14 Mayıs 2012 Pazartesi

Şampiyonun Öyküsü - Diriliş

Evet tam anlamıyla bir diriliş bu.Derler ya 0’dan zirveye diye tam anlamıyla bunu yaşadı Galatasaray.Fatih Terim’in gelişiyle illaki herkes yükseliş bekliyodu.Ama bu kadar iyi bir futbol bu kadar fark yaratan bir takım kimse hayal edemezdi beklide.Arenada kazanılan Fenerbahçe maçıyla gelen liderliği hiçbir zaman kaptırmadı Galatasaray ve son haftaya kadar korudu.Son haftalardaki form düşüklüğü ise işi son maça bıraktı.Son maçta çok akıllı bir taktik-disiplinle oynayan takım istediğini alarak şampiyon oldu.




Sezon başında yapılan akıllı transferlerle iddaalı bi duruma gelmişti Galatasaray.Ama Arda’nın Ağustos ortasından aniden takımdan gitmesi büyük bir sorun olmuştu.Takımın en önemli parçasının takımdan ayrılması bir anda bütün planları bozmuştu.Öyleki onun gitmesinden sonraki ilk maçta(Olimpiakos) solda Stancu oynadı,bir sonraki maçta ise(Real Madrid) sol önde Eboue vardı.Daha sonra alınan Engin bu takıma büyük katkı sağladı ve Fatih Hoca’nın gönlüne su serpti diyebiliriz.Çünkü o bölge için son haftada alınan Riera’da geldiği zaman büyük bir adaptasyon sorunu yaşadı ve uzun süre bunu üstünden atamadı.Sivas maçıyla dönülen 4-4-2 sisteminin solunu kapan Engin takıma büyük enerji sağlıyor ve hareketlilik getiriyordu.4-4-2ye dönüldükten sonra kadro yavaş yavaş oturmaya başladı.Kale sağlamdı bu sene Muslera hiç bırakmadı eldivenleri , uzun yıllarda bırakmayacak gibi.Sezona orta sahada başlayan Eboue ilerleyen haftalarda asıl mevkisine kavuştu.Gelişi çok tartışılsada Ujfalusi savunmanın göbeğine yerleşti yanınada aldı genç Semih’i ve bu ikili birkaç maç hariç hiç ayrılmadı.Geçtiğimiz iki senenin en çok tartışılan isimlerinden olan Hakan’a Fatih Hoca güvenip formayı verdi ve sakatlık hariç hep banko oynadı,hakkını da vermek lazım çok iyi bir sezon geçirdi.Sezon başı kampın yıldızı Kazım sağ kanadın tek hakimiydi özellikle ilk haftalarda iyi oyunuyla formayı kaptırmadı kimseye.Orta sahanın yıldızları Melo ve Selçuk ise sezonun en iyileri arasına girdi zaten pek bişey söylemeye gerek yok.Solda Riera-Engin ve ilk yarının son haftalarında Emre değişerek oynadı.Forvette ise Elmander-Baros ikilisi gayet iyi iş yaptı.


 


İkinci yarının başında şok bir kararla Kazım Yunanistan’a gitti ve takıma Necati geldi.Necati gelir gelmez ilk 11’e yerleşti ve beklenenin üzerinde katkı sağlayarak 8 gol ile ikinci yarıda takımın en skoreri oldu.Bunun haricinde Selçuk İnan’a kesinlikle büyük saygı duymak lazım.Bence benzetildiği Xavi’den iyi olduğu özellikleri var ve O’nu birine benzetmek yerine O’na öylece saygı duymamız lazım.Melo ise sorunlu bir futbolcu olarak geldiği takımda Fatih Hoca’nın orta sahadaki savaşçısı taraftarında sevgilisi oldu.Sanırım Elmander’e büyük bir parantez açmamız lazım oynadığı nerdeyse her maçta sahanın en çok koşan oyuncusu oldu.Attığı gollerle başlattığı presle sezonun yıldızlarından oldu.Galatasaray uzun yıllar sonra kaleyi sağlama aldı biraz pahalı da olsa Muslera gerçekten harika ve kaleci ve beklide Galatasaray’a gelebilecek en iyi kaleciydi.



