalan Gaitan'ı oyuna alarak başladı.Fenerbahçe ikinci yarıya çok hızlı başladı bu başlangıç Lazio maçının ikinci yarısını hatırlattı.İlk pozisyon 48'de Cristian'ın uzaktan şutuyla geldi.Bu topu kornere çelen Arthur,o kornerin devamında Meireles'in sert şutunu da kurtarmayı başarıyordu.51.dakikada ise soldan Ziegler'in içeri çevirdiği topta bu sefer Kuyt direğe takılıyordu.Maçta tempo bir hayli artmıştı ki Benfica da önce Cardozo sonra Gaitan'la tehlikeli iki şut çıkardı.Fenerbahçe oyunu elinde tutuyor, Benfica ise hızlı hücumlarla uzaktan şutlarla kaleyi yoklamaya çalışıyordu.60-70 arası Fenerbahçe, Benfica'ya tam anlamıyla top göstermedi Benfica ise iyiden iyiye topları şişirmeye zamanı geçirmeye başladı.Bu baskının üzerine 71.dakikada yaşanan karambolde Egemen topu yine direğe çarpan topta ağlara yolladı ve Fenerbahçe 1-0 öne geçti.Golden sonra Benfica bastırmaya başlasa da istedikleri pozisyonları bulamadılar, ve Fenerbahçe üstün oynadığı maçta Benfica'yı 1-0 yenerek avantajı eline aldı.

                      

Böyle serilerde ilk maçta alınan 1-0 galibiyet iyidir fakat bu maça bakınca rahat 2,3 olabilecek bir maçtı.İki tarafı karşılaştıracak olursak sanırım en büyük fark Fenerbahçe'nin dersine iyi çalışmış olmasıydı, özellikle defansta herkesin pozisyonunu bilmesi rakibin yapacağı hamlelerin çalışılmış olması Benfica'nın hücümlarını rahat bi şekilde savuşturulmasını sağladı.Avrupa'da en iyi oyunlarından birini oynayarak kazanan Fenerbahçe'ye tebrikler...
 

 

17 Şubat 2013 Pazar

Bir Tuhaf Hikaye



Galatasaray Medical Park şüphesiz ki bu sezonun en şanssız takımı. Sezon henüz başlamamışken takımın en önemli savunmacısı Göksenin Köksal'ı kaybeden Galatasaray en önemli yıkımı ise Kuban maçında Henry Domercant'ı kaybederek yaşadı. Sezon başından beri yaşadığı sakatlıklardan dolayı bir türlü takıma katkı veremeyen Domercant'in bu maçta bağları kopartıp,sezonu kapatıyordu.Galatasaray bu dakikadan sonra Hawkins'i dümene getiriyor ve onun önderliğinde bir düzene geçiyordu. Daha sonra Ergin Hoca yönetimden hem skor atan hemde takımı yönlendirebilecek bir isim istedi, bu isimde geçen seneden öğrencisi Carlos Arroyo'dan başkası değildi. Beşiktaş'la uzun bir bonservis pazarlığının ardından kadroya katılan Arroyo kısa sürede takıma alışıp katkı vermeye başlamıştı.

Ne olduysa Abdi İpekçi'de oynanacak Ulm maçından önce yaşandı. David Hawkins'in Gaziantep Bld. maçından sonra yapılan doping testi pozitif çıkıyordu. Bunun üstüne Hawkins Ulm maçından da başlayarak formasından uzak kalıyordu. Hawkins B numunesininde açılmasını istemiş ve doping yapmadığını iddaa etmişti. Ama kupa maçları öncesi açılan B numunesi de pozitif çıkıyor ve Hawkins'in Galatasaray'da bu sezon oynayamayacağı kesinleşiyordu.

           

Artık Galatasaray Medical Park pick&roll oynayan ve hücumları Arroyo'nun yürüttüğü bir takım olmuştu. Yine Jamont Gordon'un potaya gidip pozisyon bulması ve Ersin'e hazırlanan orta mesafe şutlarda Galatasaray hücumlarının en temel yapı taşlarını oluşturuyordu. Hawkins'in cezası üzerine takıma transferin bitimine 2 gün kala Cantu'dan Manuchar Markoishvili takviyesi yapılmıştı.

