17 Şubat 2013 Pazar

Bir Tuhaf Hikaye



Galatasaray Medical Park şüphesiz ki bu sezonun en şanssız takımı. Sezon henüz başlamamışken takımın en önemli savunmacısı Göksenin Köksal'ı kaybeden Galatasaray en önemli yıkımı ise Kuban maçında Henry Domercant'ı kaybederek yaşadı. Sezon başından beri yaşadığı sakatlıklardan dolayı bir türlü takıma katkı veremeyen Domercant'in bu maçta bağları kopartıp,sezonu kapatıyordu.Galatasaray bu dakikadan sonra Hawkins'i dümene getiriyor ve onun önderliğinde bir düzene geçiyordu. Daha sonra Ergin Hoca yönetimden hem skor atan hemde takımı yönlendirebilecek bir isim istedi, bu isimde geçen seneden öğrencisi Carlos Arroyo'dan başkası değildi. Beşiktaş'la uzun bir bonservis pazarlığının ardından kadroya katılan Arroyo kısa sürede takıma alışıp katkı vermeye başlamıştı.

Ne olduysa Abdi İpekçi'de oynanacak Ulm maçından önce yaşandı. David Hawkins'in Gaziantep Bld. maçından sonra yapılan doping testi pozitif çıkıyordu. Bunun üstüne Hawkins Ulm maçından da başlayarak formasından uzak kalıyordu. Hawkins B numunesininde açılmasını istemiş ve doping yapmadığını iddaa etmişti. Ama kupa maçları öncesi açılan B numunesi de pozitif çıkıyor ve Hawkins'in Galatasaray'da bu sezon oynayamayacağı kesinleşiyordu.

           

Artık Galatasaray Medical Park pick&roll oynayan ve hücumları Arroyo'nun yürüttüğü bir takım olmuştu. Yine Jamont Gordon'un potaya gidip pozisyon bulması ve Ersin'e hazırlanan orta mesafe şutlarda Galatasaray hücumlarının en temel yapı taşlarını oluşturuyordu. Hawkins'in cezası üzerine takıma transferin bitimine 2 gün kala Cantu'dan Manuchar Markoishvili takviyesi yapılmıştı.

Bu yeni takım sırasıyla deplasmanda çok kötü bir oyunla Ulm'a yenilmiş(ikili averajı kaybederek),deplasmanda Aliağa'yı zor bir maç sonunda yenmiş ve kupa maçları için Eskişehir'e gelmişti. Burada iyi bir oyunla ilk maçta Efes'i yenen Galatasaray, yarı finalde ise uzatmaya giden maçta Banvit'i eleyerek finalde Fenerbahçe Ülker'in rakibi olmuştu.Final maçına ilk iki maçı dar rotasyonlarla oynaması nedeniyle oldukça yorgun çıkan takım büyük bölümünü önde götürdüğü maçı son 4 dakikada ki oyunuyla rakibine veriyordu.Haftaiçi Kazan'a yine son anlarda kaybedilen maçın ardından Ulm'ün de deplasmanda Kızılyıldız'ı yenmesiyle Galatasaray Avrupa defterini erken kapatıyordu. Artık elde lig şampiyonluğu dışında bir hedef kalmamıştı.



Kupa finalinde rakibine dirsek atıp 2 maç ceza alan Gordon ve zatüre teşhisi konan Cenk Akyol'dan yoksun olarak çıkıyordu Anadolu Efes maçına Galatasaray MP. Kısa rotasyonu Arroyo-Engin-Ender ve Markoishvili'den oluşan Galatasaray maça 8 kişilik bir rotasyonla çıkıyordu.Markoishvili'nin ilk çeyrekte faul problemine girmesiyle üç uzunlu sisteme geçen Ergin Ataman bunun meyvelerini almış ve Galatasaray MP pota altında Efes'i ezmişti. Özellikle alınan hücum ribaundları Galatasaray'ı çok rahatlatmıştı. Oktay Mahmuti'nin atılmasıyla iyice dağılan Efes karşısında farkı ikinci çeyrekte 23'e kadar çıkaran Galatasaray maçın son anlarında yorulsada maçı 77-70 kazanmasını biliyordu. Bu muhteşem galibiyet Galatasaray'ın ne olursa olsun ligde şampiyonluk yarışında ne kadar iddalı olduğunu bir kez daha gösteriyordu. 8 kişiyle harika bir rotasyon yapan Ergin Ataman ise bu maçları ne kadar iyi oynadığını bir kez daha gösterdi ve Oktay Mahmuti'ye karşı bu sezon üçüncü maçını da kazandı.

Evet yazının başında dediğimiz gibi Galatasaray oldukça şanssız bir sezon geçiriyor fakat hala şampiyonluğun en büyük adaylarından biriler ve bunu kupayı kazanmayı çok isteyen bir koç var. Eldeki tek hedefin lig kalması da şampiyonluk için ayrı bir avantaj gibi.