Kadıköyde alınan 2-2 beraberlikle takım o gece şampiyonluğu kutladı.Belkide o şampiyonlukluk kutlaması takımın motivasyonunu düşürdü ve Süper Final’de form düşüklüğü yaşandı.Ama nolursa olsun harika bir sezon geçirdi Galatasaray kesinlikle ligin en iyi futbol oynayan takımıydı.Oynanan futbol taraflı tarafsız herkesin gözüne hoş gelmiştir diye düşünüyorum ve zorda olsa gelen şampiyonluk sonuna kadar hak edilmiştir.Galatasaray’ın kurulduğu andan itibaren amacı yabancı takımları yenmektir.Seneye de ön eleme oynamadan Galatasaray’ı Şampiyonlar Ligi’nde izleyeceğiz umarım Türkiye’ye yine büyük başarılar yaşatırlar.Ama şunu da söylemem lazım takımın kadrosu yeteri kadar geniş değil ve mutlaka takviye yapılması lazım.Gelen bu parayla iyi bir takım kurulacağını düşünüyorum.Tebrikler Galatasaray…



Sezonun Yıldızı:Selçuk İnan
Sezonun Çıkış Yapan Oyuncusu:Felipe Melo
Genç Yıldız:Semih Kaya
Kare As:Muslera-Eboue-Engin-Elmander


9 Mayıs 2012 Çarşamba

Sempatik bir Final

Bir tarafta temsilcimiz Arda Turan’ın takımı Atletico Madrid diğer tarafta gelenekleriyle,taraftarlarıyla yaptığı sürprizlerle gönüllerde sempati kazanmış Athletic Bilbao.Maçın başında baktığımızda Atletico Madrid’in rakibine göre Avrupa tecrübesi daha fazla gözüküyordu.Atletico 7.finaline çıkarken Bilbao cephesinde bu rakam sadece 2’ydi.

Ev sahibi konumundaki Atletico klasik formasıyla Bilbao ise ikinci forması olan yeşil formasıyla sahadaydı.Maça beklenildiği gibi Atletico Madrid baskılı başladı.Arda’nın ilk dakikalardaki iyi oyunu gözlerden kaçmadı nitekim ilk pozisyonuda Arda’nın kestiği topta Adrian yakaladı.Çok fazla zaman geçmeden 7.dakikada Falcao harika bir golle takımını 1-0 öne geçirdi.Golden sonra Atletico oyunu daha fazla kendi sahasında kabul etmeye başladı ve tempoyu düşürdü.Bilbao ilk tehlikesini 24.dakikada Muniain’in 30’dan vurduğu topla yakaladı,bu vuruş kaleci Courtois’dan döndü.Dedik ya Arda maça iyi başladı diye 35’te onun ortaya çıkardığı topta Falcao durumu 2-0 yaptı.İlk yarı sonunda birkaç cılız atak yapsada ilk yarı 2-0 ile bitti.İlk yarıda Bilbao inanılmaz ezildi oyun olarak.Nerdeyse bir alt yapı takımı gibi kaldılar.Bunun şüphesiz en önemli nedeni tecrübesizlik.

İkinci yarıya iki değişiklikle başladı Athletic Bilbao.İkinci yarının ilk dakikasında da çok tehlikeli gelerek kararlılığını gösterdi Bilbao.Oyuncular final heyecanını atmış gibi gözüküyordu.Ne kadar böyle gözüksede Atletico Madrid istediği gibi tempoyu düşürüp maçı öyle götürüyordu.Şunuda söyleyelim ne kadar çok net pozisyonlar yakalayamasada Bilbao’nun geldiği pozisyonlarda 19’luk Courtois’in kalesinde güven verdi ve hiç hata yapmadı.70’ten sonra ne kadar pozisyonlar bulsada baskı kursada golü bulamayan Bilbao 85. dakikada kalesinde üçüncü golü gördü.Ceza sahası dışında aldığı topla ceza sahasında dalan Diego şık bir vuruşla durumu 3-0 a getirdi.Belkide oyundan son çıkan oyuncunun Arda olması bizim için çok büyük bi gurur.

Atletico Madrid 3 senede 2. kupasını aldı.Oyunun belirli dakikalarında parlasada genel olarak Atletico Madrid büyük üstünlük sağladı.Son olarak şunu söylemek isterimki maç bitiminde sırtında Türk bayrağıyla taraftarına koşan Arda’yla gurur duymamız lazım.Tebrikler Atletico…


8 Mayıs 2012 Salı

Herkese Merhaba

Bu bloga uğrayan herkese merhaba ! Bu blogda bundan sonra hem ligimizle hemde Avrupa ligleriyle ilgili yazılarımı sizlerle paylaşacağım umarım okurken keyif alırsınız,benim yazarken alacağım kesin...