30 Haziran 2012 Cumartesi

Süper Final





Euro 2012 başlarken benim dahil çoğu kişinin en büyük favorisi harika bir jenarasyon yakalayan Almanya'ydı.Son iki turnuvayı kazanan İspanya'nın favori görülmemesi ise saçmalık olurdu zaten.Fakat İtalya bu rüya finalin önüne geçti...
                                

Öncelikle hem İspanya'nın hem de İtalya'nın finale nasıl geldiklerine bi bakalım aynı grupta yer alan bu iki ekip ilk maçlarda karşı karşıya geldiler.İtalya'nın beklenenden iyi oyununun göze çarptığı maçta oyuna sonradan oyuna giren Di Natale ve Del Bosque'nin çakma 9 numarası Fabregas'ın karşılıklı golleriyle iki ekip gruba birer puanla başladı.İkinci maçlarda İspanya'nın rakibi belkide turnuvanın en zayıf takımı İrlanda'ydı.Matadorlar hiç zorlanmadan 4-0'lık net bir skorla maçı kazanmayı bildi.İtalya ise Hırvatistan'la karşılaşıyordu.Turnuvanın en zevkli maçlarından biri olan bu maçta Pirlo'nun harika frikik golü ve turnuvanın yıldızlardam Mandzukic'in karşılıklı golleriyle maç 1-1 sonuçlanıyordu.Son maçlarda İspanya zorlandığı maçta Hırvatistan'ı son anlarda Navas'ın attığı golle yenerken grubu 7 puanla lider tamamlıyordu.İtalya ise Cassano ve Balotelli'nin golleriyle İrlanda'yı 2-0 geçerek Hırvatistan'ın önünde grubu ikinci tamamlıyordu.

                          
Çeyrek finallerde İspanya turnuvanın sürpriz ekipleri arasında gösterilen Fransa'yla eşleşirken,İtalya ise sürpriz bir şekilde grubu lider tamamlayan İngiltere ile eşleşiyordu.İspanya,Fransa'yı pas futboluyla bayıltıp 100. maçını oynayan Alonso'nun golleriyle 2-0 geçiyordu.İtalya-İngiltere maçında ise heyecan vardı fakat gol sesi çıkmadı ve maçın 120 dakikası 0-0 tamamlandı.Penaltılarla yarı finale çıkan takım İtalya oldu.Yarı finalde İspanya turnuvanın en iyi futbol oynayan takımlarından Portekiz ile karşılaşmıştı.Bu seferde İspanyolların maçı 0-0 bitti ve onlarda penaltılarla tur atladılar.Bu maçta Portekiz'in İspanya'yı bozduğunu ve İspanya'nın o alıştığımız pas futbolunu sahaya yansıtamadığını gördük.İtalya ise kayıpsız bi şekilde yarı finale gelen Almanya'nın karşısına çıktı.Maça harika başlayan İtalya Balotelli'nin attığı iki golle ilk yarıdan fişi çekti.Almanya'nın teselli golü son dakika da Mesut'tan geldi.Almanya'nın bu maçta bu kadar kötü oynaması başka bir deyişle Prandelli'nin harika bi şekilde rakibini analiz etmesi göze çarpıyordu.Gök Maviler,İspanya'yla final oynayacaklardı.


Turnuvanın başında kimsenin tahmin etmediği bahis şirketlerinin bile çok şans vermediği şike skandallarıyla sallanmış İtalya finalde ve en az İspanya kadar kupaya yakınlar.İtalya'nın müthiş bir taktik-disiplinle oynadığını savunmasının inanılmaz sert olduğunu ve çok zor gol yediklerini söyleyebiliriz.Eğer Cassano-Balotelli ikilisi yarı finaldeki gibi etkili olabilirlerse bi gol bulabilirlerse kupaya uzanırlar.İspanya'nın savunmasınında İtalya'nınkinden bi eksiğinin olduğuunu söyleyemeyiz.Onlarında müthiş bir savunmaları ve orta sahaları var onlarda kötü oynasalar bile disiplinden asla kopmayarak en azından yenilmemeyi biliyorlar.Sonuç olarak harika bir maç bizi bekliyor.Olası bir uzatma belki de penaltılar var...

29 Haziran 2012 Cuma

Süper Mario

Mario Barwuah Balotelli 1990'da Ganalı göçmen bir ailenin çocuğu olarak İtalya'nın güneyinde mafyalarıyla ünlü olan Palermo kentinde dünyaya geldi.Mario'nun doğduğunda yaşadığı bağırsak problemleri onu çok kez bıçak altına yatırmıştı.Ailesinin parasal sıkıntılar çekmesi sebebiyle Mario,2 yaşındayken Brescia'nın hemen dışındaki Bagnolo Mella'dan Balotelli ailesi tarafından evlat edinildi.Balotelli ailesi Mario'nun ünlü bir futbolcu olması için daha büyük bir kent olan Concesio'ya taşındı.Mario'nun 3 tane daha kardeşi vardı.

