29 Temmuz 2012 Pazar

Bi fikriniz olsun

Fenerbahçe,Şampiyonlar Ligi 3. Ön Eleme Turu'nda Romanya'nın Vaslui takımıyla eşleşti.Kabaca baktığımızda Fenerbahçe'nin kadro değerinin Vaslui'den 100 milyon euro daha değerli olduğunu görüyoruz.Bu bile temsilcimizin ne derece favori olduğunu gösteriyor.Ancak Vaslui sıkıntı yaratabilecek bir takım.Çok disiplinli ve sert bir takım olan Vaslui geçen sene Romanya Ligi'ni Cluj'ün 1 puanla gerisinde kalmış ve sezonu ikinci bitirmişti.Fenerbahçe için önemli gelişmelerden bir gelişme takımın en önemli oyuncusu olan Wesley'in geçtiğimiz hafta takımdan ayrılmış olması.Bu sezona tam 10 yeni transferle başlayan Vaslui için Wesley'in yokluğu gerçekten büyük kayıp.Bu 10 transfer içinden en dikkat çeken iki isim Caue ve Niculae.Marius Sumudica'nın çalıştırdığı Vaslui lige bir beraberlik bir galibiyetle başladı.Evinde çok başarılı maçlar çıkaran Vaslui'ye karşı Fenerbahçe'nin Kadıköy'de işi bitirmesi lazım.

                       

Bursaspor'da Avrupa Ligi 3. Ön Eleme Turu'nda Finlandiya'nın Kuopion takımıyla eşleşti.Bir önceki turda Maccabi Netanya'yı eleyen Kuopion'u 50 yaşındaki Esa Pekonen çalıştırıyor.Takımın en önemli oyuncusu forvet Ilo Miikka diyebiliriz.12 takımlı Finlandiya Ligi'nde 18 maç sonunda son sırada bulunan Kuopion'a Bursaspor karşısında şans tanımıyorum.Temsilcimiz iki maçı da kazanabilecek nitelikte.

                      
2.Ön Eleme Turu'nda St.Johnston'ı eleyen Eskişehirspor 3.Turda Fransa'nın köklü takımlarından Marsilya ile eşleşti.Didier Deschamps'ın Fransa Milli Takımı'nın başına geçmesinin ardından takımın başına getirilen 57 yaşındaki Elie Baup kariyeri boyunca Fransa'da çalışmış bir antrönör.Takımında birbirinden önemli yıldızları olan Marsilya'nın en önemli oyuncuları kalecileri Mandanda,Andre Ayew ve forvet Loic Remy.Ne kadar önemli oyuncusu olsa da eski gücünde olmayan Marsilya'nın en önemli artısı Avrupa tecrübesi.

                        

22 Temmuz 2012 Pazar

En tatlı çilek O olur

Yıllar sonra dönüp bakıldığında 2011-2012 yılını hatırladığımızda aklımıza Galatasaray'ın şampiyonluğu kadar Felipe Melo'nun yaptığı ''pitbull' sevinci gelecek.Galatasaray adına geçtiğimiz sezonu ele alırsak.Selçuk İnan'ı sezonun MVP'si seçebiliriz.Bunun dışında Muslera,Elmander,Ujfalusi,Hakan sezonun yıldızları olduğunu Engin,Semih,Emre,Eboue,Necati,Aydın gibi isimlerinde beklenenin çok üstünde katkı verdiğini söyleyebiliriz fakat o kadronun içinde bir isim varki takımın kalbi diyebileceğimiz,o isim Felipe Melo...

Felipe Melo,Galatasaray'a transfer olduktan sonra verdiği ilk röportajda şu sözleri kullanmıştı:''Sonuna kadar koşarım,mücadele ederim,rakibi ısırırım.Bana pitbull diyebilirsiniz,pitbull geldi!''Galatasaray taraftarının belki de Uefa Kupası'nı kazanan o altın kadrodan(Okan,Emre,Tugay,Suat) beri özlemini çektiği orta saha gelmişmiydi?Son iki sezondur BAM(Barış Özbek-Ayhan Akman-Mustafa Sarp) orta sahasına katlanmak zorunda kalan taraftara Melo gibi tanınmış Brezilya Milli Takımı'yla bir sene önce Dünya Kupası'nda boy göstermiş bir oyuncu hediye ediyordu Ünal Aysal.Melo isminin açıklanmadan önce hiç duyulmaması da bizleri şaşırtmasının bir başka nedeniydi.Kariyeri boyunca Flamengo,Cruzeiro,Mallorca,Racing Santander,Almeira,Fiorentina ve en son ''Altın Bidon'' seçildiği Juventus'ta forma giyen Melo'nun yeni durağı Türkiye oluyordu.Son sezonunda çok kötü bir sezon geçirmesine rağmen düşüşteki oyuncuları tekrar parlatmasıyla ünlü olan Fatih Hoca Melo'yu Galatasaray'a aldırıyordu.