Bu yeni takım sırasıyla deplasmanda çok kötü bir oyunla Ulm'a yenilmiş(ikili averajı kaybederek),deplasmanda Aliağa'yı zor bir maç sonunda yenmiş ve kupa maçları için Eskişehir'e gelmişti. Burada iyi bir oyunla ilk maçta Efes'i yenen Galatasaray, yarı finalde ise uzatmaya giden maçta Banvit'i eleyerek finalde Fenerbahçe Ülker'in rakibi olmuştu.Final maçına ilk iki maçı dar rotasyonlarla oynaması nedeniyle oldukça yorgun çıkan takım büyük bölümünü önde götürdüğü maçı son 4 dakikada ki oyunuyla rakibine veriyordu.Haftaiçi Kazan'a yine son anlarda kaybedilen maçın ardından Ulm'ün de deplasmanda Kızılyıldız'ı yenmesiyle Galatasaray Avrupa defterini erken kapatıyordu. Artık elde lig şampiyonluğu dışında bir hedef kalmamıştı.



Kupa finalinde rakibine dirsek atıp 2 maç ceza alan Gordon ve zatüre teşhisi konan Cenk Akyol'dan yoksun olarak çıkıyordu Anadolu Efes maçına Galatasaray MP. Kısa rotasyonu Arroyo-Engin-Ender ve Markoishvili'den oluşan Galatasaray maça 8 kişilik bir rotasyonla çıkıyordu.Markoishvili'nin ilk çeyrekte faul problemine girmesiyle üç uzunlu sisteme geçen Ergin Ataman bunun meyvelerini almış ve Galatasaray MP pota altında Efes'i ezmişti. Özellikle alınan hücum ribaundları Galatasaray'ı çok rahatlatmıştı. Oktay Mahmuti'nin atılmasıyla iyice dağılan Efes karşısında farkı ikinci çeyrekte 23'e kadar çıkaran Galatasaray maçın son anlarında yorulsada maçı 77-70 kazanmasını biliyordu. Bu muhteşem galibiyet Galatasaray'ın ne olursa olsun ligde şampiyonluk yarışında ne kadar iddalı olduğunu bir kez daha gösteriyordu. 8 kişiyle harika bir rotasyon yapan Ergin Ataman ise bu maçları ne kadar iyi oynadığını bir kez daha gösterdi ve Oktay Mahmuti'ye karşı bu sezon üçüncü maçını da kazandı.

Evet yazının başında dediğimiz gibi Galatasaray oldukça şanssız bir sezon geçiriyor fakat hala şampiyonluğun en büyük adaylarından biriler ve bunu kupayı kazanmayı çok isteyen bir koç var. Eldeki tek hedefin lig kalması da şampiyonluk için ayrı bir avantaj gibi.

10 Ocak 2013 Perşembe

İkinci Yarı Hazırlıkları-Beşiktaş

İlk yarının en çok zevk veren takımlarının başında gelen Beşiktaş'ta yeni sezon hazırlıklarını Antalya'da sürdüren takımlardan.Kadrosunu İstanbul BB'den Gökhan Süzen'le takviye eden Beşiktaş'ın ikinci yarı öncesinde durumuna bakalım.
                    

                


İlk yarının en golcü takımı olan Beşiktaş gol atmada sıkıntı yaşamıyor.Onların sıkıntısı savunmada.Hem Hilbert'in hem de Uğur Boral'ın orta sahadan devşirme bekler olduğunu düşünürsek kanatlardan atak yemeleri ve fazla pozisyon vermeleri fazla şaşıralacak birşey değil.Gökhan Süzen özellikle son 2 yılda gelişme gösteren bir oyuncu eğer takıma uyum sağlayabilirse formayı alabilir.Sezonun şüphesiz en formda isimleri Holosko,Almeida,Oğuzhan,Sivok ve tabii ki Fernandes.Yine Olcay,Hilbert,İbrahim ve Necip'te iyi performans sergileyen isimler arasında.Kaleci McGregor ise beklentilerin altında kaldı.Onun haricinde Beşiktaş bu formunu sürdürürse sene sonunda şampiyonluk yarışı içinde olabilirler.Sezon başında beklentileri düşürtmek takımın rahat futbol oynamasına yol açtı bu da takımın beklenenden daha iyi bir performans sergilemesine neden oldu.Bakalım beklentilerin yükselmesi Beşiktaş'ı nasıl etkileyecek?