Futbola 5 yaşında San Bartolomeo'da başladı.12 yaşında Lumezzane'ye geçen Mario kısa sürede yeteneklerini gösteriyor ve 3 yıl sonra henüz 15 yaşındayken A takıma çıkmayı başarıyordu.A takımda ilk maçına Nisan 2006'da çıkan Balotelli profesyonelliğe adımını bu tarihte atmıştı.Aynı senenin Haziran ayında Barcelona seçmeleri için İspanya'ya gidip burada oynadığı 3 maçta 8 gol atarak kendini kanıtlasa da pasaport sorunları nedeniyle İtalya'ya geri dönmek zorunda kalıyordu.İtalya'ya döndüğünde Fiorentina ve İnter Balotelli için adeta savaşa girmişlerdi.Kazanan İnter oluyor ve bu genç çocuk 17 yaşında İtalyan devi İnter'in kapısından içeri giriyordu.Milano şehri kendi evine daha yakındı ve İnter kulübü onu her gün Concesio'daki evinden bırakmayı vaat etmişti. Altyapıdaki bir sezonun ardından Inter'in genç takımını Viareggio'daki gençler turnuvasında şampiyonluğa taşıdı. Balotelli, A takımı formasını ilk kez 16 Aralık 2007 tarihinde giydi. Teknik direktör Roberto Mancini, İnter'in 2-0'lık Cagliari galibiyetiyle sonuçlanan maçın 90. dakikada onu oyuna aldı.Üç gün sonra Reggina ile oynanan kupa maçında deplasmanda sahaya ilk 11'de çıktı ve 2 gol attı. Balotelli, 1 ay sonra İtalya Kupası çeyrek finali rövanşında Juventus karşısında forma şansı buldu. İnter'in 3-2'lik galibiyetinde kilit isim oldu Serie A'da ilk golünü 6 Nisan 2008'de deplasmanda 2–0 kazanılan Atalanta maçında kaydetti. Balotelli, 4 Kasım 2008'de UEFA Şampiyonlar Ligi'nde Kıbrıs takımı Anorthosis Famagusta'ya gol atarak, "UEFA Şampiyonlar Ligi'nde gol atan en genç İnter Milanlı futbolcu" unvanına 18 yıl 85 günlükken sahip oldu. Daha önceki rekorsa, 18 yıl ve 145 günle Obafemi Martins'e aitti. Nisan 2009'da İnter Milan formasıyla Juventus'a gol attığı 1-1 berabere biten maçta Juventuslu taraftarların "O... çocuğu Balotelli" gibi bir ırkçı tezahürata maruz kalması sonucu İtalya Futbol Federasyonu tarafından Juventus'a sahasındaki bir maçı seyircisiz oynama cezası verilmiştir.Mario'nun İnter kariyerini bitiren olay ise bir televizyon programında aslında Milan'ı tuttuğunu söylemesi olmuştur.Mario'nun yeni adresi İngiltere olacaktır.


20 yaşında Manchester City'le 5 yıllık sözleşme imzalayan Balotelli,İngiltere'de de rahat durmamış ve burada da bir sürü skandallara imza atmıştır.Bunlardan en ilginci ise 
''2 Ekim 2010'da bir hapishanede kadınlar koğuşunu basmak istemesi sonucu gözaltına alındı ve yarım saat sonra serbest kaldı.'' haberidir.Bir hazırlık maçında musait pozisyonda gol atmak yerine topukla artistik bir vuruş denemesi gibi takım içinde yaptığı disiplinsizliklerle bir çok defa gündeme gelmiştir Balotelli.Mancini ile arası çok defa açılsa da onun her zaman vazgeçilmezi olmuştur Balotelli.Unutulmaz derbide 6-1 kazanılan Manchester United maçında attığı 2 golün yanında formasının altına giydiği ve üstünde ''Why always me?'' (Neden hep ben ?) tişörtü belki de çoğu şeyi anlatıyordu.


Milli takım kariyerine bakacak olursak 20'nin üstünde genç milli olan Balotelli ilk A Milli maçına şu an da milli takımın başında olan Cesare Prandelli tarafından çıkarılmıştır.10 Ağustos 2010'da Fildişi Sahili maçında ilk kez milli formayı giymiştir,ilk golünü ise 11 Kasım 2011'de Polonya'ya atmıştır.Ama en önemli gollerini dün gece Almanya'ya atıp takımını finale taşımıştır.


Buraya kadar hayatını anlattığım Balotelli için biraz da yorum yapmak istiyorum.Çok yetenekli olduğu ve disiplinsiz olduğunu anlatmama gerek yok tabii ama başka bir pencereden bakalım;böyle bir çocukluğu başka biri geçirse onun vereceği tepkileri düşünelim.Ve Balotelli'yi izlerken sadece attığı gollerden keyif alalım yaptığı disiplinsizliklere gülüp geçelim.Çünkü her insanın psikolojik sorunları olabilir Mario'da çocukken yaşayamadığı güzellikleri şimdi yaşıyor işte.Onunki sadece hayatını yaşamak.Fakat kendine biraz daha iyi bakarsa biraz daha kendini geliştirirse tutulamaz bir forvet olur.Henüz yaşı 21 ve herşey O'nun ellerinde.Önünde bir final var ve gününde olursa bu kupayı ülkesine getirebilir.Sanırım Türk insanının Balotelli'ye bakış açısı da bu turnuvadan sonra biraz daha değişmiştir tıpkı İtalya'ya olduğu gibi.