                      

Felipe Melo yeniden futbol oynamak için hevesliydi.İlk maçına İstanbul'da Liverpool'a karşı çıkan Melo,daha o maçta taraftarın gönlünü kazanıyordu.Orta sahada sürekli oyunun yönünü değiştiren,insiyatif alan,rakip kaleye doğru dikine giden,duran toplarda tehlike yaratan bir oyuncu olduğunu gösterdi bize.Daha önce izlediğimiz Melo'dan farklı olarak daha fazla hücuma çıkan sürekli poozisyonların içinde olan bir oyuncuya dönüşmüştü.Sezon başında Juventus'tan kiralanan Brezilyalı attığı 12 golle rekorunu kırıyordu.Ve ''bana verdikleri destekle tekmeye kafa atasım,çimi ısırasım,yiyesim geliyor'' sözünü gerçeğe çevirdi.Sezonun sonunda Riera ile yaşadığı kavga bu harika sezonuna gölge düşürsede Melo'nun şampiyonluğun en kilit oyuncuları arasına girmesini etkilemiyordu.

                          

Melo şu an ailesiyle tatilde ve bir an önce transferinin bitmesini bekliyor.Galatasaray'lı yöneticilerde şu an tüm güçlerini bu transferi bitirmek için harcıyor.Melo 4-5 gün önce twitter hesabından Galatasaray ile anlaştığını açıkladı ve topu artık yönetime attı.Galatasaray yönetimininde Fatih Hoca'nın gözdesi olan Melo'yu mutlaka alması gerekiyor.Alınması planlanan ''Çilek'' Melo değil belki ama Galatasaray için en iyi transfer kesinlikle Melo olur.Ve olur da alınamazsa Melo'nun boşluğu zor dolar gibi gözüküyor.

17 Temmuz 2012 Salı

''Altın Türk'' Hamit Altıntop

Göçmenlerimizin başına gelenlerden ötürü ne acıdır ki senede en az bir kez duyarız Gelsenkirchen'in adını.Ya evi yanan gurbetçiler ya da bir töre cinayeti haberi her an gelebilir oralardan.Şimdi tüm bu olumsuzlukları unutmak için belki de elimize bir fırsat geçti.40 yıl önce Altıntop Ailesi Malatya'dan Almanya'ya göç edip Gelsenkirchen'e yerleşti.10 yıl sonra Altıntop Ailesi 5 kişiyken 7 kişiye çıkacak,8 Aralık 1982'de aileye 3 kızın ardından 2 tane de erkek kardeş katılacaktı.İsimleri Hamit ve Halil konuldu.Hamit,Halil'den on dakika önce doğduğu için abi konumundaydı.Yıllar sonra Hamit doğumda ikiziyle aralarındaki 10 dakikalık farkı şöyle anlattı:''Halil benden 10 dakika daha küçük.Bu nedenle tüm konularda o kendisini geri tuttu,sorumluluğu bana bıraktı...''Hamit daha duygusal,Halil daha mantıklıydı.Hamit verdiği bir röportajında hiç yemek yapmadığını eve geldiğinde her şeyi hazır görmek istediğini söylemiştir.

                          

İkizlerin çocukluk yılları kolay geçmedi.Henüz 2 yaşındayken kanserden babalarını kaybettiler.Bundan sonra ailenin erkekleri bu ikizlerdi .Anneleri bir metal fabrikasında tüm gün işe girdiğinde,Almanca'yı anlıyor ama konuşamıyordu.Eve resmi kağıt geldiğinde onu Türkçe'ye çevirmek yakınlarına düşüyordu.İkizler ise küçük yaşlarda başlamışlardı mahallede top peşinde koşmaya.İleride profosyonel olduklarında anneleri ikizlerinin birbirine karşı oynadıkları hiçbir maçı izlemedi.Bir Alman gazetesine verdikleri röportajlarında annelerine ne kadar düşkün olduklarını anlatırlarken ''Babanızı özlüyor musunuz?'' sorusuna Hamit ''Tanımadığımız birisini özleyemeyiz'' yanıtını vermiştir.Babalarının yokluklarını amcaları kapatmaya çalışmıştır.İkizlerin elinden tutarak DJK Gelsenkirchen-Süd takımında futbola başlattı.11 yaşına geldiklerinde daha ciddi eğitim almaya başladılar ve Altıntop kardeşlerin ünü,bir süre sonra Bölgesel Lig seviyelerini aşmıştı.2003 yılında Hamit Schalke 04'e forvet kardeşi Halil'de Kaiserslautern'e transfer oldu.