5 Ocak 2013 Cumartesi

İkinci Yarı Hazırlıkları-Galatasaray

Lider Galatasaray'la başlayalım.İlk devrede geçen seneki kadar iyi ve dominant bir futbol oynamasa da devreyi lider bitirmeyi başardılar.Bunu yaparken de sadece ilk iki hafta liderlik koltuğunda oturmadıklarını söylemek gerekiyor.Oyun olarak bu düşüşün sebebini bir kaç nedene ayırabiliriz.Geçen sene Galatasaray Avrupa'da yoktu,kupada da sadece iki maç yaptılar.Geçen sene haftada bir maçla oynarken bu sene 7 günde 3 maça çıkmak zorunda kalan Galatasaray'da bazı oyuncular çok yıprandı.Geçen sene 11'ini herkesin ezbere saydığı Galatasaray bu sene her maça 2-3 oyuncuyu değiştirerek başlıyor.Bir diğer önemli neden olarak ise sezona şampiyon apoletiyle giren takıma karşı diğer takımların ayrı bir konsantrasyonla çıkması gösterilebilir.Geçen seneye göre en büyük eksik defansta yaşanan sorunlar geçen sene ilk yarı sonunda sadece 9 gol yiyen Galatasaray bu sezon kalesinde 20 gol gördü.Bu istatistikte Ujfalusi'nin sakatlığı ile Eboue ve Hakan'ın geçen seneli formunda olmamasını gösterebiliriz.Geçen sezona göre en büyük artı ise Cimbom'un bu sene çok rahat gol atabilmesi.Umut-Burak ikilisinin ligde 20 golü bulunuyor.Bu ikili eski takımları Trabzonspor başta olmak üzere 7 takımdan fazla gol attılar.



İlk yarıya baktığımızda takımın en iyileri arasında Semih,Riera,Hamit,Selçuk,Burak ve Umut'u gösterebiliriz.Yine Yekta,Dany,Muslera ve Amrabat bazı maçlarda çok iyi oyunlar ortaya koydular.Melo ise Şampiyonlar Ligi'nde çok iyi oynarken ligde vasatı geçemedi.Yine geçen sezonun kritik isimleri Engin,Emre,Eboue,Hakan ve Elmander'de hayal kırıklığı yaratan oyunculardı.Transfere geçecek olursak Cris'i yollayan Galatasaray'da en önemli takviye edilmesi gereken bölge sol bek.Burası için gündemdeki en önemli aday Carlinhos.Carlinhos özellikle son 2 senedir sergilediği performansla dikkat çekiyor.Hücumu çok seven bir bek olmasının yanında iyi orta atabilen,sürpriz şutlar çıkarabilen futbolcu.Böyle bakılırsa Fatih Hoca'nın sistemine tam uyan bir sol bek diyebiliriz.Ama takımı onu bırakacakmı veya Carlinhos gelmeye sıcak bakarmı bunu bilemiyorum ama gelirse büyük iş olur.Diğer takviye yapılması gereken yer ise ''yaratıcı orta saha'' dediğimiz tabiri caitse 10 numara mevkine bir oyuncu.Bu gelecek oyuncunun ben forvet olmasından yanayım.Yani Diego,Sneijder veya Kaka tipi bir oyuncu yerine Raul gibi hem orta sahadan top taşıyabilecek hemde Burak'a iyi bir partner olacak bir oyuncu alınması gerekiyor.Stoper eksikliğinin olduğunu ise düşünmüyorum.Elinde Dany,Semih,Gökhan ve Ujfalusi olan Fatih Hoca gelecek sol bekle Hakan Balta'yı bir stoper gibi kullanabilir.