27 Haziran 2012 Çarşamba

İlk Finalist

İspanya-Portekiz maçı bize isim olarak tempolu,gollü bir maç vaat ediyordu.Fakat maçın başlamasıyla beraber iki takımın da önceliğinin gol yememek olduğu anlaşılıyordu.


Maçın hakeminin Cüneyt Çakır olması da ayrı bir gözle izlememize neden oluyordu bu güzel maçı.Maçın önemine önem katıyordu bizim için.Genel olarak iyi bir maç yönettiğini söyleyebiliriz sanırım sadece ilk yarıda oynatmadığı bir avantaj pozisyonu var(Nani).Maçın ilk dakikalarında Portekiz'in beklenenden daha iyi başladığını gördük.İleriye topu birkaç pozisyonda iyi getirseler de Almeida'nın çok silik gözükmesi Ronaldo ve Nani'nin de içeriye katkı verememesiyle pozisyona girmekte zorlandılar.İspanya ise o alıştığımız pas trafiğini yapamıyordu.Ve maçın doksan dakikası bitip maç uzatmaya gitmişti.Uzatmalarda İspanya oyuna ağırlığını koymuş ve kalitesini göstermişti.Oyuna sonradan giren Pedro ve Navas oyuna hareket getirmiş,İspanya'nın pozisyona girmesini sağlamışlardı.Fakat uzatmalarda da eşitlik bozulmadı ve maç penaltılara gitti.Penaltılarda İspanya 4-2 kazanıyor ve adını finale yazdırıyordu.Portekiz'de penaltı atacak ilk isim olan Ronaldo'nun penaltı atmaması daha doğrusu ona sıra gelmemesi de tartışılacak bir karardı.Aynı zamanda ben Coentrao'nun da atacağını düşünüyordum o da kullanmadı.Ama Portekiz için iyi bir turnuva geçti diyebiliriz sanırım.Ölüm grubundan çıkıp yarı finale çıkmak buradan da İspanya'ya penaltılarla kaybetmek hiçte fena sayılmaz.Not olarak biz bu takımı Lizbon'da 3-1 yenmiştik.


İspanya'ya gelirsek beklediğimiz kadar oyunu domine edemeseler de çok iyi bi takımlar,çok özgüvenleri var.Tek eleştirim Torres'in oynaması gerektiğini düşünüyorum.En azından Fabregas'la başlanıp Torres'in daha sonradan oyuna sürülmesi lazım.Tabi bu benim şahsi düşüncem.Onlar hala çok iyi ve bence kupaya en yakın takımlar.Saygılar...

22 Haziran 2012 Cuma

Fenerbahçe'de Transfer

Fenerbahçe bu sezon transferde şu ana kadar neler yaptı?Bundan sonra neler yapabilir?
Kalanıyla,geleniyle,gideniyle Fenerbahçe'de transfer...

Üç büyüklerin bu seneki transfer politikalarına baktığımız zaman Şampiyon Galatasaray işi biraz daha ağırdan alıp adımlarını sağlam attığını görüyoruz,onlar şu ana kadar sadece Danny'i kadrosuna kattı.Ekonomik krizle boğuşan Beşiktaş ise genç oyuncular haricinde sansasyonel bi isim kadrosuna katamadı.Fenerbahçe ise üç büyükler arasında transferin en atak takımı olarak görülüyor.İç transferde Gökhan Gönül,Cristian Baroni,Selçuk Şahin,Mert Günok,Miroslav Stoch,Bekir İrtegün ile sözleşme yenileyen Fenerbahçe Liverpool'dan Dirk Kuyt,Bucaspor'dan Salih Uçan ve Kayserispor'dan Hasan Ali Kaldırım'ı aldı.Sözleşmesi biten Bilica takımdan ayrılırken kiralık olarak gelen Reto Ziegler ile yollar ayrıldı.


Dirk Kuyt hem fiyatıyla hem de karakteriyle çok önemli bi transfer.32 yaşında olması bir dezavantaj gibi görünse de kendine çok iyi bakan Kuyt için bunun çok büyük bir sorun olacağını düşünmüyorum.Kuyt bu sezon 4-2-3-1 in sağında oynar orada oynayan Mehmet Topuz ile Emre'nin gitmesiyle boşalan orta sahaya kaydırılır.Veya skor avantajı ele geçince Kuyt'un yerine oraya geçer.Kuyt kişilik olarakta Fenerbahçe'ye faydalı olacak bi oyuncu ben özellikle kaptan Alex'le çok iyi anlaşacağını düşünüyorum.Hatta ikinci sezonunda bazı maçlara kaptan olarak bile çıkabilir.




Hasan Ali Kaldırım,Reto Ziegler'in yerine sol bek için geldi.Hem Türk olması hem de genç bir oyuncu olması büyük avantaj.Kendisinin bu bölgede büyük bir rakibi de yok gibi.Ne Caner ne de Özgür bu pozisyonda geçen sene pek fayda veremediler.Çok büyük hatalar yapmadığı sürece takımın değişmezi olacaktır.Savunmasında pek bir eksikliği olmayan Hasan Ali'nin hücumunu biraz geliştirmesi lazım.Gerçi önünde oynayacak Stoch'u düşünürsek onun savunmasının sağlam olması daha önemli gibi.Sonuç olarak Fenerbahçe orası için alınabilecek en iyi Türk oyunculardan birini kadrosuna kattı.