Hamit Schalke 04'e transferi gerçekleştiğinde kulübün kasasından 1.8 milyon euro çıkarken teknik direktör Jupp Heynckes'in ağzından da ''Karakteri kusursuz ve Lothar Matthaus'un gençliğine benziyor.'' cümlesi çıkacaktı.Hamit artık Avrupa çapında tanınan bir oyuncu haline geliyordu.Zaman geçti ve Hamit'in karşısına da her gurbetçimizin karşısına çıktığı gibi o soru çıktı,''Hangi milli takım için oynayacaksın?''Türkiye için 18 ve 20 yaş altı milli takımlarında forma giydikten sonra 21 yaş altına çıkmıştı.Ama hala bir seçim yapabilecek durumdaydı.Gelecekte büyük başarılar yakalayacağı ve kaptanlığını yapacağı ay-yıldızlı milli formayı seçecekti aynı kardeşi gibi Hamit.Ve ilerleyen zamanlarda da ''Çılgın Türk'' lakabını alacaktı.2007 senesinde Almanya'nın en meşhur kulübü Bayern Münih'e transfer oluyordu Hamit.Burada birbirinden başarılı 4 sezon geçirecekti ve Yıldıray Baştürk'ten sonra Şampiyonlar Ligi Finali'nde oynayan 2.Türk olacaktı.Tabi sayısız kupayı da müzesine götürmesinde yardımcı olacaktı takımına.2008'de yapılan Avrupa Futbol Şampiyonası'nda yarı finalde Almanya'ya elenip turnuvaya veda eden milli takımımızda da forma giyen Hamit.Turnuvanın sonunda altın 11'e de seçiliyordu.UEFA Hamit'i mevkisinin en iyi 3 oyuncusundan biri seçtiğinde böyle şeylerin hoş ama boş olduğununun altını çizdi.Belki çok fazla oynama şansı bulmasa da Real Madrid'e kadar yükseliyordu Hamit.Burada geçirdiği bir sezonun ardından yolü Türkiye'ye düşüyordu.

                                     

Bu yaz döneminde yerli transferde büyük takımların gözdesi olan Hamit,tercihini çok sevdiği eski hocası Fatih Terim'den yana kullanıyor ve Galatasaray'a geliyordu.Galatasaray'da kaptan olacağı konuşulan Hamit'in transferiyle rakiplerine büyük bir çalım atmış gözüküyor.Çünkü Hamit bir futbolcudan fazlası,doğuştan bir lider ve Avrupa deneyşmi üst düzey olan bir oyuncu.Hayatında sayısız zorlukları yenmiş ve sayısız başarılan elde etmiş Hamit Altıntop 30 yaşına merdiven dayadığı bu dönemde kardeşiyle yine aynı ligde buluştular...  

10 Temmuz 2012 Salı

Dolmabahçe Problemi

Tarihinin zor dönemlerinden birini yaşayan Beşiktaş'ta problemler bitmek bilmiyor.Şubat'ta Yıldırım Demirören'in Türkiye Futbol Federasyonu başkanlığına seçilmesinin ardından kulübün yeni başkanı olan Fikret Orman göreve geldiğinden bu yana çeşitli sıkıntılarla boğuşuyor.Bunların en önemlisi olarak finansal borçlardan dolayı UEFA Avrupa Ligi'ne katılamamasını gösterebiliriz.En son geçtiğimiz hafta CAS'a yapılan itirazdan da sonuç çıkmadı ve Beşiktaş'ın önümüzdeki sezon Avrupa'ya gidemeyeceği kesinleşti.Bir diğer büyük sorunda Beşiktaş'ın önümüzdeki sezon maçlarını oynayacağı stad bilmecesiydi.

                 
Senelerdir yenilenmesi gündeme gelen İnönü Stadı'nın bu sezon kesin olarak yeniden yapılacağı konuşuluyordu.Bir semt takımı olarak 109 yıldır varlığını sürdüren Beşiktaş'ın maçlarını Kazlıçeşme'de yapılacak yeni bir statta oynaması Kültür Bakanı Ertuğrul Günay tarafından gündeme getirildi.Beşiktaş'ın stadını yenilerken maçlarını oynayacak stad ihtiyacı doğdu.Yönetim başından beri maçlarını Türk Telekom Arena'da oynamak istiyordu.Fakat Galatasaray yönetimi ve taraftarı Beşiktaş ile stadını paylaşmak istemiyor ve bunu açık açık dile getiriyorlardı.Yönetim kanadından bu fikrin en önemli savunucusu Adnan Öztürk olmuştu.Beşiktaş taraftar grubu Çarşı Grubu'nun başı Alen Markaryan'ın maçlarımızı Kasımpaşa'nın Stadı'nında oynamak istiyoruz açıklamasına karşın Beşiktaş Yönetimi o stada çok soğuk bakıyordu.Olimpiyat Stadı'da gündeme geldi tabi ki fakat Spor Bakanı Suat Kılıç bu sezon Olimpiyat Stadı'nın bakıma alınacağını ve o statta maç oynanmayacağını açıkladı.Tek ihtimal Türk Telekom Arena kalmıştı ki yönetim İnönü'yü bakıma alma işini askıya aldı ve bu sezonda maçlarımızı kendi stadımızda oynaayacağız dedi.
                 