                                         

Futbola Marmaris Belediyespor altyapısında başlayan Salih Uçan 2004 yılında Bucaspor altyapısına transfer oldu.Son iki sezonda A takımda mücadele eden Salih orta sahada görev yapıyor.Bir kaç sene kiralanarak pişer diye düşünüyorum.Döndüğünde forma şansı bulabilir mi bunu Salih'in çalışkanlığı gösterecek.

21 Haziran 2012 Perşembe

Galatasaray'da neler oluyor ?




Herşey güzel giderken bir an da bozulur derler ya Galatasaray Basketbol'unda gelinen nokta heralde bu şekilde açıklanabilir.İki sezon önce takımın başına getirilen Oktay Mahmuti ile Galatasaray Basketbol'u yeni bir kimlik kazanmıştı.İlk sene gelen lig finali ikinci sezon oynanan Euroleague herkesi tatmin etmişti hedeflenen başarılara erken ulaşılmıştı.Ama ne olduysa Hakan Üstünberk'in sezon ortasında gelen istifasıyla bozulmuştu.Bu istifayla Mahmuti yalnız kalmış yönetimden gereken desteği görmemişti.Playofflarda Beşiktaş'a üst üste üç maç kaybedilerek elenmenin ardından yönetim tarafından çatlak sesler duyulmaya başlandı.Beşiktaş serisinin ilk maçından sonra resmi siteden duyurulan ''Hocamız Oktay Mahmuti'nin sözleşmesi 2+2 olarak yenilenmiştir.'' ifadesine rağmen Haziran ortasına kadar gelmeyen imza kafaları karıştırıyordu.Daha sonra görüşmelere başlanıldığını hem başkan hemde Mahmuti'nin menajeri açıklamış fakat bir türlü imza gelmemişti.Önce yapılan açıklamalarda ufak sorunlar olduğu ve imzanın mutlaka atılacağı haberleri gelmişti fakat daha sonra bazı gazetelerde yer alan ''Oktay Mahmuti yönetime küfür etti.'' haberi sanırım başkana da gitmişti.Sanıyorum ki bu sebepten dolayı imzalar atılmadı.Oktay Hoca'yı tanımıyorum tabi ki ama küfür ettiğine beni kimse inandıramaz.Keşke Ünal Aysal'da Oktay Mahmuti'nin arkasında durabilseydi.Neyse artık bunları konuşmak yersiz.Oktay Mahmuti ile yollar kesin olarak ayrıldı ve Galatasaray yeni koç arıyor.

Şu an da bu koltuk için en büyük favoriler Galatasaray Lisesi mezunu Erman Kunter ve Beşiktaş'a rüya gibi bir sezon yaşatan Ergin Ataman gibi gözüküyor.Kulübün başına son şampiyonlukta takım kaptanı olan Lütfi Arıboğan'ı getiren Galatasaray'da önceliğin hangi koç olduğunu kestirmek zor.Lise mezunu olmanın avantajıyla sanki Erman Kunter bir adım önde gibi ama Beşiktaş'ın kararını bekleyen Ergin Ataman'ın da şansı hiç de az değil.Bu arada son günlerde de eski koçlardan Murat Özyer'in basketbol şubesinin başına geçeceği konuşuluyor.Tam bir karmaşa içinde herşey şu an da gerçekten merakla beliyorum olacakları.

Son olarak Galatasaray'ın önümüzdeki sezon Eurocup'ta mücadele edeceği açıklandı.Euroleague ön elemesinde oynayacak takımları görünce üzülmedim değil ama mantıklı düşününce de kara doğru gibi gözüküyor.Son olarak şunu söylemek istiyorum ; Oktay Mahmuti ile anlaşamamış olabilirsiniz ama şubeye böyle iki sene yaşatmış bir adama en azından bir teşekkür mesajı yayınlayabilirdiniz.Umarım herşey ileride daha güzel olur.

20 Haziran 2012 Çarşamba

İlk Raundun Ardından

        Euro 2012 de grup maçlarının sonuna geldik bir günlük aranın ardından çeyrek final maçları başlayacak.Bu yazımda grup maçlarının ardından turnuvanın en'lerine bir bakış atacağım.

       SÜRPRİZLER
       Yunanistan:A Grubu'nda ilk iki maç sonunda hiç şans tanınmayan hatta programlarda çıkma şansı konuşulmayan bir takımdan bahsediyoruz.Ama son maçta Rusya karşısında aldıkları galibiyetle diğer maça bakmadan gruptan çıkmayı başaran Yunanistan bir mucizeyi gerçekleştirmiş olabilir.Euro 2004'te kura şansınında yardımıyla final gören ve şampiyon olan komşumuz bakalım turnuvanın en büyük iki favorisinden biri olan Almanya karşısında neler yapacak.


       Çek Cumhuriyeti:A Grubu'nda en zayıf halka
olarak gösterilen forvet hattı Galatasaray'da iyi bir sezon geçirmeyen Baros'a emanet olan Çek Cumhuriyeti grubunu lider bitirerek herkesi şaşırttı ve büyük bir sürprize imza attı.Bu başarıda özellikle Jiracek,Pilar,Selassie'nin önemli rol oynadığını söyleyebiliriz.Çeyrek Final'de rakipleri Portekiz.Bir sürpriz daha yapabilirler mi?Neden olmasın..




          HAYAL KIRIKLIKLARI         
          İsveç:D Grubu'ndan çıkmasını beklediğim ve turnuvanın gizli sürprizlerinden biri olarak gördüğüm İsveç ilk iki maçta da skoru koruyamadı ve lider çıkabileceği grupta sonuncu olup ülkesine döndü.Hamren ne kadar farklı şeyler denese de bir türlü arkadaki zaafları kapatamadı ve İsveç elenmekten kurtulamadı.

          Rusya:A Grubu'nun kesin favorisi Rusya sansasyonel skorla başladığı turnuvada şok bir Yunanistan mağlubiyeti ile elendi.Biraz şanssız olabilirler sanırım çünkü ilk baktığımızda göze batan bir eksiklikleri yoktu.Rusya yaşlanan kadrosuyla bu sene iyi işler yapabilirdi ama olmadı.

          Hollanda:Turnuvanın kesinlikle en büyük hayal kırıklığı dün yazdığım yazımda uzun uzun anlatmıştım o yüzden burada çok bişey yazmama gerek yok.Kabaca söylersek kadrolarını gençleştirip yeni isimlere yer açmaları lazım ve bir an önce sistemi değiştirip Huntelaar-RVP ikilisini bir arada oynatmanın yolunu bulmaları lazım.

           TURRNUVANIN EN GÜZEL 10 GOLÜ         
          10)Nicklas Bendtner(vs.Portekiz 1-2)

          9)Robbin Van Persie(vs. Almanya 1-2)

          8)Fernand Torres (vs.İrlanda 1-0)

          7)Cristiano Ronaldo (vs.Hollanda 2-1)

          6)Mario Balotelli (vs.İrlanda 2-0)

          5)Danny Welbeck (vs. İsveç 3-2)

          4)Mario Gomez ( vs. Hollanda 2-0)

          3)Andre Pirlo (vs. Hırvatistan 1-0)

         2)Jakub Blaszczykowski (vs.Rusya 1-1)

          1)Zlatan İbrahimovic (vs.Fransa 1-0)

         ALTIN 11
         Kale:Manuel Neuer(Almanya)
         Sağ Bek:Thedor Gebre Selassie(Çek Cumhuriyeti)
         Stoper:Matts Hummels(Almanya)
         Stoper:Sergio Ramos(İspanya)
         Sol Bek:Fabio Coentrao(Portekiz)
         Sağ Kanat:David Silva(İspanya)
         Orta Saha:Alan Dzagoev(Rusya)
         Orta Saha:Johan Cabaye(Fransa)
         Sol Kanat:Cristiana Ronaldo(Portekiz)
         Forvet:Zlatan İbrahimovic(İsveç)
         Forvet:Mario Gomez(Almanya)


19 Haziran 2012 Salı

Portakal Orada Kaldı


      Turnuva başlarken herkes İspanya,Almanya ve Hollanda'yı favoriler arasında gösteriyordu.Hatta çoğu kişi Hollanda'ya kesin final oynar gözüyle bakıyordu.Kuyt'un transferiyle Fenerbahçe taraftarlarının ayrı bir sempatisini kazanmıştı Hollanda.Nitekim o Kuyt sadece iki maçta toplam 5-10 dakika forma giydi.Peki bu çöküşün sebebi ne olabilirdi?


     Turnuvaya son Dünya Kupası finalisti apoletiyle başlayan Hollanda 4-2-3-1 sistemiyle oynayan ve golcü kimliğiyle tanınan bir takım olarak geldi turnuvaya.İleride ki dört ofansif forma için 8 tane aday vardı ve kim kenarda kalsa sorun olacak gibiydi.Ama en büyük bilinmezlik forvette olacaktı nitekim en büyük sıkıntı da burada yaşandı.Marwijk,burada Van Persie ile başlamayı tercih etti ve kameralar RVP'nin kaçırdığı her golden sonra Huntelaar'ı gösterdi.Van Persie'den de Huntelaar'dan da oyuna girdiği dönemlerde istediği verimi alamayan Hollanda'da Robben ve Afellay'ın neredeyse hiç gözükmemesi Van Bommel ve De Jong'un da ileriye 0 destek vermesiyle düşündüğümüz ''Ofansif Hollanda'' hayallerimizde kaldı.Defansında problemler olduğu aşikardı Hollanda'nın fakat hiç bu turnuva kadar sırıtmamışlardı.Orjini defansın kanatları olan Heitinga ile artık 30'u gören ve düşüşte olan Mathijsen ortayı yol geçen hanına çevirince,Van Der Wiel ve deneyimsiz Willems'te inanılmaz hatalar yapınca Hollanda'nın düşüşü kaçınılmaz oldu.


      2014 Dünya Kupası Eleme Grubunda en önemli rakibimiz olan Hollanda'nın bu halini görmek belki sevindirici ama ben Marwijk'in görevinden alınacağını ve takımın değişeceğini düşünüyorum.

13 Haziran 2012 Çarşamba

İlk maçların ardından ikinci maçların başından

A Grubu’nda ikinci maçları geride bırakırken diğer üç grupta henüz ikinci maçlar başlamadı.Öncelikle daha şekli belli olan A Grubu’yla başlayalım,her takım hakkında kısa kısa görüşlerimi ve gruptan çıkma şanslarını yazacağım.