Bence de bu kadar zorlukla boğuşan Beşiktaş için en doğru stat kendi statlarıdır.Zaten zor durumda olan kulübün başka statta oynaması ne kadar doğru olurdu tartışılır.Zaten Fikret Orman'da henüz statı yenilemek için izinlerin tamamlanmadığını açıklamıştı.Özellikle genç oyuncuların ağırlıklı olduğu takımda bu oyuncuların İnönü atmosferine ihtiyacı olduğunu düşünüyorum.

3 Temmuz 2012 Salı

Beşiktaş'ta neler oluyor?

Geçen sezon herşey iyi giderken UEFA Avrupa Ligi'nde çeyrek finalin kapısından dönülmüşken bir anda Quaresma'nın sakatlığıyla başlayan kötü dönem Carvalhal'ın gidişiyle devam etti.Bu sırada Yıldırım Demirören'in kulübü bırakıp Türkiye Futbol Fedarasyonu'nun başına geçmesiyle boşalan başkanlık koltuğuna büüyk bir farkla Fikret Orman seçildi.Carvalhal'i gönderen Orman,göreve tekrar özgürlüğüne kavuşan Tayfut Havutçu'yu getirdi.Fakat Tayfur Hoca'da takımı toparlayamadı.Süper Final'de sadece 1 maç kazanabilen Beşiktaş'ta sezon sonu kaptanında bileti kesiliyordu.
                              

Yeni sezonda 10'u aşkın hoca adayıyla adı anılan Beşiktaş sürpriz bir şekilde Samet Aybaba'yla anlaşmaya vardı.Yeni sezon hazırlıklarına yeni başlayan Beşiktaş'ta gelenlere gidenlere bi göz atalım.Transferde Gençlerbirliği'nden Mehmet Akgün,Sakaryaspor'dan Berat Çetinkaya,Arsenal'dan Oğuzhan Özyakup,Kaiserslautern'den Olcay Şahan'ı kadrosuna katan Beşiktaş,Ersan Adem Gülüm'le de sözleşme yeniledi.Korcan Çelikay Sivasspor'a satılıp,Ekrem Dağ ve Egemen Korkmaz'la da yollar kesin olarak ayrıldı.Bana göre takımın en önemli oyuncusu olan Egemen'in takımda tutulamaması tam bir fiyaskodur.Üstelik Egemen için bir bonservis bedeli de alamayacak Beşiktaş.Onun haricinde Ekrem'in gidişinin bir etkisi olmayacaktır.Gelen oyunculara bakacak olursak Mehmet süper lig deneyimi olan bir oyuncu,Berat Sakaryaspor altyapısından çıkmış gelecek vaad eden bir genç,Oğuzhan önemli bir transfer bana göre bu sezon onu birçok kez ilk 11'de izleyeceğimizi düşünüyorum.Olcay'ı tanımıyorum ama senelik aldığı 1 milyon euro çok gözüme battı.Bunlar kesin olarak olan transferler onun dışında Samet Hoca şu anda Portekizlileri takımda istemediğini belli etti.Eğer alıcı bulunursa başta Quaresma olmak üzere Simao ve Almeida'nın da takımdan ayrılacağını düşünüyorum.Fernandes'i hoca istiyor ama bu isimler arasında fiyatı en yüksek olan adam Fernandes eğer ona da ciddi bir teklif gelirse satılabilir.Ernst,Rüştü ve Sivok'un durumları da muamma.
                                

Şu an ki kadro yetersiz ve transfere ihtiyaç var.Beşiktaş Avrupa'ya gidemediği için şikayet etsede belki bu onlar için hayırlı olmuştur.Bu kadro ile Avrupa'ya gidilse bir hüsran yaşanabilirdi.Beşiktaş zor bir dönemden geçiyor daha yeni sezonda oynayacakları stad bile belli değil.Çoğu oyuncuyla yol ayrımına gelinmiş durumda ve takımda müthiş bir belirsizlik var.Benim şahsi fikrim bu sezonu tamamen Türk oyuncular ve 3-4 tane Hilbert gibi özverili ve takımı sahiplenecek yabancı oyuncularla yola çıkılması...