                                      
A GRUBU

Rusya:Evet Rusya turnuvanın ilk gününde oynadığı Çek Cum. Maçında ki ezici galibiyeti,oynadığı göze hoş gelen futbolla otoritelerin gizli favorisi arasına girmeyi başardı.Dün akşam oynadıkları Polonya maçında ise Dick Advocaat’ın talebeleri beraberlik golünü yedikten sonra 1 puana razı oynadılar ve istediklerini aldılar.Rusya şu an 4 puanla lider konumda ve gruptan çıkmaması için futbol mucizeleri olması gerek.Özellikle Dzagoev ve Arshavin önderliğindeki Rusya’yı izlemek büyük keyif.

                                                

Çek Cumhuriyeti:Çekler ilk gün aldıkları ağır mağlubiyetten sonra çok tartışılmış, turnuvanın en zayıf ekiplerinden biri olarak gösterilmişti.Çoğu kişi de dağılmış Çek Cumhuriyeti’nin Yunanistan karşısında mağlup olacağını ön görüyordu.Fakat Çekler maça çok hızlı başlayarak Jiracek ve Pilar’ın golleriyle daha 6 dakika geçmişken skoru 2-0’a getiriyordu.Daha sonra yedikleri gol ise takımın en iyi oyuncusu Cech’in hatasıyla gelmişti.Bu maçta ki galibiyet bir anda onları gruptan çıkmak için avantajlı duruma getiriyordu.Son maçta Polonya ile tam bir final maçına çıkıyorlar kaybetmezlerse bu gruptan sürpriz bir şekilde çıkacaklar.Şunu söylemekte isterim özellikle Jiracek’i hırsıyla Pilar’ı da tekniğiyle çok beğendim.
                                         

Polonya:Polonya açılış maçına fırtına gibi başlamış erken buldukları golle de öne geçmeyi başarmışlardı.Daha sonra eksilen rakibi karşısında skoru koruyamamış ve 1 puanla turnuvaya başlamıştı.Bu maçta özellikle teknik direktör Smuda’nın oyuna hamle yapmaması tartışılmıştı.İkinci maçta Rusya karşısına çıkan kırmızılar ilk maçta ki gibi maça iyi başlamıştı ve ilk golü yemelerine rağmen kaptan Kuba’nın golüyle eşitliği sağlamışlardı.İkinci maçındanda 1 puanla ayrılan Polonya gruptan çıkmak için Çek Cumhuriyeti’ni yenmek zorunda.İkinci maçta sakatlanan Polanski’nin oynayıp oynamaması çok kritik , ben kaleyi yine Pyton’un koruyacağını düşünüyorum.

Yunanistan:İlk maçta yaptıkları geri dönüşle önce beraberliği yakalayıp daha sonra öne geçme fırsatını tepmişlerdi.Yunanistan yine sıkıcı bir futbol oynamakla birlikte disiplinden kopmayıp takım halinde oynayan bir ekip.Gekas ve Salpingidis gibi ileride hata arayan ve bulduklarında da affetmeyen bir ikiliye sahipler.Ama defansta yaşanan sorunlar onları Çekler karşısında şok bir yenilgiye uğrattı ve artık gruptan çıkma şansları mucizelere kaldı.Bu Yunanistan’ı izlerken de insanın biz nasıl burada yokuz diyesi geliyor.

B GRUBU

Almanya:Panzerler ilk maçta galip gelseler de oynadıkları oyunla ve arkada verdikleri boşluklarla kafalarımızda soru işaretleri bırakmış olabilir.Ancak öyle bir grup ki bu futbola pek bakılmadan tabelaya bakmak gerek.Almanya’nın bu akşam rakibi Hollanda.Hollanda,Portekiz gibi kapanarak oynamayan hücumcu bir takım bu sebeple ben Almanların ileride daha çok pozisyon bulabileceklerini düşünüyorum.Ben ne sürpriz olursa olsun Almanların bu gruptan lider çıkacaklarını düşünüyorum.

                                              
Danimarka:Büyük bir sürpriz yapıp gruplara Hollanda’yı yenerek başlayan Danimarka,ikinci maçta Portekiz önüne çıkacak.İlk maçta Krohn-Dehli ile golü bulan daha sonra da pek yarı alanından çıkmayan Danimarka’nın yine aynı oyun şablonuyla ve mantalitesiyle oynayacağını düşünüyorum.Onlar için bu maçta 1 puan bile yeter,onlarda kaybetmemek için oynayacaklardır.

                                        
Hollanda:Gruplara hiç beklemediği bir yenilgiyle başlayan ‘’Portakallar’’ bu maçta gol pozisyonları bulsa da golü bir türlü bulamamıştı.İleride ki dörtlüde solda Afellay sağda Robben ile başlayan Hollanda’nın ben sistemi değiştirip Huntelaar’ı ileriye atıp Van Persie’yi de kanatlarda Afellay’ın yerine oynatacaklarını düşünüyorum.Almanya karşısında mutlaka galibiyete oynayacaklar ama alacakları bir mağlubiyet onları şampiyonluk rüyasından erken uyandırabilir.

Portekiz:Almanya karşısında beklenenden daha iyi bir oyun oynayan Portekiz maçın sonunda beraberlik şansları yakalamasına rağmen bunlardan yararlanamamıştı.Şimdi rakipleri kapanarak oynayan Danimarka ileri uç elemanlarının etkinliği onlar için belirleyici olacaktır.Erken bir gol bulurlarsa Danimarka’yı yeneceklerini düşünüyorum.Gruptan çıkmaları için de bu şart gibi duruyor.

C GRUBU
Hırvatistan:İlk maçta ezici bir oyunla İrlanda’yı 3-1’le geçtiler özellikle hücüm hatları çok zengin ki bu maçta Modric nerdeyse hiç ortada yoktu.Defansta bariz hatalar yapmazlarsa bu gruptan çıkarlar.Diğer maçın berabere bitmesi de çok büyük avantajlarına oldu.

                                    

İspanya:İspanya,İtalya karşısına 4-6-0 sistemiyle çıktı Fabregas kaleye en yakın isimdi bunu Barcelona’da oynuyo diyebiliriz ama onlarda ortada Messi kanatların birinde de hücumcu bir kanat oyuncusu oynuyor yani tamamen farklı bir dizilişle çıktılar sahaya.Golü yedikten sonra buldukları golle turnuvaya 1 puanla başladılar.İrlanda’yı rahat geçerler diye düşünüyorum onlar için sıraları belirleyecek maç Hırvatistan maçı olur.

                                        

İtalya:Beklenilenden iyi bir oyun ortaya koydular.İspanya’dan 1 puan alarak başladılar,bu onların gruptan çıkabilmesi için önemli bi puan olabilir.Hırvatistan-İtalya maçı bu grubun final maçı olur.İlk maça döncek olursak takımın savunması sağlam gözüktü ileride Di Natele,Balotelli’den daha etkili oldu,ikinci maçta ilk 11de o başlayabilir.İtalya tehlikeli bir takım zor gol yiyorlar ve turnuvanın sürprizleri arasında.

                                          

İrlanda:Turnuvanın en zayıf takımı gibi duruyorlar.Taraftarlarınında dediği gibi buraya eğlenmek turnuvanın tadını çıkarmaya gelmiş gibiler sanırım onlar için doğrusu da bu.Gruplarında ki üç takım da çok tehlikeli,puan almaları zor gibi gözüküyor.İlerleyen maçlarda genç oyuncuları kendini göstermek için oynayacaktır.

D GRUBUUkrayna:Herkes İsveç’i favori gösterirken onlar maçı kazanmayı başardılar.Yıllanmış şarap Sheva hala çok diri ve hala yapacakları olduğunu gösterdi.İngiltere ve Fransa’nın oyununa bakarsak onların umutlanması çokta mantıksız değil.Ben özellikle İngiltere’den puan veya puanlar alabileceklerini düşünüyorum.

                                        

Fransa:Favori çıktığı maçta İngilizlerle berabere kalan Horozlar vasat bir oyunla turnuvaya başladılar.Ne kadar üstün gibi gözükseler de net pozisyonları yok denecek kadar az bunda İngiltere’nin kapanarak oynamasının da şüphesiz büyük bir payı var ama Fransa final görmek istiyorsa oyununu mutlaka geliştirmeli.Malouda’yı kesip Ben Arfa veya yaratıcı başka bir oyuncuyu oynatmak daha akıllıca olabilir.

                                       

İngiltere:İngiltere oynadığı oyunla hayal kırıklığı yarattı,tribündekileri uyuttu.İleride Welbeck’e nerdeyse top gelmedi.Onun arkasında oynayan Young varmıydı yokmuydu anlayamadık.İngiltere gruptan çıkmak için mutlaka bişeyleri değiştirmek zorunda.Önlerinde yenmeleri gereken Ukrayna var ve bu oyunla işleri çok zor gözüküyor.

İsveç:Turnuvanın renkli takımlarından İsveç favori çıktığı maçta Ukrayna’ya sürpriz bir şekilde mağlup oldu.İbrahimovic’in golüyle öne geçen İsveç skoru koruyamadı daha sonra da başka gol bulamadı.Elmander’i aradığını söyleyebiliriz mutlaka ama özellikle İsveç’in orta sahasını iyi bulmadım.İbrahimovic’in biraz daha arkadaşlarına haklar tanıması lazım biraz fazla arkadaşlarına müdahale ediyor gibi.İsveç’in işi bundan sonra çok zor ama imkansız değil,bu grupta her şey olabilir.

8 Haziran 2012 Cuma

Bu sefer "yeni" Milli Takım

Fatih Terim’in vedasından sonra takımın başına Guus Hiddink gelirken yeni bir takım kurulacağı,artık daha fazla gençlerin şans bulduğu,bir sistemi olan bir takım oluşturacağı ümidi vardı herkeste.İlk hazırlık maçlarında yeni yüzler görülse de daha sonra tekrar eski oyunculara dönüş,takımın aşırı defansif oynaması,heyecansız oynaması derken EURO 2012’yi kaçırdık.Neyse umarım bu son sağlık olsun deyişimiz olur.

                   


Abdullah Avcı takımın başına getirilirken sanırım göreve gelirken en fazla destek verilen nerdeyse hiçbir eleştiri yapılmayan hoca olarak geldi.Bunun en büyük nedeni hem medya hem de biz futbolseverlerin Hiddink’ten sonra bir Türk Hoca’nın takıma gelmesi konusunda hemfikir olmuş olmamızdı.Nitekim Abdullah Hoca göreve gelir gelmez ne kadar çalışkan olduğunu ve ne kadar bu görevi benimsediğini gösterdi.Yurt dışındaki tüm lejyonerlerimizle görüşmeler yaptı ligimizde her hafta 2-3 maçı statta takip etti ve tüm gün mesailer yaptı.
    


               
İlk hazırlık maçımızı Bursa’da Slovakya’yla oynamış ve sahadan 2-1 mağlup ayrılmıştık.Sezon bitmiş ve çok ufak bir aranın ardından milli takım kamp için İstanbul’da toplanıp Avusturya’ya gitmişti.Kadroda genç bir isim göze çarpıyordu;Sercan Sararer.İlk hazırlık maçımızda Gürcistan önünde özellikle ilk yarıda çok istekli ve tempolu bir oyun oynamıştık bu maçta özellikle Sercan ve Mehmet Topal’ın iyi oyunları göze çarpıyordu.İkinci maçımızda Finlandiya’ya 3-2 mağlup olurken özellikle Rüştü’nün çıkmasından sonra kaleye geçen Cenk’in yaptığı iki hata göze çarpıyordu.Ama yine milli takım umut veren bir oyun sergilemişti.Üçüncü maçımızda Bulgaristan’ı rahat bir oyunla 2-0 geçerken rakip bize çok zayıf gelmişti.Bu beş maçlık periyotta en önemli maçlara gelmişti sıra,dördüncü maçımızda Portekiz ile Lizbon’da karşılaşacaktık.Maça beklenildiği gibi Portekiz baskılı başlamıştı.Buldukları pozisyonlarda bu kampta ilk kez oynayan Volkan kalesinde devleşiyordu.Portekiz pozisyonları harcarken Hamit’in vurduğu top direkten döndü,bu pozisyonda iki dakika sonra kampın yıldızı Sercan’ın soldan içeri çevirdiği topa Umut dokunuyor ve milli takımımızı öne geçiriyordu.İkinci yarı başında önde presle kazandığımız topta Umut şık bir vuruşla skoru 2-0’a getiriyordu.Bu golden yaklaşık on dakika sonra Portekiz Nani ile golü buluyordu.Hemen sonra bir de penaltı kazanmıştı Portekiz fakat Ronaldo’nun vuruşunu Volkan çıkartıyordu.Maçın sonuna kadar baskı yesekte gole izin vermedik.88. dakikada da Costa topu uzaklaştırmaya çalışırken Pepe’ye çarpan top ağlarına gitmişti.Maçı 3-1 kazanmıştık ve bütün Avrupa basını bizden söz ediyordu.Son maçta Almanya’da dolu tribünler önünde Ukrayna ile karşılaşıyorduk.Maçın genelinde düşük tempolu bir maç olmuştu.Caner ve Mustafa’nın golleriyle bu maçı da 2-0 la kazanmıştık.Ve kamp bu maçlarla sona ermişti.
                      

Kampın geneline baktığımız zaman takımın 4-2-3-1 sistemine döndüğünü söyleyebiliriz.Kalede Volkan’ın yeri garanti onun yedeği ise kampın yıldızlarından Mert Günok olacaktır.Sağ bekte Hamit iyi bir performans sergiledi,Serdar Kurtuluş ise beklentilerin altında kaldı.Gökhan Gönül’ün dönmesiyle sağ bekte ya Gökhan ya da Hamit oynar.Göbekte ise bence Egemen-Ömer Toprak ikilisi bizim ideal ikilimiz Semih onları zorlayacaktır,Bekir’in ise kadroda sakatlık olmazsa yer bulabileceğini düşünmüyorum.Sol bekte ise sakatlanan İsmail’den sonra Hasan Ali’nin vasat bir performans sergilediğini söyleyebiliriz.Burada hala Hakan Balta ilk seçenek gibi duruyor.Orta sahada Mehmet Topal’ın yeri garanti gibi,Mehmet’in partnerinin Selçuk İnan olacağını tahmin ediyorum.Bu kampta ne kadar az şans bulsa da bence Abdullah Hoca gençliğinden beri tanıdığı Selçuk’u bildiği için bu maçlarda diğer oyunculara şans verdi.Orta sahayı diğer zorlayacak isimler Nuri ve Emre gibi duruyor.Sağ kanatta ise Portekiz maçı performansıyla Umut Bulut’un ilk tercih olacağını söyleyebilirim duruma göre Hamit’te buraya çekilebilir.Orta da Arda serbest oynuyor her iki kanada ve orta sahaya yardım ediyor aynı zamanda serbest oynuyor diyebiliriz.Solda Sercan formayı kaptı diye düşünüyorum Gökhan Töre ona alternatif olur.Forvette Burak tek tercih gibi dururken Ukrayna maçında iyi bi performans sergileyen Mustafa Pektemek ben buradayım dedi.Kadroyu bu şekilde şekillendirebiliriz artık daha hırslı daha tempolu ve daha istekli oynayan bir milli takıma sahibiz umarım 2014’te Brezilya’da oluruz…